Kadının gücü çoğu zaman sessizdir; ama etkisi derindir. Hayatı tutan, düzenleyen, dönüştüren bir akıldır bu. Kadın, yalnızca var olarak bile dünyayı daha yaşanabilir kılan bir denge unsurudur. Buna rağmen yüzyıllardır gücü tartışılan, başarısı sorgulanan, emeği görünmez kılınan yine kadındır.
Bugün “kadının gücü”nden söz ediyorsak, bunun nedeni kadınların güçlü olması değil; bu gücün hâlâ kabullenilmek zorunda kalmasıdır. Erkek başarıları doğal kabul edilirken, kadının başarısı açıklama ister. “Nasıl başardı?”, “Kim destek oldu?”, “Ailesini ihmal etmedi mi?” soruları başarıyla birlikte masaya konur. Kadının başarı hikâyesi hiçbir zaman sadece başarıdan ibaret değildir; bir savunma dosyasıyla birlikte gelir. Oysa kadınlar dünyayı her alanda güzelleştirdi. Bilimde, sanatta, edebiyatta, tıpta, siyasette ve iş dünyasında iz bırakan sayısız kadın, yalnızca kendi hayatlarını değil, insanlığın yönünü değiştirdi. Marie Curie bilimin sınırlarını genişletirken, Halide Edip kelimelerle bir milletin ruhuna seslendi. Sabiha Gökçen gökyüzünü, Frida Kahlo acıyı sanata dönüştürdü. Bugün laboratuvarlarda, mahkeme salonlarında, fabrikalarda, üniversitelerde ve meclis kürsülerinde yükselen her kadın sesi, bu zincirin devamıdır.
Ama kadının en büyük başarısı çoğu zaman istatistiklere girmez. Bir hayatı toparlamak, bir çocuğu büyütmek, bir aileyi ayakta tutmak, bir krizi sessizce çözmek… Bunlar “başarı” hanesine yazılmaz; görev gibi görülür. Oysa dünya, kadınların bu görünmeyen başarılarıyla döner. Kadınlar sadece kariyer inşa etmez; hayat inşa eder.
Kadının gücü, cam tavanları zorlamaktan ibaret değildir. Asıl yoran, o tavanlara her gün kafasını çarparken gülümsemeye devam etmek zorunda kalmasıdır. Cam tavan kadar cam yorgunluk da gerçektir. Sürekli daha iyisini yapmak, daha az hata yapmak, daha çok kanıt sunmak zorunda bırakılan bir yorgunluk. Buna rağmen kadınlar üretmeye, dönüştürmeye, güzelleştirmeye devam eder.
Dünyayı kadınlar güzelleştirir. Sadece estetikle değil; merhametle, adalet duygusuyla, sezgiyle ve sorumluluk bilinciyle. Kadın aklı detayları görür, ilişkileri onarır, kopanı bağlar. Bir şehrin ritmini, bir kurumun kültürünü, bir evin ruhunu çoğu zaman kadın belirler. Kadının olduğu yerde hayat sadece sürmez; anlam kazanır.
Elbette bu, kadını romantize etmek için söylenmiş bir cümle değildir. Kadın kutsal olduğu için değil; emek verdiği için dünyayı güzelleştirir. Yorulduğu hâlde vazgeçmediği, dışlandığı hâlde üretmeye devam ettiği, susturulmaya çalışıldığında yeni yollar bulduğu için.
Kadının gücü bireysel bir başarı hikâyesi değil, toplumsal bir göstergedir. Bir ülkede kadın ne kadar görünürse, başarıları ne kadar adil ölçülüyorsa, o toplum o kadar ileridir. Kadınların başarıları arttıkça sadece ekonomiler değil, vicdanlar da büyür.
Güçlü kadın kusursuz değildir. Korkabilir, ağlayabilir, tökezleyebilir. Ama yeniden ayağa kalkmayı bilir. Gücünü başkalarını bastırmak için değil, alan açmak için kullanır. İşte bu yüzden kadının gücü bir tehdit değil, bir imkândır.
Kadınlar dünyayı güzelleştirdi, güzelleştiriyor ve güzelleştirmeye devam edecek. Mesele, bu gerçeği alkışlamak değil; kabul etmek, desteklemek ve eşitliğe dönüştürmektir. Çünkü kadın kazandığında sadece kadın kazanmaz. Dünya biraz daha adil, biraz daha yaşanabilir bir yer olur.
SABİHA ÜNAL
YAZAR


























Yorum Yazın