Sevgi neydi?
Sevgi emekti , Sevgi sevmesini bilene dünyanın en güzel yolculuğuydu. Sevgi en güzel alış verişti, sevgi sonsuzluktu , acıda, kederde, sevinçte bir olmaktı. Sevgi tüm bunları paylaşabilmekti ve sevgi sevmeyi bilebilmekti.
Sevgiye dair o kadar güzel sözler var ki şarkılarda , şiirlerde , romanlarda hatta seçilmiş duvar yazılarında sevgi alıp başını gidiyor.
Sevgi ismini taşıyan bir çocuk acaba büyüdüğünde de aynı sevgiyle seviliyor muydu? Mutluluğunu , huzurunu, yüreğine, yüzüne yansıtabiliyor muydu? Ağzından sevgi dolu sözcükler çıkıyor mu ? Bunu çok merak ederim, hayatımda Sevgi adlı iki insanı tanıdım, ilki babamın mağazasında çalışan Sevgi Abla. Hayal meyal ben de çocukluktan yeni çıkıyordum, patronun kızı olduğum için bizlere çok saygılı davranırdı ama zaten eski elemanlarda farklı bi nezaket vardı şimdiki gibi , sen diye hitap etmezler sizli konuşurlardı. Abla, teyze, anne demez hanımefendi ya da beyefendi diye hitap ederlerdi, saygıda kusur yoktu . Sevgi abla 1970 ‘li yılların bir anısıydı, babamla birlikte uzun yıllar çalıştı hiç bir zaman saygısını bozmadan emekli olup gitti. İkinci olan Sevgi komşumuzun geliniydi, Kilis’li bir ailenin kızı olarak girdi hayatımıza gerçekten sevgiyle dolu güzel sözcükler çıkardı ağzından biz de çok sevdik onu .
Gelelim eşimin annesine; sevgiye dair ne varsa hiç bir şey bilmiyordu, ama imkanları çok güzel olduğu için onu kullanıyor, insanları küçümsüyordu tamamen üstünlük kompleksi hastalığına tutulmuştu.
1977 yılında kayınvalidemin babasını kaybettik hiç üzülmedi oysa sevgi dolu 72 yaşında tonton bir insandı büyükbaba , (Allah nurlarda yatırsın) ikili mezar yeri alınıp büyükbabayı defnettiğimizde kayınvalidem yanındaki boşluğa bakıp annesine;
- Yarın da senin için geliriz dedi, o an içim cız etti nasıl bir insan ki annesini ölmeden mezara sokabiliyor dedim kendi kendime, artık kayınvalidemi yakın takibe almıştım.
Üç kardeşinin üçü de sevgi sözcüklerinde başarılıydı ,anneleri de tatlı dilli bir yaşlıydı ama kayınvalidemin sevgiye dair en ufak bir pencere açması yoktu.
Eşini, çocuklarını, kardeşlerini , konu komşusunu ve akrabalarını bile sevmeyen bir insanla karşı karşıyaydım. Herkese kusur buluyordu ben şaşkındım ama artık hareketlerime, sözlerime hatta oturup kalkmama bile çok dikkat etmeliydim.
Yaşım yirmi iki ama aklım elli iki olmalıydı, sevgiden nasibini almayan biriydi benim kayınvalidem. Ne insanlar, ne bir bitki, ne bir hayvan onu mutlu etmiyordu onun bu yoksunluğuna acımaya başlamıştım zorlu bir savaşın içine girmiştim.
Kimseye gitmiyor, kimseyi evine kabul etmiyordu Allahtan ailenin diğer fertleri neşe içindeydiler, şakalar yapıyor birbirlerine takılıyorlardı. Böyle böyle biz kırk beş seneyi devirmiştik, sonrada Pandemi sonrası yalnız ölüp gitti bu dünyadan yedi kişiyle eşi, bakıcıları , ben , oğlum ve eşim, eşimin bir arkadaşı ve hocayla defnettik son yolculuğuna sevgisizlik ne kadar kötü bir duyguydu.
Gelelim bana;
Sevgi şımarığı ben herkese avuç avuç sevgi dağıtıyorum ama bunlar toplu halde bana dönüyor, sevmek de sevilmek de o kadar güzel ki dünyanın en güçlü duygusu, insanın ayaklarını yerden kesen bir güzellik.
Anne, baba, kardeş sevgisi, öğretmen ve arkadaş sevgisi, akraba, komşu sevgisi, evlattan toruna, yaşlısından, gencine, çocuğundan bebeğe zengin fakir ayırt etmeksizin insan sevgisi, ağaç yaprak ve toprağıyla vatan sevgisi ve tabiattaki hayvandan bitkiye tüm canlıların sevgisi…
Coşkun ırmaklar gibi çoğalsın sevgilerimiz, kırgınlıklar olmadan kıymet bilerek sevelim birbirimizi.
“Sevmekten kim usanır tadına doyum olmaz”diye başlıyor ya şarkının sözleri tüm sevenlere gitsin diyelim.
Sevgi bir bahar sabahı açan çiçekler gibiymiş ama sevgi insanın gözlerini kör etmemeli, dozun da sevmeli insan eşini de çocuğunu da , severken şımartmadan, acıtmadan “Seni seviyorum” derken insanı içinden gelmeli dilinin ucunda değil.
Ne diyelim ..! Sevginiz çok olsun
Sevin ve sevilin
Hepinize benden de en güzel sevgiler
Hoş kalın Hoşçakalın
FATOŞ ACAR
GAZETECİ - YAZAR























Yorum Yazın