MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

KOÇ VE SABANCILARDAN ÖNCE ONLAR VARDI ! İPAR AİLESİ

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
24 Ocak, 2026, Cumartesi 19:08
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
KOÇ VE SABANCILARDAN ÖNCE ONLAR VARDI ! İPAR AİLESİ

 

İpar ailesi…. Bu ismi belki çoklarınız ilk kez duymuş olacaksınız, ama gerçek olan şu ki;

Günümüzde Koç ve Sabancı aileleri Türkiye’nin en büyük şirket grupları arasında yer alırken, 

Cumhuriyetin ilk yıllarından 1960 darbesine kadar bu unvan sadece İpar ailesine aitti. Zenginliğin simgesi olan köşkler ve İstanbul’un en değerli arazilerine sahipti çok az insanın bildiği bu aileyi felakete götüren süreç ise 1960 darbesi ile başladı diyebilirim. 

Bu ünlü ailenin hikayesini araştırdıkça, yine aklıma Atalarımızın ünlü sözü geldi… “Ne oldum deme, Ne olacağım de”

Gerilere gidelim çok gerilere, Atamın doğduğu yıllara; 1886 yılında Mudanya'da dünyaya gelen Mehmet Hayri Bey, Kurtuluş Savaşı'na katılmasının ardından Cumhuriyetin ilanı ile birlikte askerlikten emekli oldu ve ticarete atıldı. Temelleri 1925 yılında atılan Alpullu Şeker Fabrikası'nın üç kurucusundan biri olan Mehmet Hayri Bey, buradan elde ettiği servetle kısa sürede “Şeker Kralı” lakabıyla anılmaya başladı daha da ötesi Hayri bey ayrıca “Atatürk’ün Müteahhidi”  olarak da bilinirdi.

1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu ile birlikte “İpar” soyadını alan ünlü iş insanı, kendisini rüya gibi bir zenginliğe ve dramatik bir ölüme götürecek yolculuğa bu yıllarda adım attı. Dönemin en hızlı değerlenen arazilerinden Bebek'te boğaza nazır 80 dönümlük İpar Korusu'nun sahibi olan aile, ayrıca Caddebostan’da Cemil Topuzlu Köşkü, Teşvikiye'deki Park Apartmanı, Galatasaray'daki Mısır Apartmanı ve sayısız gayrimenkulün de sahibiydi…   

Hani “Masal gibi “ denir ya, işte İparların hayatı gerçekten masal gibiydi. Onlar artık jet sosyetenin içindeydi, her yaptıkları olay oluyordu. Köşkleri, yalıları, kotraları, burada verdikleri davetler, aşkları… Her şeyleri o gün için haber değeri taşıyordu. O yüzden de bugün magazin adını verdiğimiz gazetelerin cemiyet sayfaları İpar ailesinin fertleriyle dolup taşıyordu.

Bu görkemli hayat, şatafat on yıllar boyunca devam etti. 1930’lu, 40’lı, 50’li hatta 60’lı yıllara onlar damgasını vurmuştu. O yıllarda “İstanbul Sosyetesi” dendiğinde ilk akla gelen isimlerdi. Sonradan görme bir halleri de hiç olmadı. Son derece kibar ve zariftiler, gerçek İstanbul beyefendisi ve hanımefendisi olarak onlar gösterilebilirdi. Bu büyük servetin, göz kamaştırıcı hayatın oluşmasında şüphesiz siyasi yakınlıklar, kullanılan nüfuzlar çok önemliydi. Ama İparlar servetlerini içlerine sindirmesini bilmiş, zenginliği asalete, görgüye, modern düşünceye dönüştürmüşlerdi.

Tarihi geriye sararsak, masal gibi bir hayat süren İpar’ların soy kütüğü 1860’larda Bursa-Mudanya’ya uzanmaktaydı, ailenin ilk ferdi Ahmet Rüştü bey, Osmanlı Telgraf İdaresi’nin Mudanya’daki müdürüydü. Mudanya’nın sevilen eşrafından Ahmet Rüştü bey, Mudanya eşrafından Sümbülzâdelerin güzel kızı Şaziye ile evlendi. 1886 Şubatı’nda Mehmet Hayri adını koydukları bir oğulları dünyaya geldi. O günlerde Ahmet Rüştü Bey ve ailesi, sonraları ünlü Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı evde kiracı olarak oturmaktaydı. Bu bina daha sonraki yıllarda içindeki eşyasıyla birlikte yine İpar’lar tarafından satın alınacak ve müze yapılmak üzere Mudanya Belediyesi’ne armağan edilecekti.

