Adına Beyaz Perde denmiş , sokağına Yeşilçam.
O perdenin arkasında bizleri eğlendirmeye , güldürmeye , ağlatmaya çalışan ne kadar çok insan tanıdık.
Kimine aşık olduk, kimi hayranlığımızı kazanırken, kiminden de nefret ettik.
Oysa hepsi rollerinin gereğini yapıyordu, çocukluğumuz siyah beyaz filmlerde kalmıştı büyüdükçe renklendik, filmlerde renklenmeye başlamıştı.
Ama biz Vahi Öz ve Mualla Sürer ikilisinde karı koca ilişkilerini, Bedia Muvahhit’ in kendine has sesini, Şaziye Moral in iyi, kötü ve çirkini oynayan rollerini , Suphi Kaner ve Suna Pekuysal’ ın birbirlerine aşık komik hallerini Ahmet Tarık Tekçe ‘nin kötü adam karakterini ve Öztürk Serengil‘in yeşşesini siyah beyaz filmlerde sevmiştik , keyif dolu zararsız filmlerdi her biri. Kışlık sinemalarda koltuklarımıza yaslanarak arada Fruko - buz yemek ve patlamış mısırlarımızı tüketmek en büyük zevkimizdi.
Yaz aylarının en güzel eğlencesi yazlık sinemalardı , ailece yaz akşamlarını bu sinemalarda tahta sandalyelere oturup gazoz ve ayçekirdeklerinin de yardımıyla dolu dolu geçirdiğimiz saatlerimizi öyle çok özlüyorum ki …
Bir gün televizyon girdi evlerimize yıl 1968 işte o gün tüfek icat oldu mertlik bozuldu sözleri geldi oturdu yüreklerimize , yavaş yavaş sinemaları bırakıp televizyonun haftada bir günlük yayınını açılma ve İstiklal Marşımızla kapanma saatlerini dört gözle bekler olmuştuk.
Konu komşu, akrabalarımıza çay hizmetimizde artık hepimiz de of-puf çekmeye başlamıştık. Filmler hepsi olmasa da evlerimize gelmişti öpüşme sahnelerini seyretmek ne kadar ayıptı hemen kalkıp düğmesini kapatıyor o sahneyi geçirtiyordu babam sonra tekrar açıyorduk, ah babacığım şimdiki sahneleri görsen miden bulanırdı mutlaka , hele bir de küfürlü konuşmaları… Yalnızca mertlik mi bozuldu? Ahlak tümüyle çöktü be babam .
Okulda Din dersimiz ayrı Ahlak dersimiz ayrıydı karnemdeki Ahlak Dersinin karşısına yazılan (İyi) kelimesi dünyanı allak bullak etmişti,.
“Ben sizi iyi ahlaklı yetiştirdim İyi ne demek ? Pekiyi olması gerekiyor” diyerek kızgınlığını , üzüntünü dile getirmiştin . Biz ne kadar ders olduğunu izah etsek de bildiğinden şaşmıyordun.
Renkli filmlerde Türkan Şoray, Filiz Akın , Sevda Ferdağ , Sema Özcan, Selda Alkor , Nebahat Çehre ve Fatma Girik ne giyerse fotoğraflarını kesip Artist Defterime yapıştırıyordum , özellikle de Filiz Akın‘ın hem gündüz hem de uzun gece elbiselerini, babamın dikiş atölyesinde elemanlarımıza diktiriyor düğünlerde boy gösteriyordum .
Erkeklerde Kartal Tibet , Cüneyt Arkın , Tarık Akan , Engin Çağlar , Kadir İnanır, Ekrem Bora, Murat Soydan ve Ediz Hun favorimdi . Ferit ismi hem Boş Çerçeve’deki Kartal Tibet’e , Hababam Sınıfı’ndaki Tarık Akan’ a çok yakışıyordu , Cüneyt Arkın ya Murat olmalıydı ya da Şahin Bey… Dila Hanım da Kadir İnanır‘ın şakaklarında ki beyaz saçlarıyla yakışıklılığı daha da öne çıkmış ve Rıza Karadağlı adı nasılda yakışmıştı hani derler ya cuk oturmuştu … Ediz Hun Nejat ismiyle hafızalara kazınmış , Hıçkırık ve Samanyolu filmleri unutulmazlar arasına girmişti.
