MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

ANNE DEMEK YÜREĞİMİN EN DERİN YARASI

Ana SayfaYazarlarHABİB BABAR
07 Ağustos, 2026, Cuma 13:28
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

Anne... İnsanın dilinden çıkan sadece beş harf. Ama o beş harfin içine bir ömür sığar. Sevgi sığar, şefkat sığar, merhamet sığar, fedakârlık sığar, güven sığar... Ve annesini kaybetmiş bir evlat için, dinmeyen tarifsiz bir hasret sığar. Ben ‘anne’ kelimesini her duyduğumda içimde yıllardır susmayan bir sızı yeniden uyanıyor. Kalbimin en derin yerinde hiç kapanmayan bir yara yeniden kanıyor. Çünkü ben annemi daha çocuk sayılacak yaşta, henüz 15 yaşındayken kaybettim. Canım annem daha 37 yaşındaydı, hayatının baharındaydı. Belki yaşayacağı onlarca yıl, göreceği nice bayramlar, saracağı torunları, paylaşacağı umutları vardı.

Ama kader, bizi birbirimizden çok erken ayırdı.Hayatımın en karanlık günüydü... Öyle bir gündü ki, üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen gözlerimi kapattığımda her ayrıntısını hala dün gibi hatırlıyorum. Çünkü annem son nefesini benim kollarımda verdi... Bir evlat için bundan daha büyük bir imtihan olabilir mi? O an zaman durdu... Dünya sustu... Nefesim kesildi... Çaresizlik insanın yüreğine böyle işliyormuş meğer. Yüzüne bakıyordum. Belki birazdan gözlerini açar diye. Belki bana son kez ‘Oğlum...’ diye seslenir diye... Belki elimi tutar diye... Belki ‘Korkma, ben buradayım.’ der diye...

Ama olmadı... Sessizlik vardı. Ve o sessizlik, hayatım boyunca duyduğum en ağır cümle oldu. O gün sadece annemi toprağa vermedim. Çocukluğumu da toprağa verdim. Bir insan annesini kaybettiğinde sadece bir insanı kaybetmez. Sırtını yasladığı dağı kaybeder. Başını koyduğu güvenli omzu kaybeder. En içten duasını eden insanı kaybeder. Her düştüğünde elinden tutacak meleğini kaybeder. Dünyada karşılıksız seven tek yüreği kaybeder. Ve ne acıdır ki, insan bunu ancak kaybedince anlayabiliyor. Aradan tam 38 yıl geçti... Takvim yaprakları değişti, mevsimler geçti, saçlarıma aklar düştü. Yüzümde yılların izleri oluştu. Ben büyüdüm... Gazeteci oldum. Binlerce insanın hayat hikâyesini yazdım. Sayısız cenazeye katıldım. Acılar gördüm... Gözyaşlarına şahit oldum... Nice annelerin, nice babaların ardından yazılar kaleme aldım. Ama ne yaparsam yapayım, annemin yokluğuna alışamadım. Çünkü insan annesinin yokluğuna alışamıyor. Sadece o büyük eksiklikle yaşamayı öğrenmeye çalışıyor.

Geçtiğimiz günlerde çok kıymet verdiğim dostum Sayın Funda Akosman'ın melek kalpli annesi, Gönül Akosman'ın vefat haberini aldığımda yıllardır içimde duran acı yeniden ayağa kalktı. Sanki yıllar önce yaşadığım o kara gün yeniden karşıma çıktı. Çünkü anne acısının tarihi olmuyor. Üzerinden bir gün de geçse... Kırk yıl da geçse... Yürekte aynı yerden sızlıyor. Gönül Anne... Adı gibi gönlü de güzeldi. Yüzünden tebessümü eksik olmayan, sevgisini herkese hissettiren, karşısındaki insanı evladı gibi gören nadir insanlardan biriydi. Onu tanıyan herkesin kalbinde ayrı bir yeri vardı. Bazı insanlar yaşarken iz bırakır... Gönül Anne de öyle insanlardandı. Cenaze günü Funda Hanım'ın gözlerine baktığımda yıllar önce aynaya bakıyormuş gibi hissettim. Orada kendi çaresizliğimi gördüm. Kendi gözyaşlarımı gördüm. Kendi sessiz çığlığımı gördüm. Bir evladın annesini sonsuzluğa uğurlarken yaşadığı o tarifsiz yıkımın tarifi yoktu. İnsan o an hala bir mucize bekliyor. Belki tabut açılır... Belki annesi gülümseyerek kalkar... Belki ‘Ben buradayım.’ der... Belki son kez sarılır... Ama biliyor... Bütün umutlar toprağın altında kalıyor. Sonra dualar okunuyor... Helallikler alınıyor... Omuzlarda taşınan o tabut ağır ağır mezara indiriliyor. Toprak atılıyor... İnsanlar birer birer dağılıyor. Ve işte gerçek acı tam da o zaman başlıyor. Kalabalık gidiyor... Sessizlik eve yerleşiyor. Kapıyı açıyorsun... Annenin oturduğu koltuk bomboş...

