Bugün anlatacağım öyküdeki kadının yani Anne Greene’in kim olduğunu hiçbiriniz bilmiyorsunuz, açıkçası hakkında araştırma yapana kadar bende varlığından haberdar değildim. Yaşadığı büyük işkenceyi ve dramatik hikayesini öğrendiğinizde hakkında ne düşüneceksiniz bilemiyorum şimdi hikayesini hep birlikte öğreneceğiz yorumu sizlere bırakıyorum.
1650 yılının soğuk ve sisli Aralık sabahında, İngiltere’de genç bir hizmetçi kadın darağacına çıkarıldı. Suçu, bugün bile tartışmalı olan bir ahlak suçuydu “Düşük yaptığı bebeğini gizlemek” O dönemin yasaları, evlilik dışı hamile kalan kadınları peşinen suçlu sayıyordu, mahkeme için gerçek değil, toplumun namus anlayışı önemliydi. Darağacındaki genç kadının adı Anne Greene’di 1628’de İngiltere Oxford’ta doğmuştu.
Henüz 32 yaşındayken, çalıştığı aristokrat bir ailenin torunundan hamile kalmıştı. İngiltere o tarihlerde evlilik dışı doğumlara karşıydı, tecavüz dahi edilmiş olsada bu durumdaki kadınlara iffetsiz gözüyle bakılıyor ve lanetleniyordu. Evlilik dışı doğan çocuklar toplum için büyük sorun haline geldiğinden doğuma giren ebeler, kadınların başında ;
“Babasının adını söylemezsen, doğuma yardım etmeyeceğim” diye kollarını bağlamış halde bekliyorlardı.
Anne Greene, hamile kaldıktan sonra düşük yapmış ve bebeği saklamıştı ama talihsizlik ağlarını örmüştü bir kere çalıştığı evin sahibi bu durumu fark edince, Anne Greene doğruca mahkemeye sevk edilmişti. Mahkemedeki savunmasında Anne Greene henüz 17 haftalık doğan bir bebeğin canlı olamayacağını belirtip ;
“Bebek ölü doğdu” diye savunma yaptığında, mahkeme jürisi hiçbir inceleme yapmadan
“Hayır bir kere bebek ölü doğmuş olamaz sen kıymetsiz, iffetsiz bir kadınsın, sen kendi çocuğunu öldürdün! Asılarak idamına karar veriyoruz” diye kalem kırınca yapılacak bir şey kalmamıştı.
Zavallı Anne Greene 14 Aralık 1650’de elaleme de ibret olsun diye meydanlık bir yerde asılıyor, yarım saate yakın asılı halde duran bedeni iğrenç bir şekilde vicdanları körelmiş bir halk tarafından eğlence aracı yapılıyordu.
O dönemde asılma, tarih kitaplarından bildiğimiz gibi hızlı değildi, alenen, kalabalık halk kitlesi ayakta durup izlerken yavaşça boğuluyordunuz.
Anne Greene üzerinde durduğu tahtayı o kadar uzun süre tekmeledi ve nefes nefese kaldı ki, arkadaşları dayanamayıp onu bacaklarından tutup tüm ağırlıklarıyla aşağı çekerek ölümünü hızlandırmaya çalıştılar ayrıca orada bulunan bir askerde tüfeğinin dipçiğiyle göğsüne dört beş kez vurdu yine de bedeni ölüme teslim olmayı reddetti.
Yarım saat sonra nihayet hareketsiz kaldı onu aşağı indirdiler, bir tabuta koyup, kamyonetin arkasına yüklediler ve Oxford Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürdüler.
İdam edilen suçlularda, insan diseksiyonunun (Vücudun bozulmaması) anatomistler için çok değerliydi. Dr. William Petty ve Dr. Thomas Willis, aletleri hazır bir şekilde geldiler, tabutu açtıklarında hepside donup kaldılar. Anne’nin gırtlağından gelen hırıltı sesiyle şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemediler ama doktorlar soğukkanlılığını kaybetmeyip ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Yaklaşık 12 saat sonra Anne Greene kendine geldi, konuşmaya başladı herkes merak içinde neler yaşadığını sormaya başlasa da başına neler geldiğini tam hatırlamamakla beraber ağzından çıkan ilke sözü de şu oldu:
“Tanrının inayetinden, mucizelerinden sakının!”
İngiltere’de aylarca konuşulacak bir mucizenin başkahramanı Anne Greene, bu olaydan sonra evlenip, üç çocuk sahibi oldu ve 15 yıl daha yaşadı.
İdamının gerçekleştiği Oxford’dan daha küçük bir yere taşınırken de içine konduğu tabutu hatıra olsun diye yanında götürdü. İngiltere’de dalgalar halinde yayılan mucizevi hayatı nedeniyle onu ziyarete gelenlerle evi dolup taştı.
Hakkında şarkılar, şiirler, şakalar üretiliyordu.
Korkularından ne, nasıl hareket edeceğini bilemeyen mahkeme üyeleri, Anne Greene’nin cezasını süresiz erteliyor, bir kesim için de bu olay kadınların tıpkı kediler gibi dokuz canlı güvenilmez yaratıklar olduğunun delili olarak görülüyordu.
Yaşanılan bu kadar kötü olaya rağmen Anne Greene bir şekilde tarihe geçmiş oldu.
Başka bir yazım da buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ
























Yorum Yazın