Mart ve Nisan ayları nergis ve lalelerin düğünü sanki, yollar sağlı sollu sarı sarı nergislerle dolar bu iki ayda.
Ben onları toprağın neşesi diye nitelerim hep , tabiat sanki nergislerle uyanır lalelerle bayram yapar.
Lale bahçelerinin laleleri özel yerlerde yetiştirilip çoğaltılıyor Hollanda da kocaman bir parkın içindeler binbir çeşit lale renklerinden, katlılarından insan gözünü alamıyor.
Rüya gibi ama artık solmaya başladılar, onların mevsimi de geçti şimdi papatya ve gelincik zamanı. Tüm caddeler gelin duvağı takmış gibi her yerden papatyalar fışkırmış kimsenin onları özel olarak diktiğini zannetmiyorum. Rüzgarla savrularak taşınan tohumlar birbiri üstüne düşerek çoğalmışlar sere serpe yetişmişler. Uzun boylu ve çiçek çanakları oldukça geniş, biz onlara papatya yerine Margarit diyoruz çoğu dalında tek tek onlardan toplayıp saçlarıma taç yapasım var hemde şu yaşımda. Memleketimde olsam eşimi gönderir toplada gel derdim, buralarda yasak var mı bilmiyorum.
Vakumlayıp getirmek istiyoruz ama çocuklar kızıyor bize
“Burada her şey var diyerek bizi alıkoyuyorlar, zaten ne getirsek istemiyorlar, damak zevkleri bu ülkenin şartlarına göre gelişip devam ediyor, düşünüyorumda ilk yıl şehriyeden, makarnaya kadar taşımıştım, şimdi Türk bakkalları daha da çoğaldı hatta kasapları bile bizimkilerden daha güzel köfte yapıyor, deneyip gördük.
İkizlerim çok güzel büyüdüler havası mı suyu mu yaradı ? Boyları uzadı artık bize tepeden bakıyorlar ama anne ve babadan aldıkları terbiyeye , saygıya ve sevgiye hayran oluyorum.
Artık onlar kendi seçtikleri kitaplarını okuyorlar, İngilizce ağırlıklı ben anneanne olarak vazifemi yaptım geçen yıla kadar onlara kitap okudum onlar da bana okudular.
Önemli olan Türkçelerinin bozulmamasıydı bunu başardık.
Hollanda da hava geç kararıyor şu an da saat 20.30 ama biz gün ışığının içindeyiz hala.
Ben artık Kaptanın Seyir Defteri gibi defter tutuyorum , notlar alıyorum zaten öteden beri yazmaya meraklıydım değişen ne var ki?
Bakalım yarın bize ne getirecek ?
Sessiz sakin bir günü ne bir köpek havlaması, ne küçük çocuk ağlaması olmaksızın, dolu dolu yaşayıp yarını da kendi haline bırakalım
Aslında geçtiğimiz günlerde çocuklarla birlikte bayramı kutladık. Eski zamanlardaki gibi bayramlık giysilerimizi giyip birbirimizi öptük, çocuklar ellerimizi öpüp bayram harçlıklarını aldılar. Gidip geleceğimiz konu komşu yok, bayram bize hoş geldi biz de ona, Bayramın diğer günlerden bir farkı kalmadı artık
Yazıma burada nokta koyarken haftaya başka bir anıda sizlerle olmak ümidiyle hoşçakalın sevgiler saygılar.
Hepinizin geçmiş bayramını kutlurayım, daha nicelerini hep birlikte yaşayalım.
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR






















Yorum Yazın