MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

GÖNDERMEDEN ÖNCE BİR MAKİNEYE SORUYORUZ

Ana SayfaYazarlarSOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
19 Ekim, 2026, Pazartesi 19:00
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
GÖNDERMEDEN ÖNCE BİR MAKİNEYE SORUYORUZ

 

Yapay zekâ, insan ilişkilerinde yalnızca ne söyleyeceğimizi değil, belirsizlikle nasıl başa çıktığımızı da etkiliyor.

Birine mesaj yazıyorsunuz. Söylemek istedikleriniz belli, hatta belki uzun zamandır içinizde biriktiriyorsunuz. Birkaç cümle yazıyor, sonra siliyorsunuz. Bir kelimeyi değiştiriyor, yeniden okuyorsunuz.

Sonra durup kendinize soruyorsunuz: Acaba bunu nasıl anlayacak?

Telefonu açıp mesajı yapay zekâya gösteriyorsunuz.

“Çok mu sert olmuş?”

“Bunu söylersem ne düşünür?”

“Sence nasıl cevap verir?”

Böylece henüz yaşanmamış bir konuşma başlıyor. Üstelik karşınızdaki kişiyle değil, onun ne söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışan bir makineyle.

İlk bakışta bunda olağan dışı bir şey yok. İnsanlar önemli konuşmalardan önce arkadaşlarına danışır, söyleyeceklerini zihninde tekrarlar, bazen aynanın karşısında prova yapar. Yapay zekâ da bu hazırlığın yeni araçlarından biri olabilir.

Fakat burada üzerinde durulması gereken bir ayrıntı var: Artık yalnızca ne söyleyeceğimizi değil, karşı tarafın verebileceği tepkiyi de önceden anlamaya çalışıyoruz.

Acaba yapay zekâ, konuşmalarımızı kolaylaştırırken belirsizliğe duyduğumuz tahammülü de değiştiriyor mu?

Bu sorunun henüz bütün cevaplarını bilmiyoruz. Ancak araştırmalar, üzerinde düşünmeye değer bazı bulgular ortaya koyuyor.

Bir konuşmaya hazırlanmak gerçekten işe yarıyor mu?

2026’da yayımlanan, 1.371 kişinin katıldığı ön kayıtlı bir deneyde, zor bir konuşmaya chatbot aracılığıyla hazırlanan katılımcıların yüzde 65’i sonraki hafta bu konuşmayı gerçek hayatta başlattığını bildirdi. Kontrol grubunda bu oran yüzde 59’du. Araştırmacılar, katılımcıların konuşmanın daha iyi geçeceğine ilişkin beklentilerindeki artışın da sonuçta rol oynayabileceğini değerlendirdi.

Bu bulgu önemli. Çünkü bazen bir konuşmayı ertelememizin nedeni ne söyleyeceğimizi bilmemek değil, söyleyeceklerimizin ardından ne olacağını bilememektir.

İnsan yanlış anlaşılmaktan, karşısındakini incitmekten veya beklemediği bir tepkiyle karşılaşmaktan çekinebilir. Düşüncelerini bir araç yardımıyla düzenlemek, ilk cümleyi kurmasını kolaylaştırabilir.

Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor. Araştırma, yapay zekânın bütün ilişkileri iyileştirdiğini veya konuşmaların daha iyi sonuçlanmasını sağladığını göstermiyor. Daha sınırlı bir sonuca işaret ediyor: Yapay zekâ desteği, bazı insanların zor bir konuşmayı başlatmasını kolaylaştırabilir.

Peki, konuşmayı başlatmakla konuşmanın sonucunu kontrol edebilmek aynı şey mi?

Elbette değil.

Karşımızdaki insanı ne kadar tanıyabiliriz?

Bir mesajı değerlendirmek için yapay zekâya başvurduğumuzda, çoğu zaman yalnızca kelimeleri incelemesini istemeyiz. Bazen karşımızdaki insanın ne hissettiğini, neden sessiz kaldığını veya neden beklediğimiz gibi cevap vermediğini de anlamaya çalışırız.

Örneğin, birine içten bir mesaj gönderdiniz ve karşılığında yalnızca kısa bir cevap aldınız.

Bu cevap sizi düşündürebilir. Acaba ilgisi mi azaldı? Kırıldı mı? Meşgul müydü? Yoksa konuşmayı sürdürmek istemiyor mu?

Yapay zekâ bu ihtimalleri sıralayabilir. Fakat hangisinin doğru olduğunu yalnızca mesajdan hareketle kesin olarak bilemez.

