İngilizce ile karışık bir tekerleme vardır,
’Eight, Nine ,Ten, Deli Ayyyten’
Bu tekerlemenin merkezine inmek istedim…. Karşıma Bursa’nın nam-ı değer “Deli Ayten”i çıktı.
Bursa’da yaşayan 30 yaşın üstünde, kime sorarsanız sorun, hatta bir adım ileri gidelim, sokaktan geçen herhangi birine sorun Deli Ayten’i mutlaka tanır Nam-ı değer Deli Ayten’in ünü Bursa’da bir Zeki Müren kadar vardır desem abartmış olmam, öylesine ün salmıştı ki Bursa’da, doğup, yaşayıp öldüğü mahalleye heykeli bile dikilmişti.
Aşk nelere kadirdi, Ferhat’da dağları deldiren, Mecnun’u, meczup yapıp diyar diyar gezdiren aşk Ayten’i de delirtmişti… Herkes ona “Deli Ayten” derdi, asıl adı “Ayten Şenaşık”tı ama kaderi soyadına benzememişti, zavallı Ayten’in.
Yaz gelip de Bursalılar deniz kenarlarına gittiklerinde, çarşılarda işler durur, baharın curcunasının yerini derin bir eski zaman sessizliği alırdı. İşlerin kesat olduğu bu ıssız zamanlarda Kapalıçarşı’nın girişinden bir davul sesi duyulurdu önce. Herkes Deli Ayten’in geldiğini anlardı böylece. Can sıkıntısı yerini neşeye bırakırdı ansızın. Ayten önce davulunu çala çala bir uçtan bir ucuna geçerdi çarşının sonra da geldiği yoldan cümbüşünü inleterek geri dönerdi.
80’li yılların kraliçesiydi Deli Ayten
Her sabah mesaisine sadık bir biçimde Bursa Kapalı Çarşı’ya iner esnaf ikramlarının kabulünün ardından tüm gün Bursa’yı gezer ve yine aynı saatte çarşıya gelip bahşişlerini toplayan Ayten hiç durmazdı, yıllarını böyle geçirdi normalde zararsızdı Ayten, kimseye sıkıntısı yoktur ancak anlayışsız lümpen davranışlarından yıllar içinde bezdiğinden tepesi atınca çantasındaki taşlardan birini kendini kızdıran işyeri sahibinin vitrinine mi indirir yoksa kafasına mı bilinmez. Korku , saygı ve sempatiyle karışık bir hayat sürerdi. Ramazanlarda davulculuktan da bahşiş toplar. Karşısına geçip hadi şunu yap Ayten diyenlerin alay malzemesi olup bahşişi kaptığı da olurdu. Her akşam rotası doğup büyüdüğü hasrete ve dehşete düştüğü mahallesindeki küçücük kulübesinde biterdi. Deliyi deli bilip te hiçbir şey yapmaz sanmayın. Topladığı bahşişleri mahallenin delikanlı ve çocuklarıyla paylaşırdı, gönlü büyük bir insandı.
Kapıların önüne yığılan esnaf "Ayten Hanım buyurmaz mısınız?" diye önüne çıkar, Deli Ayten’i dükkanlarında ağırlamak ona ikramlarda bulunmak, ondan birkaç şarkı dinlemek, açıkça kendi menfaati için müşteri çekmek için birbirleriyle adeta yarışırlardı. Önünde bel kırıp reverans yapanlar da olurdu, amuda kalkanlar da.
Ayten kibirle bakardı olup bitenlere. Bazen sinirlenir "Ne o ? Kız Yakup gibi kıvırıp duruyorsunuz, hoppalık yapıyorsunuz" diye azarlardı esnafı. Sonra da gönlü hangi kapıda durmak istiyorsa o dükkanın önünde mola verirdi. Deli Ayten’in konakladığı dükkanda bereketin kilidi açılmış olurdu. Çayını kahvesini içerken davulunu tımbırdatıp cümbüşünü çalar, ardından kalkıp başka bir dükkana uğur ve bereket getirmek için harekete geçerdi.
Bursalılar için Deli Ayten tam bir efsaneydi. Sokaklarda yürüdüğü zaman insanlar onu karşılamak için evlerinden çıkar, mahalleden ayrıldığında alkışlayarak uğurlarlar arkasında daima çocuklardan oluşan uzun bir kuyrukla dolaşırdı.
Her köyün bir delisi olduğu gibi her mahalleninde bir delisi vardı kuşkusuz ve bu deliler mahalleyi babalarının malı gibi görürlerdi. Ama Ayten’in deliler üstü bir kimliği vardı, o bütün delilerin tartışılmaz kraliçesiydi.
Türlü çeşit söylentiler dolaşırdı Bursa sokaklarında Deli Ayten hakkında.
Kimisi çok zengin bir İstanbullu ailenin kızı olduğunu, çok gençken kafayı sıyırıp Bursa’ya geldiğini söylerdi.
Bazıları onun Selanik’ten göç eden bir ailenin çocuğu olduğunu, annesini babasını bir yangında kaybettikten sonra yapayalnız kaldığını anlatırdı.
Uzun uzun araştırdım, Deli Ayten’in hikayesi hakkında edindiğim bilgiler sonucu Deli Ayten’in hikayesi Bursa’nın Merkez İlçelerinden Osmangazi ilçesinin Roman mahallelerinden biri olan Kız yakup Mahallesi’nde başlıyor. Gerçek soyadı Ayten Şenaşık. Çocukluğunda ateşli hastalıklarla boğuşmuş, 16-17 yaşında genç bir adama aşık olmuş, kendisinden beş altı yaş büyük olan Cümbüş Hasan (Bayındıroğlu) da sevmiş Ayten’i. Ama ailesi çok içki içiyor, gece alemlerinde kendini kaybediyor diye kızın sevdiği adama kavuşmasına engel olunca, yanıp tutuşan Ayten, yemeden, içmeden, uykudan kesilmiş.
İşte Ayten’in kaderi de, bu dönemde başlıyor, kısaca kara sevda onun aklını yitirmesine sebep oluyor, hastaneler arasında gidip gelmeler başlayınca sonunda bir doktor “Sevdiği adama kavuşursa belki düzelir" diye tavsiyede bulunuyor ailesine. Altı yılın sonunda Ayten’in ailesi rıza gösteriyor evlenmelerine. Çok geç kalmışlar, Ayten melekelerini çoktan yitirmişti, tabi bu zaman içinde de alkolizmin derinliklerinde kaybolan Cümbüş Hasan da bir gün evi terk edip başka bir şehre gitmişti.
O günden sonra Ayten de Hasan’dan kalan cümbüşü eline alıp, davulu boynuna takıyor, sokak sokak dolaşıp Hasan’ı arıyor. Birkaç yıl sonra Hasan hastalanıp ölünce defter tamamen kapanıyor. Ayten de kalan ömrünü sokaklarda tamamlıyor.
1992 yılında günlük mesaisinden bir süre ayrı kalınca merak edilen Ayten araştırılınca evinde ölü bulunmuş. Yapılan otopsi sonucu kalp yetmezliğinden hayatını kaybettiği tesbit edilmiştir.
Cenazesi yine Kapalı Çarşı esnafı tarafından kaldırılmış katılımcıların anlatımına göre cenazesine beşbin civarı kişi katılmıştır. Bursa’nın merkezi bir konumda bulunan Pınarbaşı Mezarlığı’na defnedilmiştir. Halk tarafından halen sevgi ve tebessümle yad edilmektedir.
Bursa’da bir döneme damgasını vuran Deli Ayten’i sevgi ile anıyorum.
Hoşçakalın, hoş kalın
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ























Yorum Yazın