Genel olarak yurt dışı yolculuklarımda uçağı tercih ederim.
Uçağa öyle otobüse biner gibi elini kolunu sallayarak binemezsin… Pasaport kontrolünden geçtikten sonra asıl eziyet şimdi başlar, detaylı aramadan geçmek zorundasın çünkü insan hayatı söz konusudur, bu yüzden üstün güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyulan alanların başında “Havaalanları” gelmektedir.
Uçak içinde patlayıcı, yanıcı ya da insan sağlığına zararlı maddelerle seyahat etmek uçağın düşmesine, yüzlerce yolcunun hayatını kaybetmesine sebep teşkil edebileceği için bu konuya görevliler tarafından hassas bir şekilde önem gösterilir. İşte bu yüzden Havaalanında kabaca bizim röntgenimiz çekilir. Bu durum oldukça sıkıcı olmasına rağmen, mantıken düşündüğümüzde ne kadar yararlı olduğunu anlamamız zor değildir. Arkadaşımın yurt dışı çıkışında, başından geçen olay aklıma geldikçe kendi kendime gülerim, havaalanında arkadaşımı o kadar detaylı aramaya almışlarki, bunalan arkadaşım, sonunda isyan edip yüzlerce kişinin ortasında pantolonunu indirmeye kadar gitmiş…
Hiç düşündünüz mü, bu kadar ince arama nereden çıktı, buna sebep olan neydi? diye… Sizi bilemem de ben düşündüm ve araştırdım, karşıma öylesine ilginç bir öykü çıktı ki şaşırmamak elde değildi.
D. B. Cooper adını hiç duydunuz mu?
D.B.Cooper, Amerikan havacılık tarihinde ki ilk ve tek uçak kaçıran ve yakalanamayan adam oldu. Filmlerde ve dizilerde suçluların tozunu atan FBI 49 yıl boyunca yürüttüğü soruşturmada hava korsanının kimliğini ve yerini tespit etmeyi başaramayınca dosyayı kapatmak zorunda kaldı ilginç bir olaydı,
Takvim yaprakları 24 Kasım 1971'i gösteriyordu, soğuk bir sonbahar günüydü.
Northwest Orient Havayolları'na ait uçak ABD'nin Portland şehrinden havalanmış Seattle'a doğru yol alıyordu.
Kabin ekibinden Florence Schaffner, uçağın arka taraflarında oturan yakışıklı, siyah gözlüklü, takım elbiseli esmer erkek yolcunun eline sıkıştırdığı kağıdı başta pek ciddiye almamıştı, okumadan çantasına koydu sonuçta, yılların hostesi Schaffner yolcuların kendisiyle bu şekilde flört etme çabalarına alışkındı.
Ancak yolcu işin peşini bırakacak gibi değildi. Schaffner'a eğilip kulağına
"Hanımefendi, o nota baksanız iyi olur, üzerimde bir bomba var" diye fısıldadı.
Bunun üzerine Schaffner notu çantasından çıkardı ve :
"Hanımefendi, evrak çantamda bir bomba var ve sizin benim yanımda oturmanızı istiyorum" ifadesini okudu.
Schaffner karşı çıkacak durumda değildi, adamın yanındaki koltuğa oturdu.
Hostes yanına oturunca adam evrak çantasını yavaşça açtı ve içindeki kablolarla bir pile bağlanmış olan dört silindiri gösterdi gerçekten de bir bombaya benziyordu ardından adam Schaffner'a taleplerini sıraladı:
Uçak Seattle'da yakıt ikmali yapacak bu sırada yolcular yerlerinde kalacak,
Kendisine önceden seri numaraları alınmış 200.000 dolar (Bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyon dolar) ve dört paraşüt verildikten sonra yolcular serbest bırakılacaktı.
Pilotların durumu ilgililere iletmesi üzerine hava korsanının taleplerinin kabul edildiği bildirildi.
Paranın hazırlanabilmesi amacıyla iki saat boyunca havada tur atan uçağın pilotları yolculara teknik bir arıza olduğunu ve inişin gecikmeli yapılacağını anons ettiler.
