Canlıların yaşadığı dünyada elbette belirli kurallar olacak. İnsanların birbirleriyle olan her hareketleri hukuki bir olaydır. En basitinden biriyle selamlaşmanız bile bir hukuki olaydır. Yeni bir iş kurmak, yeni bir ev kiralamak, bir yerden başka bir yere taşınmak hepsinin hukukla ilgisi vardır. Oturduğunuz apartmanda komşularınızla olan ilişkileriniz de hukukidir. Hukuk niye vardır. Birinci sebep karmaşıklığı önlemek. İnsanların daha huzurlu yaşamaları için hukuka ihtiyaç var. Yoksa dünyadaki birbirinden farklı düzenlerin ayakta durmaları zordur.
Özellikle Anadolu’da yaşan insanlarımızın en çok uyuşmazlıkları miras yüzünden yaşadıklarını görüyoruz. Bu olay o kadar ileriye gidiyor ki yıllarca binlerce insan bu yüzden hayatlarını kaybetti. O tarla senin, bu tarla benim yüzünden en yakın akrabalar bile acımadan birbirlerinin hayatlarına son verdiler. Oysa hiçbir şey, hiçbir olay insan hayatından değerli değildir. Toprak da insan hayatından değerli değildir. Bunu insanlara anlatmak gerçekten de zor. Toplumların eğitim ve kültür seviyeleri arttıkça bu tür toplumsal olaylarda sevindirici şekilde azalmalar yaşanmaktadır.
Düşünün aynı kaderi paylaşan insanların oluşturduğu bir aile var. Anne, baba ve kardeşlerden oluşan bir aile. Yaşamın bütün zorluklarına karşı birlikte mücadele ediyorlar, zorluklara birlikte göğüs geriyorlar. Aynı sofrada yemek yiyorlar, birlikte üzülüyor birlikte seviniyorlar.
Gün geliyor anne, baba kaybediliyor ve sıra miras olayına geliyor. Herkes bir tarafa çekiyor. Sanki bu insanlar aynı sofrada yemek yemediler, aynı acıları, aynı sevinçleri birlikte paylaşmadılar. Herkes birbirine bir anda düşman. Bu nasıl bir olaydır, insanın aklı almıyor. Miras yüzünden kardeş kardeşe düşman olur mu. Maalesef bu gibi durumlar çok yaşanıyor. İşte hukuk burada da devreye giriyor. Olaya el koyuyor. Anlaşmazlıkları çözüyor. Eğer hukuk olmasaydı aynı sofrada yemek yemiş, aynı kaderi paylaşmış insanlar birbirlerine zarar verirlerdi.
Devletle o ülkede yaşayan insanlar arasında da hukuki düzenlemeler var. Yoksa toplumsal kargaşaların çıkmaması mümkün değil. Devletin görevi vatandaşlarına huzurlu, sağlıklı bir hayat sunabilmek. Bunu sağlayabilmek için öncelikle insanların, barınma, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak. Her insan sağlıklı beslenmek zorundadır. Hiçbir insanın açlık gibi bir sorunu olmamalıdır. Herkesin kendi geçimini sağlayacak işi olması lazım. Toplumun vatandaşları ne kadar mutlu ve huzurlu olursa o ülkede birlik, beraberlik daha güçlü olur.
Yazıya hukukla başladım, hukukla devam ettim. Hukuk öyle bir olay ki hukuku bilen insanların değer yargıları daha farklıdır. Toplumsal olayları çok daha derinden ve objektif değerlendirirler. Yani hukuk diğer bilim dallarından farklıdır. Hukuku bilmemek bir eksikliktir demeyelim de toplumsal olayları anlamakta bir eksikliktir diyebiliriz.
İletişim çağı son noktaya varmış gibi. Yapay zeka dünyayı yönetecek kadar iddialı. Dünyanın en uzak köşelerinde konuşulanlar bizim ülkemiz insanlarının da gündeminde anında yer alıyorsa dünyada artık hiçbir gerçeği gizlemek söz konusu değildir. Önemli olan dünyada iyiliklerin çoğalması. İyi olanların kazanması. Herkes, mutlu, huzurlu ve özgürce yaşasın. İnsanlığın amacı da bu değil mi. Hukuk her şeydir.
Her zaman söylediğim gibi sağlığınıza çok çok dikkat edin.
Hoşça kalın.
MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
GAZETECİ - YAZAR


























Yorum Yazın