Sanat dünyası, lösemi tedavisi gören Cansever için Günay Restaurant’ta anlamlı bir gecede bir araya geldi. Ben de hem değer verdiğim hem de çok sevdiğim sanatçı dostum Cansever’e destek olmak adına bu özel buluşmaya katılmak istedim.
O akşam aslında planım oldukça netti. Davet edildiğim ödül törenine katıldım, ödülümü aldım ve ardından çok uzun kalmadan, sadece kısa bir süreliğine Günay Restaurant’a uğrayıp Cansever’i görerek destek olup ayrılmayı düşündüm. Yani ne uzun bir program, ne de özel bir beklenti… Sadece dostluk ve vefa duygusuyla yapılan kısa bir ziyaret.
Ancak mekâna girişte karşılaştığım tavır, ne yazık ki tüm bu iyi niyetli düşüncelerimin önüne geçti. İçeri adım attığım anda, takım elbiseli ve kendisini işletme müdürü olarak tanıtan bir kişi, daha ‘Hoş geldiniz’ deme nezaketini göstermeden, sert ve sorgulayıcı bir üslupla bana ‘Siz kimsiniz?’ diye yaklaştı. O an yaşadığım şaşkınlığı tarif etmek gerçekten zor. Çünkü böylesine köklü ve prestijli bir mekanda, hele ki sanat dünyasının bir araya geldiği özel bir gecede, ilk karşılamanın bu şekilde olması kabul edilebilir değildi.
Ben de kendisine gazeteci olduğumu ifade ettim. Ancak bu açıklamama rağmen tavrında herhangi bir yumuşama olmadı. Aksine, yaklaşımı daha da rahatsız edici bir hal aldı. Açıkçası o an, neredeyse içeri alınmayacakmışım gibi bir durumla karşı karşıya kaldım. Bu tavır, sadece bana değil, aslında oraya gelen her misafire karşı sergilenmemesi gereken bir yaklaşımın göstergesiydi.
Duruma tepki göstermemin ardından başka yetkililer devreye girerek ortamı toparlamaya çalıştı. ‘Pardon, sizi tanıyamadı, buyurun lütfen’ diyerek beni içeri davet ettiler ve söz konusu kişinin işletme müdürü olduğunu ifade ettiler. Ancak yaşanan ilk karşılaşmanın yarattığı kırgınlık ve rahatsızlık, bu daveti kabul etmeme engel oldu. Çünkü bir mekânda ilk izlenim her şeydir ve o ilk izlenim maalesef fazlasıyla olumsuzdu.
O an şunu düşündüm… Ben gazeteci olabilirim, tanınan biri olabilirim ya da olmayabilirim… Ama kapıdan içeri giren herkes bir misafirdir. Hiç kimseye ‘Sen kimsin?’ gibi bir üslupla yaklaşılmaz. Bu, sadece mesleki bir saygı meselesi değil, aynı zamanda insan olmanın, nezaketin ve misafirperverliğin en temel gereğidir.
Birçok ünlü ismin sahne aldığı, sanat dünyasının önemli buluşmalarına ev sahipliği yapan Günay Restaurant gibi bir mekânda bu tür bir karşılama ile karşılaşmak gerçekten üzücü. Böylesine anlamlı bir gecede, Cansever için bir araya gelinmişken, yaşanan bu olay gecenin ruhuna da gölge düşürdü.
Tüm davetlere rağmen, o yaklaşımın ardından içeri girmeyerek mekândan ayrılmayı tercih ettim. Çünkü bazen duruş sergilemek, bulunmaktan daha anlamlıdır. Saygının olmadığı bir ortamda bulunmanın kimseye bir katkısı olmayacağını düşünüyorum.
Buradan bir kez daha işletmeye seslenmek istiyorum… Kapıdaki karşılama, bir mekânın aynasıdır. Gelen kişi kim olursa olsun, ister gazeteci ister sıradan bir müşteri… Herkes aynı saygıyı hak eder. Özellikle böylesine özel ve anlamlı gecelerde, misafirperverlik en az organizasyon kadar önemlidir. Umarım bu tür olaylar bir daha yaşanmaz ve gerekli hassasiyet gösterilir.
Habib BABAR





















Yorum Yazın