MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

SINAVLAR YAKLAŞIRKEN

Ana SayfaYazarlarSABİHA ÜNAL
02 Haziran, 2026, Salı 19:06
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
SINAVLAR YAKLAŞIRKEN

 

Türkiye’de her yıl milyonlarca öğrenci aynı heyecanın, aynı kaygının ve aynı belirsizliğin içinde geleceğine yön vermeye çalışıyor. LGS ve YKS yalnızca akademik bir sınav süreci değil; kimi zaman bir ailenin yıllardır kurduğu hayallerin, kimi zaman gençlerin kendi hayatlarını değiştirme umutlarının merkezine dönüşüyor. Sınav tarihleri yaklaştıkça evlerdeki sessizlik artıyor, öğrencilerin gözlerindeki yorgunluk daha görünür hale geliyor ve hayat sanki birkaç saatlik bir sınava sığdırılmaya çalışılıyor.

Oysa hiçbir insan birkaç doğru ve yanlış sorudan ibaret değildir.

Bugün gençlerin yaşadığı baskıyı anlamadan sınav sürecini değerlendirmek mümkün değil. Sabah erken saatlerde başlayan yoğun ders programları, bitmeyen deneme sınavları, özel dersler, sürekli yükselen başarı beklentileri ve sosyal medyada karşılarına çıkan “mükemmel öğrenci” algısı birçok gencin ruhsal olarak yorulmasına neden oluyor. Özellikle son yıllarda başarı kavramı yalnızca yüksek puanlarla ölçülmeye başlanınca gençler kendilerini sürekli bir yarışın içinde buluyor. Bu yarışta bazen çocuk olduklarını, hata yapabileceklerini ve dinlenmeye ihtiyaç duyduklarını unutuyoruz.

LGS’ye hazırlanan öğrenciler henüz hayatlarının en hassas döneminde olan çocuklar. Oyun çağında olmalarına rağmen birçok çocuk artık parkları değil soru bankalarını tanıyor. Çocukluğun yerini kaygı aldığında ise ortaya yalnızca sınav stresi değil, duygusal yorgunluk da çıkıyor. Bazı çocuklar başarısız olmaktan çok, ailesinin beklentisini karşılayamamaktan korkuyor. “Ya kazanamazsam?” düşüncesi küçük yaşta omuzlarına ağır bir yük gibi bırakılıyor.

YKS’ye hazırlanan gençler için ise süreç çok daha karmaşık bir hale geliyor. Çünkü onlar yalnızca üniversite sınavına değil, aynı zamanda geleceğe hazırlanıyor. İşsizlik kaygısı, ekonomik zorluklar, iyi bir üniversite kazanma baskısı ve toplumun sürekli başarı odaklı yaklaşımı gençlerin ruhsal yükünü artırıyor. Üniversite kazanmanın artık tek başına yeterli görülmediği bir dönemde gençler kendilerini sürekli daha fazlasını yapmak zorundaymış gibi hissediyor. Daha çok soru çözmek, daha uzun saatler çalışmak, daha yüksek net yapmak… Bu baskı zamanla tükenmişlik hissini beraberinde getiriyor.

Ne yazık ki toplum olarak bazen çocukların ve gençlerin ruhunu görmeyi unutuyoruz. Başarıyı yalnızca puanlarla ölçmek büyük bir hata haline geliyor. Oysa hayatın gerçekleri sınav sonuçlarından çok daha geniştir. Bugün dünyanın birçok başarılı insanına baktığımızda hepsinin aynı eğitim yolundan geçmediğini görüyoruz. Kimisi çok iyi üniversiteler kazanmış, kimisi ise hayatını bambaşka mücadelelerle kurmuş. Çünkü insanın değeri yalnızca akademik başarısıyla ölçülemez. Bir öğrencinin aldığı puan onun karakterini, vicdanını, yeteneğini, hayal gücünü ya da insanlığını belirlemez. Çok iyi resim yapan, müzikte başarılı olan, insan ilişkileri güçlü olan ya da hayata farklı bir pencereden bakabilen gençler de en az akademik başarı kadar kıymetlidir. Ancak ne yazık ki eğitim sistemi içinde bazen yalnızca sayısal başarıya odaklanılıyor ve gençlerin farklı yönleri geri planda kalıyor.

