Avukat Onur Yağışan’ın başlattığı ‘Yeşilçam Huzur Evi’ projesini ilk duyduğumda büyük bir heyecan yaşadım. Çünkü yıllardır Yeşilçam emekçilerinin yaşadığı zorlukları yakından gören biri olarak, böylesine anlamlı ve vicdani bir projenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum. Bu nedenle daha ilk günden itibaren Sayın Onur Yağışan’ın yanında yer aldım ve bu projenin destekçisi oldum. Çünkü mesele sadece bir bina yapmak değil; mesele bir döneme damga vurmuş, milyonların gönlünde taht kurmuş sanatçılara hak ettikleri değeri verebilmektir.
Bugün televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve dijital platformlarda hala Yeşilçam filmleri izleniyor. Aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen insanlar Adile Naşit’i, Münir Özkul’u, Kemal Sunal’ı, Tarık Akan’ı, Cüneyt Arkın’ı ve daha nice sanatçıyı sevgiyle anıyor. Peki ya onların yol arkadaşları? Aynı setlerde emek veren, aynı ışıkların altında çalışan, aynı filmlerin başarısında pay sahibi olan birçok oyuncu bugün nasıl şartlarda yaşıyor? Ne yazık ki bazıları unutulmuş durumda. Bir zamanlar milyonları güldüren, ağlatan, heyecanlandıran birçok sanatçı bugün ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Kimi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor, kimi yalnızlıkla mücadele ediyor, kimi ise hayatının son dönemini sessiz ve zor şartlar altında geçiriyor. İşte tam da bu noktada Yeşilçam Huzur Evi Projesi devreye giriyor.
Eğer bu proje hayata geçerse sadece bir huzur evi yapılmış olmayacak. Aynı zamanda Yeşilçam’ın ruhu yeniden canlanacak. Yıllar önce aynı filmlerde rol alan sanatçılar yeniden bir araya gelecek. Aynı sette kamera karşısına geçen dostlar bu kez aynı çatı altında yaşayacak. Düşünsenize... Bir zamanlar aynı film setinde sabahlayan oyuncular, yıllar sonra aynı masada çay içecek. Eski anılarını paylaşacak. Birbirlerine moral verecek. Yalnızlık yerine dostluk, umutsuzluk yerine dayanışma olacak. Belki de yıllardır görüşemeyen sanatçılar yeniden buluşacak. Belki de unutulmaya yüz tutmuş anılar yeniden gün yüzüne çıkacak. En önemlisi ise yıllarını Türk sinemasına vermiş insanlar kendilerini yalnız hissetmeyecek. Bu projenin içinde yer alacak olmaktan da ayrıca gurur duyuyorum. Çünkü zor durumda olan birçok meslektaşımın yeniden huzura kavuşmasına katkı sunabilmek benim için büyük bir mutluluk olacaktır. Yeşilçam sadece eski filmlerden ibaret değildir.Yeşilçam bir kültürdür, Yeşilçam bir tarihtir, Yeşilçam milyonlarca insanın çocukluğu, gençliği ve hatıralarıdır.
O halde bu tarihe emek vermiş insanlara sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bugün birçok ülkede sanatçılar için özel yaşam merkezleri, bakım evleri ve sosyal destek projeleri bulunuyor. Bizim de kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü vefa sadece sözle olmaz, vefa, gerektiğinde el uzatabilmektir. Avukat Onur Yağışan’ın genç yaşına rağmen ortaya koyduğu bu proje takdire şayandır. İnşallah gerekli destekler sağlanır, kamuoyu bu projeye sahip çıkar ve Yeşilçam Huzur Evi en kısa sürede hayata geçer. Çünkü bu proje sadece birkaç sanatçının değil, Türk sinema tarihinin geleceğine bırakılacak önemli bir mirastır. Ve unutmayalım... Bir toplum, geçmişine ve emek verenlerine ne kadar sahip çıkıyorsa o kadar büyüktür. Yeşilçam’ın emektarlarına sahip çıkmak ise hepimizin ortak vefa borcudur.
Şehnaz DİLAN






















Yorum Yazın