İpar ailesinin ilk ferdi, Mehmet Hayri bey, ilk ve orta öğrenimini Mudanya’da tamamladıktan sonra babasının isteği doğrultusunda İstanbul’a gitti. Önce İdadi sonra ise Harbiye’yi başarıyla tamamlayarak Osmanlı ordusuna geleceğin parlak bir subayı olarak katıldı. Mehmet Hayri Rüştü, bununla da yetinmedi, ordudaki görevinin yanı sıra Darülfünun’un Hukuk kısmına girdi ve burayı da başarıyla bitirdi. İyi derecede Fransızca bildiği için bir süre Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Bir süre sonra ordunun öğretmenlikle subaylığı bir arada yapamayacağına karar vermesi üzerine kendi isteği ile Yüzbaşı rütbesiyle emekli oldu. 

Mehmet Hayri Rüştü için yeni hayatında artık serbest ticaret vardı. Küçük bir sermayeyle başladığı ticaret hayatında başarıdan başarıya koştu. 

Mehmet Hayri Rüştü, saraydan Emine Tevhide Faik ile evlenmişti. Çiftin 1908’de Şaziye adını verdikleri ilk çocukları dünyaya geldi sonraki yıllarda 1918’de Muazzez, 1921’de ikizler Ali ve Muzaffer, 1923’te Selma ve 1926’da Mehmet adlı toplamda beş çocukları oldu.

Mehmet Hayri Rüştü’nün girişken bir ruhu vardı çeşitli ortaklıklara girerek büyük bir ticari başarı elde etti artık ismi Türkiye’nin sayılı işadamları arasında anılmaya başlanmıştı. Alpullu Şeker Fabrikası'nın üç kurucusundan biri oldu. 1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu ile birlikte ünlü iş adamı “İpar” soyadını aldı.

Mehmet Hayri Rüştü ve ailesi, kışları Beyoğlu’nun en görkemli binalarından Galatasaray’da İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Mısır Apartmanı’nda oturmaktaydı, burası 1900’lerin başında Mısır Hidivi Abbas Halim Paşa tarafından kışlık ev olarak Ermeni mimar Hovsep Aznavuryan’a “Art Nouveau” stilinde yaptırılmıştı. Apartmanda önceleri Paşa’nın kızı Prenses Emine ve yeğeni Said Halim Paşa’nın oğlu Prens Halim oturmuşlardı. Şair Mehmet Akif Ersoy da 1936’da Mısır’dan İstanbul’a döndüğünde dairelerin birine yerleşecek ve ölümüne kadar orada oturacaktı. Abbas Halim Paşa’nın vefatından sonra varisleri binayı apartmana dönüştürüp kiraya vermişlerdi. Bina sonunda 1930’da Mehmet Hayri İpar’a satıldı. Fakat İpar ailesi burada çok fazla oturmadı, Aile yazları, Emine Tevhide İpar’ın babası İmrahor Mehmet Faik Paşa’nın, Büyükada Nizam mevkiindeki iki katlı ahşap köşkünde oturmaktaydı.

Halk arasında yardımseverliği ve bonkörlüğüyle tanınan Mehmet Hayri İpar, doğup büyüdüğü Mudanya’yı da asla unutmadı. 1936’da babasının adına Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu ve 1937’de annesi adına Şaziye Rüştü Sağlık Yurdu binalarını inşa ettirdi her yıl birçok fakir ve kimsesiz çocuğun okutulduğu çocuk yurdu, daha sonraları yine Mehmet Hayri İpar’ın katkısıyla ortaokula dönüştürüldü. Sağlık Yurdu’nda ise ücretsiz hasta tedavisi yapılması sağlandı ve bu yer de bir süre sonra Mudanya Devlet Hastanesi haline getirildi. Daha sonrasında Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın yapıldığı ve önceleri oturdukları evi satın almış ve Belediye'ye müze olarak bağışlamıştı.