Seattle'da inen yolcular, kaçırılmış bir uçakla seyahat ettiklerinden habersizdi.
D. B. Cooper, yolcuları ve bazı hostesleri serbest bıraktıktan sonra pilotlara, gayet ayrıntılı birtakım talimatlar verdi:
Gidilecek şehir Mexico City… Hız 185 km/h… Yükseklik 3.000 metre… Flaplar 15 derece açık, iniş takımları açık, kıç tarafındaki kapı ve merdiven açık…
Fakat korsanın bu son isteği, uçuş emniyetine aykırı olduğu gerekçesiyle yerine getirilmedi.
Hava kararmıştı, saatler 19.40’ta Seattle Havalimanı’ndan kalktı. Bölgede şiddetli bir yağmur etkili olmaktaydı.
Kalkıştan yirmi dakika kadar sonra uçağın arka kapısının açıldığı ikazını alan pilotlar, birkaç dakika sonra da D. B. Cooper’ın uçaktan atladığını anladılar. Uçak, Reno-Tahoe Havalimanı’na indi. Ardından Cooper’ın paraşütle inmiş olabileceği bölgeler hesaplandı, geniş çaplı bir araştırma ve soruşturma başlatıldı ama tüm çabalar sonuçsuz kadı. Ne hava korsanı bulunabildi ne de paralar.
FBI kimliği belirsiz kişinin tehlikeli irtifa seviyesinde ve yağmur yağarken ormanlık alanın üzerinde uçaktan atladığı için hayatını kaybetmiş olabileceği yolunda açıklama yaptı. Fakat bu açıklama kimliği belirsiz kişiden herhangi bir iz veya kalıntı bulunamadığı için tam anlamıyla tatmin edici olmadı.
Yıllar içerisinde araştırmacılar, medya ve meraklılar tarafından soygunla ilgili pek çok teori ortaya atıldı.
1978 yılında ıssız bir bölgede Boeing 727’nin arka kapısının açılmasına yönelik talimatların yer aldığı bir kitapçık bulundu. Kitapçığın D.B.Cooper’ın kaçırdığı uçaktan düştüğü iddia edildi fakat bu asla kanıtlanamadı.
1980 yılında genç bir çocuğun kaçırılan uçağın uçuş rotasının altında bulunan bir nehir kıyısında bulduğu birkaç bin dolarlık banknot zulası da olayın çözülmesini sağlayamadı çünkü her ne kadar bulunan bu paraların seri numaraları tutsada, paranın geri kalan bölümü hiçbir zaman bulunamadı.
FBI bünyesinde 45 sene boyunca açık kalan dosya en sonunda 8 Temmuz 2016 tarihinde kapatıldı.
Olayın ardından öncelikle Boeing 727 tipi uçaklara yönelik hava korsanlığı furyası başladı.
Bir sene içinde tamamı başarısızlıkla sonuçlanan tam 15 girişim gerçekleştirildi.
Bunun üzerine, havalimanlarında yolcuların bavullarının kontrol edilmesi uygulamasına geçildi. Böylece uçak kaçırma girişimleri hızlı bir biçimde azaldı. Ayrıca hava korsanlarının uçaktan paraşütle atlamak için kullandıkları arka kapının uçuş sırasında açılmasını engellemek için Boeing 727’lere “Cooper Vane” adı verilen bir parça eklendi.
Ve işte yaklaşık 10 yıl kadar önce Tüm havaalanlarında X-RAY cihazlarının kullanılmasına bu olay sonrasında başlandı, bu cihazlar artık o kadar çok yayıldı ki, ben yurtdışındaki AVM lerde görmedim ama, yurdumuzda tüm AVM lerde kullanılıyor… Önce İnsan güvenliği… Bu cihazların kullanılmasına sebep olan D.B Cooper’e teşekkür mü edelim, yoksa aklıma geldikçe beni güldüren arkadaşımın isyan edip pantolonunu indirmesine sebep olan bu şahsa bedduamı edelim bilemiyorum…. Karar sizin.
Başka bir yazımda, başka bir konuda buluşmak üzere hoş kalın, hoşçakalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın