Süper Kahramanın Ardındaki Gerçek Hikâye
Marvel Filmciliğin kapalı gişe oynayan Steven Rogers veya bilinen adıyla Kaptan Amerika filmini izlediğinizi sanırım bilirim ki siz izlemeseniz bile aile fertlerinizden birileri mutlaka izlemiştir…
Hatta öyle ki , çocuk oyuncakları bile Kaptan Amerika’nın figürleri ile donatılmış, vazgeçilmez, kalkanı ile efsaneleşmiştir… Amacım sizlere filmi anlatmak değil, bu filme konu olan yılların çizgi karakterinin gerçek hayat öyküsünü anlatmak…
Zamanla karşımıza çıkan bazı kahramanlar vardır ne bileyim bunlar sadece çizgi roman sayfalarında ya da beyazperdede kalmaz, bir ulusun ruhuna karışır. İşte sizlere anlatmak istediğim “Kaptan Amerika”’da tam olarak böyle bir figürdür. Çoklarınız onu film ve çizgi romanlardan tanıdığı kadarıyla yıldızlı kostümü, kalkanı ve özgürlük sloganlarıyla tanırsınız. Ama Kaptan Amerika’nın gerçek hikayesi, aslında süper güçlerinden çok daha fazlasını anlatır bizlere.
Kaptan Amerika yada orijinal adı ile Captain America (Steve Rogers), 4 Temmuz 1920 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin New York eyaletine bağlı Brooklyn bölgesinde yaşayan Sarah ve Joseph Rogers’ın oğulları, fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir dönem gazete dağıtıcısı olarak çalıştı, ardından sanat okulundan mezun oldu, iyi bir ressamdı. Nazilerin Avrupa'yı ele geçirmesine seyirci kalmak istemeyen Steve Rogers , orduya yazılmak istemiş ancak vücudu zayıf olduğu için reddedilmişti. Steve inatçı bir karaktere sahipti, kapıları aşındırdı, sonunda Amerikan ordusuna kendini yazdırmayı başardı ve Nazilere karşı ülkesini savundu.
İşte tam bu atmosferde,
Kaptan Amerika, Jeo Simon ve Jack Kirby tarafından yaratılan ve Marvel Comics in öncül şirketlerinden biri olan Timely Puplications tarafından ilk olarak 20 Aralık 1940'ta “Captain America Comics” adı ile zayıf ve hasta bir genç olan Steve Rogers karakteri yaratıldı. Onu özel kılan şey kas gücü değil inancıydı ülkesine hizmet etmek isteyen ama fiziksel olarak yetersiz görülen milyonlarca insanın sembolüydü.
Ve çizgi romanda, çoklarının gerçek sandığı hikaye meydana çıktı.
Israrla orduya katılmak isteyen Steve’ye, General Chester Philips, ordunun süper asker projesine katılabileceğini ve bu sayede Nazilerle savaşabileceğini ancak serumda bir hata çıkarsa anında öleceğini söylemişti. Steve Rogers bu projeyi kabul edip başarıyla tamamlamış ve serumun başarılı olması sonucu normal bir insanın dört katı kadar güçlenmiş olarak orduya katıldı.
Steve Rogers bir gecede yazar Jeo Simon ve çizer Jack Kirby tarafından kusursuz bir askere dönüştürülmüştü ama bu dönüşümün asıl önemi fiziksel değişim değildi. bu Amerika’nın kendisini nasıl görmek istediğinin bir yansımasıydı güçlü, adil, yenilmez ve ahlaken üstün.
Ancak burada çoklarının atladığı kritik bir nokta vardı : Kaptan Amerika başından beri sadece bir karakter değildi; aynı zamanda bir propaganda aracıydı. İlk sayısının kapağında Adolf Hitler’e yumruk atması tesadüf değildi bu çizgi romanın savaş psikolojisinde nasıl kullanıldığının açık bir göstergesiydi.
O dönemde Kaptan Amerika, Amerikan halkına “biz haklıyız” duygusunu veren bir kahramandı
Hikayenin sonunda 1945 yılında takım arkadaşı Bucky Barney ile beraber kullandıkları uçakla havada savaşırken uçaklarında bulunan bomba patlaması sonucu . Bucky Barnes paramparça olarak ölürken, Steve Rogers ne hikmetse vücut bütünlüğü bozulmadan Antarktika'nın soğuk denizlerine düşmüştü.
Damarlarında dolaşan serumun gücü sayesinde ölümden kurtulan ve okyanusun dibinde yıllarca donup kalan yüzbaşının vücudu onu bulan Avengers tarafından hayata döndürülmüştü.
Amerika’nın kendince oluşturduğu bu kahraman çok sevilmişti. Öyle sevilmişti ki, dünya üzerinde birçok çocuğun oyuncağına, birçok yetişkinin kalkanına sahip olmak istediği bir idoldü artık. Amerika, kurgu üzerinde dahi olsa, istediği kahramanı yaratmıştır.
Bu öyküyü okurken “Yok artık, vay be , bu kadarda olmaz ” diyenlerinizin seslerini duyar gibiyim.
Evet tabiki gerçek değildi bu bir çizgi karakterdi, ama öylesine sevildi, öylesine tutuldu ki, sonunda Marvel Filmcilik tarafından filmi bile yapıldı.
İlk olarak 2011 yılında Marvel Sinematik Evreni'nin (MCU) Steve Rogers rolünü Chris Evans oynadığı gişe rekorları kıran bir filme dönüştü.
Bugün Kaptan Amerika’ya baktığımızda, yalnızca bir kahraman değil, bir fikir görürüz o fikir şudur:
“Güç, ancak doğru kullanıldığında anlamlıdır ve bazen gerçek cesaret, emirlere uymak değil, onları sorgulamaktır.”
Belki de bu yüzden Kaptan Amerika hâlâ güncelliğini koruyor çünkü dünya değişse de, adalet arayışı hiç bir değişmiyor.
Bu haftalıkta bu kadar, haftaya başka bir konuda buluşmak üzere hoşça kalın ama hep dostça kalın.
CELAL KODAMANOĞLU
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ























Yorum Yazın