İşte İpar’ların sosyeteye girişi, 1931 yılında eski İstanbul Şehreminlerinden Cemil Topuzlu Paşa’ya ait Çiftehavuzlar’daki muhteşem köşkü satın almalarıyla gerçekleşti. Köşk ve çevresi yazları İstanbul’un kalburüstü ailelerinin yaşadığı semtti. Köşk satın alındıktan sonra İparlar, yazları Büyükada’ya gitmekten vazgeçecekti. Peki, ya kışları? Mehmet Hayri İpar bugün hala var olan Teşvikiye’deki ünlü Park Apartmanı’nı satın aldı ve oraya taşındı.

Emine Tevhide İpar, Çiftehavuzlar’daki muhteşem köşkte çok sık yemekli, danslı davetler vermeye başladı. Bu davetlerin görkemi tüm gazetelerin dedikodu sayfalarında sütun sütun haber oldu. Emine Tevhide hanım eğlenmeyi, gezmeyi çok seven bir kadındı. Kendisi gibi düşünen birçok dostuyla uzun seyahatlere çıkıyor, dünyayı dolaşıyor, canı istediğinde Uludağ’da, canı istediğinde ise İsviçre de Alp Dağları’nda kayak yapıyordu. 

Onun için para sadece bir kağıt parçasıydı, bazen de alışveriş için Avrupa’nın çeşitli şehirlerine gidiyordu. İpar Ailesi’nin çocukları da bir başka âlemdi her biri gerek İstanbul’da gerek Avrupa ve Amerika’nın en ünlü ve en saygın okullarında eğitim görmüşlerdi. Fakat sorumsuz ve savurganca yaşayan çocuklar aynı zamanda amaçsızdılar. Akıllarına estiği gibi yaşamayı değişmez adet olarak benimsemişlerdi. 

En büyük kızları Şaziye, çok güzeldi. Tüm İstanbul erkekleri ona vurgundu. Onunla evlenebilmek, İpar ailesine adım atabilmek için, birbirleriyle adeta yarışıyorlardı. Küçük kız kardeş Muazzez ise gerçek bir çılgındı at yarışlarına binici olarak katılıyordu. Turing’in 1936’da düzenlediği otomobil yarışlarında direksiyon başında erkeklere meydan okuyan beş kadın sürücüden birisi oydu işte böyle görkemli ve şaşalı bir hayat yaşamıştı İpar ailesi… Ta ki bu mutlu günler II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla sona erene kadar.

Mehmet Hayri İpar’ın işleri yine yolunda gidiyordu, ama o Türkiye’nin de savaşa gireceğine inandı, ülkesinden çok cebini düşündüğünden, o günlerde Mehmet Hayri İpar savaşa girme ve servetine el konulması korkusuyla yaşıyordu. Ailesinin saadeti için derhal bu duruma bir çare bulmalıydı. 

Mehmet Hayri İpar, ailesine tek kurtuluş olarak ABD’de yaşamayı uygun görmüştü. Çünkü savaşa şimdilik en uzak ülke ABD’ydi. İpar ailesi, bir arkadaşlarının aracılığıyla en kısa zamanda Los Angeles’ta Beverly Hills semtinde muhteşem bir malikâne satın aldı. Aile 1942’den itibaren peyderpey bu ülkeye gitti. Mehmet Hayri İpar, Türkiye ile ABD arasında mekik dokurken, aile için hayat İstanbul’da bıraktıkları yerden tekrar başlamıştı bu malikânede birçok davetler veriliyorlardı 2. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte İpar ailesi 1945 yılında yeniden Türkiye'ye döndü. Ancak oğulları Ali ve Mehmet, ABD'de kalmaya devam etti.

Hollywood sinemasından çok etkilenen Ali İpar, aynı zamanda senaryo yazmaya başladı. ABD'de arkadaşı olan yönetmen William Rowland'ın 1948 yılında çektiği savaş ve macera filmi “Women in the Night”ın senaryo ekibinde yer aldı. Bu filmin çekimleri esnasında tanıştığı ünlü oyuncu Virginia Bruce ile aşk yaşamaya başladı. Ailesinin tüm itirazlarına rağmen kendisinden 11 yaş büyük ve 2 çocuklu Virginia Bruce ile evlenmeye karar veren Ali İpar, babasının çabaları sonucunda Türkiye'ye dönmeye ikna oldu. Ali İpar aktris eşini 1950’de İstanbul’a da getirdi ve bu olay o günlerin gazete ve dergi sayfalarını günlerce meşgul etti. 

Ali İpar hemen bir yıl sonra da askere çağrıldı. Bu yüzden çift arasında tartışmalar çıktı. Virginia Bruce eşi askerdeyken, onu İstanbul’da ailesinin yanında beklemek istemiyordu. Bu yüzden araları açılan çift 1951 yılında, anlaşarak ayrıldı. Bu durum Ali İpar’ı derinden üzmüştü, ama onu daha en başından kabul etmeyen İpar ailesini içten içe sevindirmişti. Fakat aile içinde bir çözülme de başlamıştı kızlar arasında bir çekişme baş göstermişti. Bu da yetmiyormuş gibi en küçük ve en sevilen kardeşleri Mehmet İpar, 1950 baharında henüz 24 yaşındayken intihar etti.

Ali İpar, askerlik sonrası unutamadığı eski aşkı ve eşi Virginia Bruce ile yeniden evlendi. 1952 yılı sonunda yapılan bu evlilik, 1964’e kadar tam 12 yıl sürdü. Çift ayrıldıktan sonra dost kaldı, arkadaşlıkları Virginia Bruce’un 1982’deki ölümüne kadar devam etti. Ali İpar, yenilenen evliliğinin ardından, bir sinema filmi çekmek üzere kolları sıvadı. Bu öyle bir film olmalıydı ki Hollywood’dakilere taş çıkarmalıydı. O günlerin Türk sineması daha çok Arap filmlerinden etkilenen melodramlardan oluşan, siyah-beyaz filmlerdi. İpar, tamamen batılı tarzda ve renkli bir filmin çekimine karar vermişti.

Ailenin büyük kızı Şaziye İpar, ünlü Baykent Ailesi’ne gelin gitmişti. Ali İpar ailesiyle aynı evde oturmak yerine Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda ikâmeti tercih etmişti. Şizofren olan Muazzez İpar ise ünlü ressamlardan Rasin Arsebük ile evlenerek Maçka’ya taşınmıştı. Kız kardeşlerden Muzaffer İpar, eski Şehremini olan Rıdvan Paşa’nın torunu, eski Büyükelçilerden ve Demokrat Parti’nin ilk İzmir Milletvekillerinden Vasfi Menteş’in oğlu olan Rıdvan Menteş ile evlenerek aileden son kopan olacaktı. En küçük kız kardeş Selma İpar ise hiç evlenmeyecek ve ailesine ait Bebek’teki köşkte tek başına yaşayacaktı.

Mehmet Hayri-Emine Tevhide İpar çifti artık iyice yalnız kalmışlar ihtiyarlamışlardı. Mülkleri arasına son kattığı yer Boğaziçi’nde Arnavutköy-Bebek arasında sahilden güneybatıya doğru yükselen çok dik eğimli bir tepe üzerindeki ünlü İpar korusuydu. İçinde yer alan Valide Paşa Köşkü ya da Sefarethane Köşkü olarak bilinen yapı kısa zamanda “İpar Köşkü” olarak ünlenecekti.

Hayri İpar, yaşının ilerlemesi ve çeşitli hastalıklarını bahane ederek şirketlerini, Şeker Fabrikaları’ndaki tüm işlerini ve kurucusu bulunduğu Genel Sigorta A.Ş.’deki görevini oğlu Ali İpar’a devretti ve böylece Ali İpar, ailesinin servetini de yönetmekteydi artık.