Mutfaktan gelen ses yok... Demlenen çayın kokusu yok... ‘Yemek yedin mi?’ diye soran yok... ‘Üşüme oğlum...’ diyen yok... Kapı çaldığında ‘Kim geldi?’ diye seslenen yok... Ve en acısı... Bir daha hiçbir zaman ‘Oğlum...’diyecek bir ses olmayacak. İnsan annesini işte o sessizlikte ikinci kez kaybediyor. Son günlerde Funda Hanım'ın annesiyle ilgili yaptığı her paylaşımı okurken gözlerim doluyor. Çünkü o satırların arasında kendi çocukluğumu görüyorum. Her cümlede kendi hasretimi yaşıyorum. Her fotoğrafta kendi annemi arıyorum. Hele insanın dilinden dökülen o tek kelime var ya... ‘Anne...’ Bazen tek kelime, bin sayfalık bir kitaptan daha fazla şey anlatıyor. Bazen koskoca bir ömrün özetini içinde taşıyor. Bazen de insanın yüreğini sessizce paramparça ediyor. Bugün 53 yaşındayım... Ama inanır mısınız... Bazen gecenin sessizliğinde hala içimden ‘Anne...’ diye sesleniyorum. Sonra fark ediyorum ki, cevap vermeyecek. Yine de insan vazgeçemiyor. Çünkü annesini özlemek, ömrün son nefesine kadar süren bir duygudur. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin... Saçları bembeyaz olsa da... Torun sahibi olsa da... Başarıdan başarıya koşsa da... İçindeki o küçük çocuk, bir köşede hâlâ annesini bekliyor. Çünkü anne sevgisinin yerini hiçbir sevgi dolduramıyor. Anne, Allah'ın yeryüzüne indirdiği merhametin en güzel tecellisidir. Anne, insanın ilk duasıdır. İlk sığınağıdır. İlk öğretmenidir. İlk cennetidir.

Ve kaybedildiğinde, insanın içinde bir daha asla dolmayan kocaman bir boşluk bırakır. Bugün annesi hayatta olan herkese yürekten sesleniyorum... Ne olur annenize daha sık sarılın. Ellerini uzun uzun öpün. Sesini doya doya dinleyin. ‘Anne seni çok seviyorum.’ demeyi hiçbir güne ertelemeyin. Çünkü bir gün geliyor... Aramak istiyorsunuz ama telefonu açan olmuyor. Koşup sarılmak istiyorsunuz ama sarılacak bir omuz kalmıyor. Başınızı dizine koymak istiyorsunuz ama dizleri artık toprağın altında oluyor. Ve geriye sadece fotoğraflar... Hatıralar... Dualar... Ve gözyaşları kalıyor. Rabbim hiçbir evladı anne acısıyla sınamasın... Hiç kimseyi babasız, kardeşsiz, evlatsız bırakmasın. Ahirete göç eden bütün annelerimizin mekânı cennet, makamları Ali olsun. Başta canım annem olmak üzere, melek kalpli Gönül Anne'ye ve ebediyete uğurladığımız tüm annelerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Onlar artık bu dünyada değiller... Ama evlatlarının kalbinde atan her duada... Her gözyaşında... Her bayram sabahında... Her özlem dolu gecede... Ve her ‘Anne...’ diye başlayan cümlede yaşamaya devam edecekler. Çünkü anneler ölmez... Onlar evlatlarının yüreğinde, dualarında ve sevgisinde sonsuza kadar yaşamaya devam ederler.

Habib BABAR

Yorum Yazın

HABİB BABAR

    iletişime geç

    HABİB BABAR

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR ANNE DEMEK YÜREĞİMİN EN DERİN YARASI
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ BELKİ DE BU KUŞAK İLİŞKİ İSTEMİYOR DEĞİL. YARALANMAKTAN YORULDU.
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER Mussolini’yi bile dolandıran adam EYÜP’LÜ HALİT
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL KENDİNDEN KAÇAN İNSAN
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR GENÇLİK NEREYE GİDİYOR.
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU NEDEN ARTIK KİMSE UZUN SÜRE AYNI İŞTE KALMAK İSTEMİYOR?
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU NEREDE O ESKİ SİNEMALAR
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ GAZETECİNİN SERVETİ KALEMİDİR
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU NERDE O ESKİ FİLMLER
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BU İFADELERİ DOĞRU BULMUYORUM
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle