Yokluklar ve olanaksızlıklar içinde başarılan Büyük Zafer’in yıldönümünü, onun önemini ve ulusumuzun gönlündeki yerini kavrayamamış olanlara, tarihteki başka zaferlerle eşdeğerde göstermek isteyenlere inat, bugün 103. Yıldönümünü coşku ve heyecanla kutladığımız Zafer Bayramı’mızı bende başka bir açıdan bakarak sizlere yazmak istedim…
Atatürk öylesine büyük bir deha ki, önceden yapılan planları gizli tutmuş, Yunanları yanıltmak amacıyla “30 Ağustos’ta Çankaya’da çay partisi var “ yalanını yaymıştı…. Basın yoluyla bu haberi duyan Yunanlar “30 Ağustos ta Mustafa Kemal Çankaya da çay partisi düzenliyormuş, bize saldırmaz” diye düşünerek rehavete kapılmışlardı…
Ve Büyük Taarruz Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinden başlamıştı… Geçmişte Eskişehir’i ele geçirdikten sonra Türklerle alay edercesine “Buradan Kayseri’ye geçer, Talas’ta kahvemizi içeriz “ diyen Yunan Komutan Nikolas Trikupis Büyük Taarruz sırasında 2 Eylül 1922 tarihinde esir alınmıştı.
3 Eylül 1922'de Atatürk’ün karşısına getirildiğinde öldürülecek korkusuyla tir tir titriyordu, Mustafa Kemal büyük bir centilmenlik göstermiş, kendisine “Hoş geldiniz" demiş, sigara ikram etmiş ve:
“Generalim tebrik ederim, Yunan Orduları Başkomutanlığı’na atandınız, bunu bildirmek için dünden beri telsizle sizi arıyorlar..." diyerek Trikupis ile inceden dalga geçmişti. Fakat bu ayar yetmemiş olacak ki, Mustafa Kemal Paşa, Trikupis'e bir ayar daha vermeye hazırlanıyordu. Trikupis esir olarak bir süre Türkiye'de kalacaktı, esir komutanlar önce Ankara'ya gönderildi, ardından Mustafa Kemal Paşa'nın emri ile esaret sürelerini geçirmek üzere Kayseri’nin Talas ilçesine gönderildiler. Böylece sadece iki sene önce Kayseri'ye kadar gidip Talas'ta kahve içme hayalleri kuran Yunan Orduları Başkomutanı’nın hayali dolaylı da olsa gerçekleşmişti…
Biz Yunan Komutan Trikupis’i Talas’taki sürgün günlerinde acı kahvesini içerken bırakalım da tekrar, Büyük Taarruz’a dönelim, Dumlupınar Meydan Muharebesi’ni büyük başarı ile kazanan Mustafa Kemal Atatürk, 1 Eylül 1922 de Dumlupınar'da, Batı Cephesi'ndeki tüm subay ve erlere okunmak üzere yayımladığı bildiride,
"Bütün arkadaşlarımın, Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri de verileceğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kullanarak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim.
ORDULAR! İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ'DİR, İLERİ! '' emrini verdi.
27 Ağustos 1922 tarihinde Afyonkarahisar’da başlayan Büyük Taarruz ,
Mustafa Kemal Atatürk’ün yanı sıra Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak yönetiminde;
30 Ağustos 1922 Kütahya’da,
1 Eylül 1922 Gediz’de,
3 Eylül 1922 Tavşanlı ve Emet’de,
9 Eylül 1922 İzmir’de Türk Orduları zafer elde etmiştir.
Hep sorarlar, öyle ya Yunan Antalya’dan değil, İzmir’den denize dökülmüştü, fakat Atatürk neden “İlk hedefiniz Ege değil de Akdenizdir İleri ” demiştir ? Kafanıza bir soru olarak takılmış olabilir, onuda açıklayayım.
Gazi’nin “Akdeniz”le kastettiği yer, bildiğimiz Akdeniz Bölgesi olmayıp “Adalar Denizi Bölgesi”dir ki, Piri Reis haritalarını açtığınızda da görürsünüz, “Adalar Denizi” olarak geçer “İç Akdeniz” olarak ta bilinirdi ta ki , 1941 yılındaki Coğrafya Kongresi’nde adını mitolojideki Yunan Kralı Aegeus’ten alarak “Ege Denizi” diye değiştirilmiştir.
Bugün yurdumuz da başımız dik, özgür ve bağımsız yaşamamızı, kanları ve canları pahasına bize armağan eden başta büyük komutan Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Paşa, Mareşal Fevzi Çakmak ve tüm silah arkadaşlarına, binlerce şehidimize sonsuz şükran ve minnetimi, tekrarlıyorum.
“Keşke Yunan galip gelseydi” diyen vatan haini Fesli ile, “Buradan Kayseri’ye geçer, Talas’ta kahvemizi içeriz “ diyen, Yunan Komutan Nikolas Trikupis bugün öte alemde birlikte oturup çedene kahvesi içerek hazımsızlıklarını giderip sindirim sistemlerini rahatlatıyorlardır herhalde.
30 Ağustos 1922’deki Büyük Zafer’le İzmir’e yürüyen Mehmetçiği,
Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı,
Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak Paşa’yı,
Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa’yı,
Birinci Ordu Kumandanı Nurettin Paşa’yı,
İkinci Ordu Kumandanı Yakup Şevki Paşa’yı
Süvari Kumandanı Fahrettin Paşa’yı
Ve Milli Mücadelede şehit olanları saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyorum.
Haklarını helal etsinler.
Daima gururla, göğsümü gere gere her zaman, her yerde söylediğim Atamın sözüyle bugünkü köşemi bitirmek isterim :
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ! ”
Başka bir yazımda buluşmak üzere , Hoşçakalın, Hoş kalın,
ESRA SONGÜLER
HABERCADDESİ EDİTÖRÜ
Yorum Yazın