Direksiyon başındaydım...
Bodrum yolunda telefonum çaldı. Hayatım boyunca duymak istemeyeceğim haberlerden birini aldım.
Kadir abimi kaybettik...
Bir an sanki yol durdu. Direksiyon elimdeydi ama zihnim kırk yıl öncesine gitti.
Kadir İnanır benim için sadece Türk sinemasının efsanesi değildi. O, yaklaşık kırk yıldır "Kadir abim" dediğim, dostluğuyla bana güç veren çok özel bir insandı. Özellikle son yirmi yılda neredeyse aile gibi olduk.
2002 Dünya Kupası'nda birlikte Japonya'ya gittik. Türkiye'nin dünya üçüncüsü olduğu o tarihi günlerde aynı heyecanı, aynı gururu birlikte yaşadık. Antalya'da, Kıbrıs'ta, İstanbul'da nice yolculuklarımız, nice sohbetlerimiz oldu.
Bir başka güzel hatıramız ise cuma namazlarıydı...
Yılmaz Ulusoy, Kadir abim ve ben, birçok cuma günü aynı safta namaz kıldık. Camiden çıkarken insanlar Kadir abiyi görünce büyük bir şaşkınlık ve mutluluk yaşardı. Onunla fotoğraf çektirmek isteyenlerin oluşturduğu sevgi seline defalarca şahit oldum.
Son yıllarda bazı insanlar onu yeterince tanımadan eleştirdi.
Oysa Kadir abiyi gerçekten tanısalardı, bu ülkeye, bu vatana olan sevgisini, insanlara duyduğu saygıyı ve dostluğuna verdiği değeri görselerdi, eminim o eleştirilerin hiçbiri yapılmazdı.
Birkaç gün önce çok sevdiği ablası hayatını kaybetmişti...
Şimdi belki de en çok özlediği insana kavuştu...
Bugün ben sadece Türk sinemasının bir devini değil; ağabeyimi, dostumu, yol arkadaşımı uğurluyorum.
Hoşça kal Kadir abim...
İyi ki hayatımın bir parçası oldun.
Seni filmlerinle değil sadece; adamlığınla, dostluğunla, vatan sevginle ve yüreğinin güzelliğiyle hatırlayacağım.
Allah rahmet eylesin. Mekânın cennet olsun. Sen bu ülkenin unutulmayacak çınarlarından biri olarak yaşamaya devam edeceksin.
Bir yıl önce kaybettiği can dostu Yılmaz Ulusoy'a, iki gün önce uğurladığı ablasına kavuştu...
Geride ise onu seven milyonlara tarifsiz bir özlem bıraktı.
Burhan AKDAĞ






















Yorum Yazın