Ses ve Hayat mecmularının müdavimiydik evimize pek çok gazetenin yanısıra fotoroman ve resimli romanlarla birlikte bu iki dergi her hafta giriyordu. Artistlerin adreslerini bu dergilerden alıp defterime not ediyor onlara yazarak imzalı fotoğraflarını istiyordum, hiç kırmadan o fotoğraflarını imzalayarak gönderiyorlardı bir albümüm dolmuştu.
Kimlerin fotoğrafları yoktu ki , Cingöz Recai’nin yakışıklısı Ayhan Işık, Küçük Hanımefendi lakaplı ama beyaz perdenin gerçek hanımefendisi Belgin Doruk , Altın çocuk Göksel Arsoy , Abbase Sultan, kara gözlü güzeller güzeli sultanımız Türkan Şoray, Tatlı Dilli sarışın, zarif, güzel Filiz Akın. hep ikinci ama illa da kötü adam rolünü üstlenen Önder Somer, Malkoçoğlu ya da Battal Gazi serilerinin en ünlü ismi Cüneyt Arkın, Tarkan ya da Karaoğlan ‘a imza atmış salon beyefendisi Kartal Tibet, Kerime Nadir ya da Muazzez Tahsin Berkant’ ın romanlarındaki o kırılgan, naif ve zarafet sembolü Ediz Hun, Serdar Gökhan, Aytaç Arman , Talat Bulut, yaşayan çınar İzzet Günay, en güzel mavi gözlü Ezo Gelin Fatma Girik ve “Şapkamın altındayım be abi” diyen Turist Ömer Sadri Alışık, Tatar Ramazan ya da Dila Sultan’ ın gerçekten en yakışıklısı Rıza Bey’ i Kadir İnanır’ı , “Beyoğlu Güzeli”nin ve Hababam Sınıfı’nın Ferit’i Tarık Akan.. daha da kimler… Kimler…
Ne yazık ki çok azı bu dünya da kaldı en son Kadir İnanır’ı da dün sonsuzluğa yolcu ettik .
Düşününce şöyle seksenini aşmış çok az kişi vardı , ölenler nedense hep genç gitti , binbir çeşit sıkıntılı hayatlarını noktalayan ya kanser denen illet olmuştu ya da kalp krizleri ve başka nedenler.
Biz onları seyrederek büyüdüğümüzü zannederken onların bizlerden yalnızca üç beş yaş büyük olduğunu fark etmiyorduk bile, hayat şartları, spot ışıkları altında yüklendikleri tehlikeli roller , hakettiklerini alamama, maddi sıkıntıları, oyuncu ya da yönetmen kaprisler, alkol, sigara belki de uyuşturucu, kumar gibi kötü alışkanlıklar, düzensiz uyku ya da sağlıklı beslenememe, var görüntüsünün arkasındaki yok oluşları. Hayatta ve ayakta kalma azimleri ama tüm zorluklara rağmen beyefendilikleri ve hanımefendilikleri.
Her giden arkasında acı hatıralar bırakıyor ve pek çok filmlere onları izlerken hiç ölmemişler gibi bakıyoruz. Onların üstesinden geldikleri her rol de yüreğimiz bir başka çarpıyor filmin sonunda hepsi hayatta kalsın istiyoruz oysa çoktan toprak oldular. Ne acı değil mi ? Bizde mi rol yapıyoruz acaba ? O filmlerin bir parçası da biz miyiz ? Ne çok film izledik yerlisi yabancısıyla.
Güldük, kahkahalar attık, ağladık mendillerimiz yetmedi, düşündük, hepsi birleşsin istedik hiç ayrılmasın , sevenler hep kavuşsun , ölüm hiç kimseye yakışmıyordu. Kötü adam, kötü kadın bile olsa, roller bitti hayat gerçek yüzünü gösterdi ve ölüm son noktayı koydu, kuşlar gökyüzüne yeni bir can daha almışcasına yükselirken koyu renkli kadife perdeler ağır ağır kapanmaya hazırdı bir yıldız daha kaydı kayıplar ülkesine doğru.
Beyaz perdenin kocaman ekranındaki tek yazı “SON” yazısını görüp koltuklarımızdan kalkarak çıkışa doğru yürüdük ağır ağır …
Ölüm adın kalleş olsun.
Beyaz atlı prensler prenseslerini de alıp geri dönülmeyen bir yola doğru sürdüler atlarını, hepsine Allah rahmet eylesin, arkalarında bıraktıkları güzel isimleri ve filmleri kaldı başrollerde kimler vardı ki?
Sevgiyle sağlıklı yaşayın Hoşçakalın hoşluklarla kalın.
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR























Yorum Yazın