Ali İpar, tıpkı babası gibi girişimci ruhluydu eline geçirdiği büyük İpar servetini en iyi şekilde değerlendirmenin planlarını yapıyordu. Yine tıpkı babası gibi siyasilerle sağlam diyalogları vardı. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile çok yakın dosttu. Demokrat Partili Ali İpar, bundan da güç alarak gemi satın alıp, armatörlük yapmaya karar verdi, fakat bu sırada ülkede bir döviz sıkıntısı baş göstermişti. Ali İpar buna rağmen Başbakan Adnan Menderes’le olan sıkı dostluğunu kullanarak Amerika’dan alacağı beş gemi için kendi şirketi İpar Transport’a devlet kasasından döviz tahsisi yaptırttı. Döviz ilgili şirketlerin hesaplarına yatırılarak beş tane yük gemisi satın alındı. Gemiler İstanbul’a ulaştığında, Ali İpar ilk iş olarak en büyük olanına “Virginia İpar” adını koydu. İşte bu sırada ülkedeki kaynayan kazan devrildi ve 27 Mayıs 1960 darbesi gerçekleşti. Mehmet Hayri İpar, oğlunun bu hızlı hareketinden korkmaktaydı. Ülkede bir iktidar boşluğu vardı ve yarının ne olacağı bilinmemekteydi oysa Ali İpar, gemilerin gönderlerine çoktan Türk bayrakları çektirmişti ve hemen bir basın toplantısı düzenleyerek İpar Transport’un tanıtımına girişti.

Ali İpar’ın mutlu günleri kısa sürdü. Çünkü İpar Transport döviz kaçakçılığıyla suçlanmaktaydı. 24 Eylül 1960’ta devrik Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılanması için Yüksek Adalet Divanı kuruldu. Ali İpar tutuklanarak Yassıada’ya götürüldü. 14 Ekim 1960’ta da Adnan Menderes aleyhine açılan ondokuz ayrı davadan birisinin adı “Ali İpar Davası”ydı. 

Ali İpar, 6 aydan fazla süre tutuklu kaldı ve tüm mal varlıklarına el konuldu. Yaşananlar nedeniyle strese giren hastalanan eşi Virginia Bruce, Ali İpar'ı kurtarmak için dönemin ABD Başkan Yardımcısı olan Richard Nixon'a mektup yazdı. Dava sonucunda Ali İpar, Adnan Menderes ile birlikte suçlu bulundu ve 2 yıl hapis ile ömür boyu ticaretten men cezası aldı. İpar Transport şirketine ise el konuldu. Artık gerileme devri başlamıştı, buna rağmen, Yüksek Adalet Divanı tarafından telgraf emriyle bir gecede serbest bırakılmış, yurtdışına çıkması sağlanmıştı. El konulan beş gemiye ise, seferden men cezası verilmişti. Sefere çıkamayan gemiler bir süre sonra devlet eliyle teker teker Haliç’e çekilerek çürümeye terk edildi. Gemiler uzun bir süre sonra sessiz sedasız söküm tesislerine gönderilerek jilet haline getirildi.

Takvimler 11 Haziran 1966 yı gösterirken baba Mehmet Hayri İpar, geçirdiği bir kriz sonucunda Almanya’da vefat etti. Cenazesi 14 Haziran 1966 günü Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Mehmet Hayri İpar’ın ölümüyle aile dağılma sürecini tamamlamıştı. Tevhide İpar, yazları Çiftehavuzlar’daki köşkte, kışları ise Nişantaşı’nda Park Apartmanı’nda yaşamaya devam ediyordu. Oğlu Ali İpar ise yaşadıklarından sonra Türkiye’ye karşı duyduğu güveni kaybetmişti. Bundan sonraki yaşamını yurtdışında sürdürmeye karar verdi. Üçüncü kez evlenerek ABD’ye yerleşti. 

1970’li yıllar İparlar için sıkıntı ve acılarla doluydu. Ressam Rasin ile evli olan Muazzez İpar, Çengelköy’de kendi adıyla anılan köşkte yaşamaktaydı. Antikaya olan merakı nedeniyle bu konuyla yakından ilgiliydi. Yakınlarının anlattığına göre son yıllarında şizofreni daha da artmıştı. Bir zamanlar güzelliğiyle anılan bu isim, 1972 yılında bilinmeyen bir şekilde intihar etti. Çengelköy ve çevresinde çok sevilen ve yardımseverliğiyle tanınan Muazzez İpar’ın ölüm şekli uzun yıllar tartışma konusu olmuştu bu bir cinayet miydi, yoksa intihar mı? Dosya, intihar olduğuna hükmedilerek kapatıldı.

