Ne güzel günlerdi o eski günler, komşularımızla birlikte oturur, soba üstünde kestane kebap yapardık. Sohbetler bitmezdi sonraları televizyonlar evlerimize girmeye başladı, komşular sinema seyircisi gibiydiler… Televizyonun hayatımıza girişi ile herşey bitti, zevkler ve renkler tartışılmaz misali her odaya bir televizyon, aile fertleri odalara dağılmış, kimi dizi, kimi film, kimi haber izlemekle meşgul…
Televizyon evimizin olmazsa olmazlarından vazgeçilmez bir eşyamız oldu adeta onunla bütünleşmiştik.
Hiç düşündünüz mü, dünyayı odamıza getiren bu sihirli kutu nasıl icat edilmişti? Yetmişli yıllardı, çocuktuk o zamanlar izledikçe düşünürdük acaba bu camın arkasındakiler de bizi görüyor muydu hatta Vizontele filmindeki Deli Emin’in (Yılmaz Erdoğan)ın unutulmaz repliği hala hafızalarımızdadır… ne diyordu Deli Emin
“ Zeki Müren’de bizleri görüyor mu?” Yok hayır görmüyordu !
Televizyonun öyküsünü anlatmak için öncelikle İskoç Mühendis John Logie Baird’ı tanıtmam gerekecek.
J.L.Baird İskoçya’nın Helensburgh şehrinde doğmuştu, Glasgow ve West of Scotland Teknik Koleji’nde Mühendislik eğitimi aldı.
Çocukluğundan beri sağlık sorunlarıyla boğuşan ve Birinci Dünya Savaşı'nda (1914-1918) görev yapamayacak durumda olan Baird, deniz havasının sağlığını iyileştireceğini umarak 1923'te İngiltere’nin Manş Denizi kıyısındaki küçük bir kasaba olan Hastings’te bir ev kiraladı.
Burada, girişimci ruhlu genç, asla paslanmayacak cam bir tıraş bıçağı ve yürüyüşü kolaylaştırmak için şişirilmiş balonlu pnömatik ayakkabılar icat ederek para kazanmayı hedefledi ancak bunların hepsi boşa çıktı.
J.L.Baird 1924'te Londra'nın Westminster bölgesinde , Oxford ve Regent Caddeleri arasında yer alan ünlü semt Soho'da bir çatı katı kiraladı, burayı laboratuara dönüştürdü ve karmaşık cihazıyla sürekli arızalanan parçaları etrafa saçılan, büyük, gürültülü, tehlikeli bir şekilde titreşen bir makineyle takıntılı bir şekilde deneyler yaptı.
Televizyon düşüncesinin ilk adımlarını 1923 yılında atmış olsa da, ilk görüntüyü, çalışmalarının üzerinden 2 yıl geçtikten sonra 1925 yılında gerçekleştirdi.
J.L.Baird bir gün laboratuvarının alt katında çalışan 20 yaşındaki ofis çalışanı William Taynton'ın, yanına koşar adımlarla indi ve heyecanla Taynton’ı kolundan tuttuğu gibi adeta sürüklercesine yukarı kata çıkarttı.
Taynton, J.L.Baird'in laboratuvarının darmadağınık halini görünce, çok şaşırmıştı. Taynton, o günlerini yıllar sonra BBC ‘ye şöyle anlatıyordu.
"O günlerde kullandığı aletler tam bir felaketti yani içinde bisiklet lensleri ve benzeri şeyler olan karton diskler, her türlü lamba, eski piller ve diski döndürmek için kullandığı çok eski motorlar vardı.
Beni vericinin önüne oturttuğunda sıcağı hissetmeye başlamış ve çok korkmuştum ancak J.L.Baird bana endişelenecek bir şey olmadığını söyledi. Görüntü olup olmadığını görmek için alıcı ucuna gitti, ışığa odaklandım ancak bu lambaların müthiş sıcağı yüzünden bir dakikadan fazla orada kalamadım, kalkmak istedim. Bay Baird, bu defa elime yarım kron (iki şilin ve altı peni) sıkıştırdı ve lambanın karşısına oturmamı rica etti. “ İşte bu yarım kron tarihe ilk TV. ücreti olarak geçti.
J.L.Baird, Taynton'dan dilini çıkarıp komik suratlar yapmasını istedi. Sıcaktan panikleyen Taynton,
“Diri diri kavruluyorum" diye bağırdı.
J.L.Baird de "Birkaç saniye daha dayan William, birkaç saniye daha dayanabilirsen" diye karşılık verdi.
Bu sırada J.L.Baird, kollarını havaya kaldırarak William yanına koşarak geldi ve
"Seni gördüm William, seni gördüm. Sonunda televizyonum var, ilk gerçek televizyon görüntüsü" dedi.
Hala heyecanın doruk noktasında olan J.L.Baird, Taynton'a icadı hakkında ne düşündüğünü sordu.
"Doğrudan bunu pek beğenmedim bay Baird çok ilkel yüzümü görebiliyordum ama hiçbir belirginlik veya özellik yoktu” diye düşüncelerini söyleyince, J.L. Baird bu sözlere itiraz etti “Hayır bu ilk görüntüydü, bu ilk televizyon ve ülkenin hatta dünyanın her yerindeki evlerde göreceksin” dedi.
Ertesi yıl 26 Ocak’ta Baird, Londra’daki Kraliyet Enstitüsü’nde dünyanın ilk kamuya açık televizyon gösterisini gerçekleştirdi. Bu başarılı gösterimin hemen ardından Baird, iş yerini Londra'nın Covent Garden bölgesindeki 133 Long Acre adresine taşıyarak Baird Television Development Company'nin genel merkezini ve stüdyolarını kurdu.
3 Eylül 1939'da İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, hükümetin televizyon sinyallerinin düşmanın hedef belirlemesine yardımcı olacağı endişesi nedeniyle yayınları durdurulmak zorunda kaldı. Baird Television iflas etmesine rağmen,
J.L.Baird geniş kişisel birikimlerini kullanarak özel araştırmalarına devam etti ve yüksek çözünürlüklü renkli televizyon da dahil olmak üzere fikirler geliştirdi.
Ve maalesef bizlere büyük bir buluşu hediye eden adam 14 Haziran 1946'da 57 yaşında hayatını kaybetti.
1970 li yıllarda yurdumuza ilk girmeye başlayan Televizyon günümüzde artık evimizin olmazsa olmazlarından oldu… Hep ilkleri yazdık ya, televizyona çıkan ilk sanatçımız kimdir diye soracak olursanız, onuda yazayım.
Yurdumuzda henüz televizyonun olmadığı dönemde, 1953 yılında Amerika'da CBS kanalında şarkı söyleyerek televizyona çıkan ilk Türk sanatçı Rüçhan Çamay'dır. Caz şarkıcısı Rüçhan Çamay, Amerikalı bir ajanın davetiyle gittiği New York'ta iki solo programla ekrana çıkarak bu alanda tarihe geçmiştir.
Başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ
























Yorum Yazın