İnsan davranışlarının tek bir açıklaması yoktur. Aynı sessizlik, farklı insanlarda ve farklı koşullarda farklı anlamlara gelebilir. Bazen bir davranışın nedenini öğrenmek için doğrudan konuşmak gerekir. Bazen de tek bir olaydan sonuç çıkarmak yerine zaman içindeki tutarlılığa bakmak daha doğrudur.

Sorun, yapay zekânın olasılıkları değerlendirmesi değil. Sorun, bu değerlendirmelerin ne kadar ikna edici sunulduğu nedeniyle bir tahmini gerçekmiş gibi kabul edebilmemizdir.

Karşımızdaki kişinin zihnine erişemediğimiz hâlde onun hakkında bir açıklama oluştururuz. Ardından gerçek konuşmayı, bu açıklamanın doğru çıkıp çıkmayacağını sınadığımız bir duruma dönüştürebiliriz.

Oysa insanı tanımak, onun bütün tepkilerini önceden tahmin etmek değildir. Bazen ancak beklemediğimiz bir cevap aldığımızda, daha önce fark etmediğimiz bir yönünü görebiliriz.

Daha doğru kelimeler, daha gerçek bir ilişki mi?

Yapay zekânın mesaj yazarken sunduğu kolaylıkları göz ardı etmek doğru olmaz. Öfkeliyken yazdığımız bir cümleyi daha sakin ifade etmemize, düşüncelerimizi toparlamamıza veya yanlış anlaşılabilecek bir noktayı fark etmemize yardımcı olabilir.

Ancak bir mesajın iyi yazılmış olması, bizi mutlaka doğru temsil ettiği anlamına gelmez.

2026’da iScience dergisinde yayımlanan ve toplam 1.637 katılımcıyı kapsayan iki deney, yapay zekâ destekli yazımın güven oluşturma ve mesajların algılanma biçimiyle ilişkisini inceledi. Bulgular, yapay zekâ desteğinin iletişimdeki etkisinin yalnızca kelimelerin niteliğiyle sınırlı olmadığını düşündürüyor. Bununla birlikte deneyler, uzun süreli romantik ilişkilerde güvenin nasıl geliştiğini doğrudan açıklamıyor.

Burada daha kişisel bir soru ortaya çıkıyor.

Bir mesajı yapay zekâyla düzenlediğimizde yalnızca anlatımımızı mı iyileştiriyoruz, yoksa karşı tarafa göstermek istediğimiz kişiyi de yeniden mi şekillendiriyoruz?

Kırıldığımız hâlde son derece anlayışlı görünmek, özlediğimiz hâlde mesafeli davranmak veya aslında söylemek istediğimiz şeyden vazgeçerek daha güçlü bir izlenim bırakmaya çalışmak mümkün.

Bazen bu düzenlemeler iletişimimizi gerçekten iyileştirir. Bazen de kendimizi olduğumuzdan farklı göstermemize neden olabilir.

Her duyguyu ilk aklımıza geldiği biçimde ifade etmek zorunda değiliz. Önemli olan, duygularımızı düzenlerken onları inkâr etmemek.

Çünkü karşımızdaki insanın tanıdığı kişi, yalnızca doğru kelimeleri seçen biri değil, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını zaman içinde ortaya koyan biridir.

Bir mesajı daha etkili hâle getirebiliriz. Fakat her mesajı kusursuzlaştırma çabası, kendimizi ifade etmenin önüne geçiyorsa, üzerinde düşünmemiz gereken başka bir mesele var demektir.

Belirsizlikten kaçınmak mümkün mü?

İnsan ilişkilerinde belirsizlik kaçınılmazdır. Birinin bizi sevip sevmediğinden, söylediğimiz bir sözün nasıl karşılanacağından veya bir ilişkinin nereye gideceğinden her zaman emin olamayız.

Bu belirsizlik bazı insanları diğerlerinden daha fazla zorlayabilir. Psikolojide belirsizliğe tahammülsüzlük olarak ele alınan bu eğilim, sonucu bilinmeyen durumları tehdit edici algılamakla ilişkili olabilir. Elbette her soru sormak veya bir mesajı tekrar tekrar kontrol etmek tek başına böyle bir eğilimin göstergesi değildir.

Yapay zekâdan yardım istemek de kendi başına bir sorun sayılmaz. Asıl önemli olan, bu yardımın ardından nasıl hissettiğimiz ve ne yaptığımızdır.

Bir mesajı düzenledikten sonra kendimizi daha iyi ifade edebiliyor ve konuşmaya geçebiliyorsak, bu destekleyici bir kullanım olabilir.

Ama her cevap yeni bir soru doğuruyorsa, mesajı tekrar tekrar analiz ediyor, farklı ihtimalleri değerlendirmeden rahatlayamıyor ve kendi kararımıza güvenmekte zorlanıyorsak, süreç bizi düşündüğümüz kadar ileri taşımıyor olabilir.