Bu süreçte ailelerin yaklaşımı son derece önemli. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey baskı değil, anlayış ve güvendir. Sürekli “Daha çok çalışmalısın” demek yerine bazen sadece yanında olduğunu hissettirmek bile bir gencin motivasyonunu değiştirebilir. Çünkü gençler yalnızca sınava değil, aynı zamanda yalnızlık hissine karşı da mücadele ediyor. Anlaşıldığını hisseden bir çocuk daha güçlü olurken, sürekli eleştirilen bir çocuk zamanla içine kapanabiliyor.

Öğretmenlerin desteği de bu dönemde gençlerin hayatında çok büyük bir yer tutuyor. Bazen bir öğretmenin söylediği küçük bir cümle öğrencinin hayatına umut olabiliyor. “Sana inanıyorum” demek, “Elinden geleni yapıyorsun” diyebilmek gençlerin kendilerine olan güvenini yeniden inşa edebiliyor. Çünkü sınav dönemlerinde öğrenciler yalnızca bilgi değil, aynı zamanda moral taşımaya çalışıyor. Sosyal medya ise bu sürecin görünmeyen ama en etkili baskılarından biri haline geldi. Sürekli derece yapan öğrencilerin videolarını görmek, bitmek bilmeyen çalışma rutinleri izlemek ve başkalarının başarılarını kendi hayatıyla kıyaslamak gençlerin psikolojisini olumsuz etkiliyor. Oysa herkesin hayat şartları, öğrenme şekli ve mücadele ettiği sorunlar farklıdır. Bir öğrencinin günde on saat çalışabilmesi, herkesin aynı şekilde çalışabileceği anlamına gelmez. Bu nedenle gençlerin en çok öğrenmesi gereken şeylerden biri de kendilerini başkalarıyla kıyaslamamaktır.

Sınav elbette önemlidir. Emek vermek, disiplinli çalışmak ve hedefler uğruna mücadele etmek insanı geliştirir. Ancak hiçbir sınav insanın umutlarını elinden alacak kadar büyük değildir. Hayat bazen planladığımız gibi ilerlemez. Bazen istediğimiz üniversite olmaz, bazen hedeflediğimiz puan gelmez. Ama hayatın en şaşırtıcı yanı da tam burada başlar. İnsan bazen kaybettiğini düşündüğü yerde kendini yeniden bulur. Bugün başarılı görünen birçok insanın geçmişinde başarısızlıklar, reddedilmeler ve hayal kırıklıkları vardır. Ancak onları güçlü yapan şey hiç düşmemeleri değil, düştükten sonra yeniden ayağa kalkabilmeleridir. Bu yüzden gençlerin sınav sonuçlarından bağımsız olarak kendilerine inanmaktan vazgeçmemesi gerekir. LGS ve YKS’ye hazırlanan tüm gençler için bu süreç aslında yalnızca bir sınav dönemi değil; sabrı, mücadeleyi, disiplini ve pes etmemeyi öğrenme sürecidir. Belki yıllar sonra dönüp baktıklarında en çok hatırlayacakları şey çözdükleri sorular değil; yorulmalarına rağmen devam ettikleri günler olacaktır.

Ve unutulmamalıdır ki; hayat bazen bir sınav sonucundan çok daha büyüktür. Bir gencin gerçek başarısı yalnızca yüksek puan almak değil, tüm baskılara rağmen umut etmeyi sürdürebilmek, yeniden ayağa kalkabilmek ve kendi yolunu cesaretle çizebilmektir.

Çünkü bazı insanlar sınav kazanır, bazı insanlar ise hayatı kazanır. Asıl önemli olan da insanın hangi koşulda olursa olsun kendi ışığını kaybetmemesidir.

Haftaya başka bir konuda buluşmak üzere hoşçakalın sevgili Haber Caddesi okurlarım. 

SABİHA ÜNAL

YAZAR

Yorum Yazın

SABİHA ÜNAL

    iletişime geç

    SABİHA ÜNAL

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL SINAVLAR YAKLAŞIRKEN
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR MAYIS'TA HOLLANDA
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU Aşk mı Değişti, İnsanlar mı Tüketim Hızına Ayak Uydurdu?”
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU HEİKE YENGEÇLERİ
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER DEĞME FELEK
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU HERKESİN BİR HİKAYESİ VARDIR…
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR KURBAN ETİ STOKLANDI
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ TRAVMA MI, TUTKU MU? MODERN DİZİLERİN PSİKOLOJİK ETKİSİ
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ WEMBLEY’DE DALGALANAN TÜRK BAYRAĞI: ACUN ILICALI’NIN HİKÂYESİ
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle