Baba olmak zor bir iş… Öyle dışarıdan göründüğü gibi sadece çalışıp eve ekmek getirmek değildir babalık. Bazen uykusuz gecelerdir, bazen içine atılan gözyaşlarıdır, bazen de kimseye belli etmeden omuzlanan ağır yüklerdir. Her baba, evladının geleceği için sessiz bir savaş verir. Kimi zaman kendi hayallerinden vazgeçer, kimi zaman ihtiyaçlarını erteler. Yemez yedirir, içmez içirir. Üşür ama evladı üşümesin ister. Eski ayakkabıyla dolaşır ama çocuğunun ayağında yeni ayakkabı görmenin mutluluğuyla ısınır.
Bir evladın başı ağrıdığında, aslında babanın yüreği ağrır. Ateşi çıkan çocuk yatağında uyurken, baba sabaha kadar sessizce başucunda bekler. Güçlü görünmeye çalışır ama içten içe bin parçaya ayrılır. Çünkü babaların sevgisi çoğu zaman kelimelerle değil, fedakarlıklarla anlatılır. Özellikle çocukluğunda anne ve baba sevgisinden mahrum kalmış bir insan için baba olmak bambaşka bir anlam taşır. O, eksikliğini en çok hissettiği sevgiyi kendi evladına fazlasıyla vermeye çalışır. Sarılmanın değerini bilir. Bir ‘Aferin oğlum’, ‘Canım kızım’demenin nasıl bir ömür boyu iz bıraktığını yaşadığı için, evladını sevgisiz bırakmamaya yemin eder adeta.
Belki çocukken elinden tutan olmamıştır ama kendi çocuğunun elini hiç bırakmaz. Belki sırtını yaslayacağı bir omuz bulamamıştır ama evladı yorulduğunda ilk omuz olacak kişi yine odur. Çünkü yaşadığı eksiklikleri, evladının kaderi yapmamak için mücadele eder. Hayat bazen acımasızdır. Geçim derdi, iş stresi, bitmek bilmeyen sorumluluklar babanın omuzlarına yüklenir. Ama o yine de gülümsemeye çalışır. Çünkü bilir ki evladı onun yüzündeki umudu görmek ister. Kendi yorgunluğunu gizler, korkularını içine gömer. Evladı mutluysa, o da mutludur.
Çocuklar büyüdükçe çoğu zaman babalarının nelerden vazgeçtiğini fark edemezler. Gençlik yıllarında ‘Babam neden böyle davranıyor?’ diye sorgularlar. Oysa yıllar geçip kendileri anne ya da baba olduklarında, babalarının sessiz fedakarlıklarını tek tek hatırlamaya başlarlar. İşte o zaman, yıllarca söylenmeyen teşekkürler yüreğin en derin köşesinde yankılanır. Baba olmak, sadece dünyaya bir evlat getirmek değildir. Ona karakter kazandırmaktır. Doğruyu öğretmektir. Düşse de yeniden ayağa kalkmayı göstermektir. İyi insan olmanın, merhametin, dürüstlüğün ve vicdanın en güzel örneği olmaktır.
Bazı babalar sevgisini kolay kolay dile getiremez. ‘Seni seviyorum’ demek yerine, ‘Kendine dikkat et.’der.’Üşüme.’ der. ‘Paran var mı?’ diye sorar. Çünkü onların sevgisi sözlerde değil, davranışlarda saklıdır. Ve ne yazık ki bir gün gelir… O güçlü görünen eller titremeye başlar. Bir zamanlar evladını omzunda taşıyan baba, artık evladının koluna ihtiyaç duyar. Hayatın en acı gerçeği de budur, çocukken bize dağ gibi görünen babalar da yaşlanır.
Bu yüzden babalarımız hayattayken kıymetlerini bilmek gerekir. Onlara sarılmak, halini hatırını sormak, ‘İyi ki varsın baba.’ diyebilmek gerekir. Çünkü bazı cümleler, söylenmek için yarını beklemez. Allah bütün babalara evlatlarının mürüvvetini görmeyi nasip etsin. Evlatlarına helal lokma yedirmek için alın teri döken, gecesini gündüzüne katan, sevgisini fedakarlıklarıyla gösteren tüm babaların emeği ödenmez. Çünkü gerçekten de... Baba olmak zor iştir. Ama dünyanın en güzel zorluğudur.
Habib BABAR






















Yorum Yazın