Çünkü bazen bir soruya daha fazla cevap aramak, ihtiyacımız olan kesinliği sağlamaz. Yalnızca zihnimizdeki ihtimalleri çoğaltır.

İnsan ilişkilerinde her şeyi önceden bilmek mümkün değildir. Bunu kabul etmek kolay olmayabilir. Özellikle bir ilişki bizim için önemliyse, beklemek ve karşı tarafın ne düşündüğünü bilmemek yorucu olabilir.

Fakat bir başkasının ne hissedeceğini bütünüyle kontrol edemememiz, kendimizi ifade etme gücümüz olmadığı anlamına gelmez.

Kendi sözümüzü seçebiliriz. Sınırlarımızı belirleyebiliriz. Karşımızdaki kişinin davranışlarını gözlemleyebiliriz. Ancak onun vereceği cevabı bizim istediğimiz hâle getiremeyiz.

Belki de mesele, cevabı önceden bilmek değildir

Yapay zekâ, zor konuşmalara hazırlanırken yararlanabileceğimiz bir araç. Bize alternatif ifadeler sunabilir, düşüncelerimizi düzenlememize yardım edebilir ve fark etmediğimiz bir noktayı görmemizi sağlayabilir.

Fakat bir insanın ne düşündüğünü kesin olarak bilemez. Onun yerine karar veremez ve bir ilişkinin karşılıklı olarak nasıl gelişeceğini önceden belirleyemez.

Bu nedenle bir sonraki mesajımızı göndermeden önce kendimize şu soruyu sorabiliriz:

Daha iyi ifade edilmek mi istiyorum, yoksa alacağım cevabın beni incitmeyeceğinden emin olmak mı?

Bazen ikisini birden istiyor olabiliriz. Bu son derece insani bir durumdur. Ancak ilkini geliştirmek bizim elimizdeyken, ikincisini bütünüyle güvence altına alamayız.

Belki de yapay zekâyla kurduğumuz ilişkinin sağlıklı sınırı tam burada beliriyor. Ondan düşüncelerimizi düzenlemek için yararlanabiliriz, fakat başka bir insanın iç dünyası hakkında verdiği tahminleri kesin bilgi olarak kabul etmek zorunda değiliz.

İnsan ilişkileri, bütün ihtimaller hesaplandıktan sonra başlayan bir süreç değildir. Bazen ne söyleyeceğimizden emin oluruz, bazen tereddüt ederiz. Bazen konuşma umduğumuz gibi geçer, bazen de hiç beklemediğimiz bir sonuçla karşılaşırız.

Bütün bunlar ilişkinin bir parçasıdır.

Yapay zekâ bize hangi kelimeleri kullanabileceğimizi gösterebilir. Fakat hangi sözün bizim için gerçekten önemli olduğunu, hangi sınırdan vazgeçemeyeceğimizi ve aldığımız cevabın hayatımızda ne anlama geldiğini bizim yerimize belirleyemez.

Belki de asıl mesele, göndermeden önce bir makineye danışmamız değil. Danıştıktan sonra kendi düşüncemize ne kadar yer bıraktığımızdır.

Çünkü bir insanla konuşmak, onun vereceği cevabı önceden bilmek değil, kendi sözümüzü söyledikten sonra karşımızdakinin de kendisi olmasına izin vermektir.

Ve bazen, bütün hazırlıklara rağmen, konuşmanın nasıl geçeceğini bilmeden mesajı göndermek gerekir.

Çünkü karşımızdaki insanı gerçekten tanımaya başladığımız yer, onun hakkında yaptığımız tahminlerin bittiği ve kendisini bize anlatabildiği yer olabilir…

Haftaya başka bir konuda buluşmak üzere hoşçakalın değerli Habercaddesi okurlarım.

HANIM DEMİRBAŞ

SOSYAL PEDAGOG

BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI

Yorum Yazın

SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    iletişime geç

    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ GÖNDERMEDEN ÖNCE BİR MAKİNEYE SORUYORUZ
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR KEDİ NANKÖR DERLER YA
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU HAYIRSIZ ADA
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER BODRUM'UN EFSANE DOKTORU DR.ALİM EKİNCİ
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU SONBAHAR
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN BİLENLERLE, BİLMEYENLER BİR OLUR MU ?
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BAŞARI, ZORLUKLARA RAĞMEN AYAKTA KALABİLMEKTİR
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL DİREKSİYON BAŞINDA TAHAMMÜL MÜ?
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BİR CENAZEDE FOTOĞRAF YARIŞI
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ MACERALARLA DOLU BİR HAYATTAN TARİFSİZ BİR ACIYA
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle