Üç gündür hastanede olan biri olarak söylüyorum bunu:
“Ailece düşme rekorunu elimizde tutuyoruz.”
Bu konuda ben oldukça sabıkalıyım ama kız kardeşlerimde beni takip etmekte hiç tereddüt etmediler. Arkam sıra onlarda yıllar içerisinde düşerek bir yerlerini kırdılar. Babam ben büyürken öğütleriyle örnek abla olduğumu kardeşlerimin benim doğru davranışlarımı, toplum içi konuşmamdan tutunda oturup kalkmama, yediğimden içtiğime, insan ilişkilerime, giyimime kuşamıma, yolda yürümeme, doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırt etmemde, gülmemden ağlamama, sabrımdan sükunetime, büyüklerime gösterdiğim saygıdan, küçüklerime verdiğim sevgime kadar her şeyimi örnek alacaklarını söylemişti. Onlar beni hiçbir konuda örnek almasa da kendi bildikleri yolda gitselerde düşme konusunda maşallah hemen arkamdan geldiler.
Geçen yıllar içerisinde hepimiz kol, ayak hatta parmaklarımıza kadar bazı uzuvlarımızı kırmış olduk. Annem:
“Benim evimde hiç düşmediniz ama koca evine gidince ne hikmetse hep düştünüz” diye takılırdı bize .
Önce ben başladım bu işlere çocukluğumda hiç düştüm mü acaba diye de hala düşünür dururum annemi kulak arkası ederek çünkü biz çocukluğumuzda hep ağaçlara tırmanarak meyve yemeyi severdik dallar, yapraklar ve meyveler bizim en güzel arkadaşımızdı mutlaka ya tırmanırken ya da inerken ayağımız kaymış düşmüşüzdür ufak tefek yara bereleri de annem önemsememiştir.
Ortaokul ve lise talebelik yıllarımda ya okula giderken ya da teneffüslerde hep ayağımı burkardım, şişen moraran ayak bileklerime annem et sarardı şimdi yemek için almaya kıyamadığımız etleri düşünün o zamanlar hiç acımadan tedavi amaçlı bileklerimize sarılıyormuş , doktorlar bu durumu onaylar mı bilmem ama ben iyi geldiğini söyleyebilirim . “Et eti iyi ediyor”. Tecrübeyle sabittir.
Çiftlik evimizin ıslak verandasında ayaklarımda altı kaygan Tokyo terliklerimle öyle bir düştüm ki kuyruk sokumu kemiğimi kırdım, tedavisi bir yıl sürdü , altı ay sırt üstü , altı ay yüz üstü yattım , tam bir yıl sonra oturmaya başladığım zaman da lastik şişme simit kullandım, ya da iki sandalye arası boşluğa gelecek şekilde oturuyordum.
Düzgün oturmam yasaktı. Yan olarak oturuyordum, arkadaş toplantılarına dahil olduğumda adımı Kleopatra ya da Kontes koydular.
Sonrasında tabi ki iyi oldum ama kayınvalidem sakat kalacağım diye gerçekten eşime yeni bir gelin bakmaya başlamıştı. Allahtan eşim tınmadı bile.
Geçen yıllar içerisinde 1999 da ve 2011 de sağ ve sol her iki ayak bileğimi kırdım sonuç ameliyattı ,
Sonrasında ise iki kez sağ kolumu kırdım, Allahtan alçıyla geçirdik sonra yine kalorifer üstündeki mermeri temizleyeceğim diye düşürerek ayak parmaklarımı kırdım, ayak bileklerimde ameliyat sonrası yirmi adet çivi var onları çapraz bağlayan iki de çubuk, platin oldukları için bayağı kıymetliyim. Bu düşmelerim karda buzda değildi , ilki kardeşimin çiftliğinde çimlerin üstünde, ikincisi Kızılay‘da yağmurlu bir havada altı kösele düz bir ayakkabının kayması sonucunda.
2023 - 2024 ve 2025 Aralık ayında yine evde ve yolda düşüp sağ dizimi çatlattım, ayaklarımı koruyayım derken kolumun üstüne düştüm sol elimin parmaklarını zedeledim parmaklarım kilitlendi açılmadı ve tırnaklarım düştü. Ne gariptir ki kızımın yeni yıl için Türkiye’ye, geleceği haftalarda düşüyorum sanki kasıtlı gibi çocuğuma yoktan sıkıntı açıyorum.
Ortanca kardeşim önce ayak bileğini sonra kolunu kırdı, küçük kardeşim de vukuatlarımda beni yalnız bırakmadı, o da ayak kırıklarını bir kaç kez yaşadı.
Şu son üç günümüz onunla hastanedeyiz yine, iki hafta süren seyahatinin arkasından uzunda uçak yolculuğu sonrası hava alanı çıkışında yorgunluk ve uykusuzluktan zaten rahatsız olan ayakları sanki birbirine dolanmış ve poşet içerisindeki şişe yere düşünce parçalanmış ve zaten çocukluğunda geçirdiğimiz trafik kazası sonucu arızalı olan elini şişenin üstüne bastırmış bilinçsizce şişenin kırılan parçaları avucuna batmış, cam kırıkları sinir uçlarını ve damarlarını kesmiş , ambulans gelene kadar alanda görevli doktor dikmeye çalışsa da nafile kanı durduramamışlar.
Sonrası hastane tabi ki ve ne yazık ki ameliyat.
Aman aman dikkat edin, sizler de sakın düşmeyin! kaza geliyorum demiyor ama yine de üstünüzden uzak olsun.
El cerrahisi ilk hastanede olmadığı için biz ikinci bir hastaneye geçtik her iki hastanede de elini, kolunu , ayağını kıran o kadar çok insan gördüm ki henüz havada kar da yok buz da yok ama kıyamet günü gibi insanlarla dolu yürümekle bitmeyen kocaman iki Şehir Hastanesi.
Ben de refakatçi olarak kardeşimin yanındaydım Allah hiç kimseyi hastanelere düşürmesin yatan hastaya da zor, bakan doktora ve hemşirelere de zor yine de bize bakan hemşirelerimiz son derece saygılı ve ilgiliydi sağolsun.
Bu haftalık da bu kadar olsun hepinize sağlıklı, sıhhatli , hastalıksız ve kazasız belasız güzel günler diliyorum.
Hoşçakalın
FATOŞ ACAR























Yorum Yazın