Bir zamanlar ünlü şarkıcı Ajda Pekkan’la yaşadığı aşkla tanınan işadamı Cömert Baykent’in annesi Şaziye İpar da, yakalandığı ağır hastalıktan dolayı kız kardeşinden az bir zaman sonra vefat etti. Şaziye İpar’ın ölümünün arkasında da ilaçla intihar söylentisi çıkmıştı o günlerde.

1970’lerin sonunda İpar ailesi’nin yaşayan üyeleri ellerindeki mülkleri satarak mirası paylaşmaya karar verdi. Ailenin elindeki en değerli mülk ise Mehmet Hayri İpar’ın yıllar önce satın aldığı Çiftehavuzlar’daki “Cemil Topuzlu Paşa Köşkü” ya da sonraki ve en bilinen adıyla “İpar Köşkü”ydü. Bugün Caddebostan’da Çiftehavuzlar yönünde Hazırcevap Sokak üzerinde bulunan köşk, eski İstanbul Şehreminlerinden Cemil Topuzlu Paşa tarafından 1901 yılında mimar Vallaury’e yaptırılmıştı.

Ve bu köşk 1979 yılında açık artırma ile satılığa çıkarıldı, tek talip olarak o yıllarda Banker Kastelli adıyla ün salan Cevher Özden tarafından satın alındı, sonunda aile dolandırıldığını iddia ederek, Banker Kastelli ile mahkemelik oldularsa da Cevher Özden köşk benim diye iddialarda bulunmuştu. 

Selma İpar, mahkemeye başvurarak annesi Emine Tevhide İpar’ın “deli” olduğuna dair karar alınması için yeni bir dava açtı. Emine Tevhide İpar, zorla Bakırköy Akıl Hastanesi’ne yatırıldı ve “deli raporu” alındı. Bunun üzerine annesinin başına gelenleri öğrenen abla Muzaffer Menteş karşı bir dava açarak işi içinden çıkılmaz bir hale soktu mahkeme yetkisizlik kararı aldı, bunu temyiz de onaylayınca muhteşem “İpar Köşkü” Cevher Özden’in malı oldu.

O yıllarda basında gündemde olan Banker Kastelli Cevher Özden, köşkü ele geçirince önce bahçesindeki nadide ağaçları kestirdi ardından havuzlar, tenis kortu ve ahırların bulunduğu alanlara çok katlı beton apartmanlar yaptırdı ne çareki bir tarih yaşayan ünlü köşk bu binaların arkasında ve deniz görmeden halen ayaktadır.

Anne Tevhide İper, Balıklı Rum Hastanesi’ne yatırıldı ve 1984’te burada vefat etti. Kızı Muzaffer Menteş 1990’lı yılların sonunda hayata veda etti, ailenin son kızı Selma İpar ise 2005 yılında Alzheimer hastası ve beş parasız olarak hizmetçisinin evinde hayata gözlerini yumdu.

İpar ailesi’nin yaşayan tek ferdi Ali İpar ise, elinde aileden kalan son gayrimenkul olan Galatasaray’daki Mısır Apartmanı’nı da satarak Brezilya'ya yerleşti. Ali İpar, 12 Haziran 2015’te, 94 yaşındayken Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde vefat etti. Ve bu devasa İpar ailesi sonunda tarihin karanlık sayfalarının arasında kaybolup gitti.

Hayat böyle birşey işte… Allah hepimizin sonunu iyi eylesin… 

Başka bir yazımda, başka bir konuda buluşmak üzere hoşçakalın, hoş kalın.

ESRA SONGÜLER

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER KOÇ VE SABANCILARDAN ÖNCE ONLAR VARDI ! İPAR AİLESİ
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR GERÇEK DOST KİM?
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU 2.5 LİRA BÜYÜK PARAYDI
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR RENKLER DİLE GELİRSE
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL GENÇLER K-POP’UN ETKİSİNDE Mİ?
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ HAKKINI HELAL ET’ HELALLEŞMEK
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU “Sessizce Örülen Duvarlar.”
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU NAZAR
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ BİR DURUŞUN ŞARKISI: TUĞBA ÖZAY VE ‘BİRİ SANA BİRİ BANA’
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR ETİ SENİN, KEMİĞİ BİZİM
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle