Bugünkü yazımda sizlere bir psikopatı, bir dolandırıcıyı, bir caniyi, bir katili anlatacağım….
Dünyanın ilk seri katili olarak nam salmış bir doktordur, eminim hikayesini okuyunca kanınınız donacak…
Dr. Henry Howard Holmes adını hiç duymuş muydunuz? Herman Webster Mudgatt, halk arasında Dr. H.H. Holmes olarak bilinirdi, Amerikanın ilk seri katillerinden olan bir dolandırıcıydı. Bazen "Chicago Canavarı" olarak da anılan Holmes'un yaklaşık 250 den fazla kişiyi katlettiği biliniyor.
Psikopat Holmes, 16 Mayıs 1861’de ABD’nin New Hampshire eyaletinde yer alan Gilmanton şehrinde Herman Webster Mudgett adıyla dünyaya geldi. Varlıklı bir ailede doğan Dr.H.H.Holmes, ayrıcalıklı bir çocukluk geçirdi ve erken yaşta çok üstün derecede zekaya sahip olduğu ortaya çıktı. O zamandan bu çocukta ileride olacakların ürkütücü işaretleri vardı. Tıp alanına olan ilgisi onun cani ruhunu ortaya çıkarmış, tıbbi bir eğitim almadığı halde sadistçe hayvanlar üzerinde ameliyatlar yapıyordu ve o hayvanlar bu deneylerin sonucunda ölüyordu.
Dr. H.H.Holmes'un suç hayatı daha çocukluk yaşta iken, çeşitli dolandırıcılık ve sahtekârlıklarla başladı. Söylemiştim zeki bir çocuktu diye, Michigan Üniversitesi'nde sınavları kazanıp Tıp eğitimi alırken, Üniversitenin morgundaki cesetleri çalıp sahte sigorta taleplerinde bulundu. Aklımdan geçen doğrumudur bilemem ama Dr.H.H.Holmes, çaldığı cesetleri deneylerinde de kullanmış olabileceğini ihtimalini de düşünmeden edemedim.
Tarihler 4 Temmuz 1878'i gösterdiğinde; Clara Lovering adlı bir kadın ile evlendi. Bu evlilikten Robert adında bir oğlu dünyaya geldi, Clara ile evliyken, bu kez de Myrta Belknap isimli başka bir kadınla 28 Ocak 1887'de Minnesota'da evlendi ve bu evlilikten Lucy adında bir kız çocuğu oldu. Holmes, Myrta ve Lucy ile Wilmette'te yaşar ve işleri nedeniyle zamanının çoğunu Chicago'da geçirirdi. Myrta ile evlendikten sonra Clara'ya boşanma davası açmış fakat dava hiçbir zaman sonuçlanmamıştı. Hem Myrta hem de Clara ile hala evli olduğu bir dönemde, eski çalışanlarından birisinin eşi olan Julia Smythe ile üçüncü evliliğini yaptı.
Buraya kadar, her şey normaldi diyelim, sizler Dr.H.H.Holmes’in karakterini az çok tanıdınız sanırım, asıl korkunç hikaye bundan sonra başlıyor.
Dr.H.H.Holmes 1886 yazında Chicago’ya taşındı ardından Dr. E.S. Holton'a ait bir eczaneye geldi. Kanser hastası olan kocasına yardım etmek için, eczaneyi yaşlı karısı yönetmekteydi fakat işletmekte güçlük çektiği için Holmes'i işe aldı. Bir zaman sonra yaşlı adam öldü, ikna etme gücünü kullanan Holmes da bu durumu fırsat bilerek yaşlı kadını dükkanı kendisine satmasına ikna etti. Yapılan anlaşmaya göre; bayan Holton eczanenin üst katındaki apartman dairesinde kalmaya devam edecekti, anlaşmadan kısa bir süre sonra bayan Holton esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyledi, bayan Holton'un ne zaman döneceğini sormaya başladıklarında ise; Kaliforniya'yı çok sevdiğini ve orada yaşamaya karar verdiği yalanını söyleyerek soranları ikna etti.
Holmes'in bir sonraki planı; "Kale" adını verdiği 3 katlı binayı inşa edeceği yeri satın almak olacaktı. Satın aldığı zaman 1893 yılında Dünya Fuarı ziyaretçilerinin kullanması için hizmete açılan otelde, kalenin en alt katı Holmes'un eczanesi ve diğer mağazaları için kullanılmak üzere hazırlanmıştı. Diğer üst katlarda ise kişisel ofisinin yanı sıra, antreleri tuğla duvarlara açılan 100'den fazla penceresiz oda ile dolu bir labirent, tuhaf şekilli koridorlar, hiçbir yere çıkmayan merdivenler, sadece dışarıdan açılabilen kapılar ve diğer bir takım ilginç dolambaçlı yapılar vardı, kendisi için inşa ettiği ve "Cinayet Kalesi" olarak bilinen ev, gizli geçitler, tuzak kapıları, ses geçirmez odalar, dışarıdan kilitlenebilen kapılar, kurbanları boğmak için gaz jetleri ve cesetleri yakmak için krematoryum adı verilen fırınlarda bu odalarda yerini almıştı.
Holmes kurbanlarını daha çok kadın çalışanları, sevgilileri ve otel misafirleri arasından seçmekteydi. Onlara işkence eder ve öldürür; bazılarını ses geçirmeyen ve gaz borularıyla donatılmış odalara kilitler ve böylelikle onları istediği zaman oksijensiz bırakabilirdi, diğer bir yöntemi ise; ofisinin hemen yanındaki ses geçirmeyen devasa kasa odasına kilitlemek ve orada havasızlıktan ölmelerini sağlamaktı. Kurbanların bedenleri gizli bir oluktan bodrum katına düşer, burada parçalanıp iskelet haline getirilir, bu iskeletler temizlendikten sonra tıp okullarına satardı. Holmes ayrıca bazı cesetleri yakar veya onları kireç kuyusuna döküp yok ederdi.
Holmes Cinayet Kalesi’nin inşaatı esnasında gizli odaların bilinmemesi için sürekli inşaat ustalarını değiştirmişti.
Dr. H.H.Holmes, Dünya Fuarı'ndan kısa bir süre sonra, Benjamin Pitezel adlı ortağıyla birlikte yapmayı planladığı şeyler için Chicago'dan ayrıldı. Pitezel'in sahte bir ölüm planlayarak bir hayat sigortası şirketinden 10.000 dolar almasını planladılar. Bir ara başka bir dolandırıcılıktan hapse giren Holmes, hayat sigortası planı hakkında, Holmes'u HM Howard olarak tanıyan, aynı zamanda kötü şöhretli bir kanun kaçağı olan mahkum arkadaşı Marion Hedgepeth'e güvendi. Hedgepeth daha sonra, aralarındaki tartışmanın ayrıntılarını açıklayarak soruşturmacılara yardımcı oldu.
Yetkililer sonunda Howard'ı Holmes olarak teşhis etseler de, son cinayetlerini durdurmak için yeterince erken davranmadılar. Holmes, Pitezel'i öldürdü ve dul eşine kocasının hâlâ hayatta olduğunu ve saklandığını söyledikten sonra, beş çocuğundan üçüyle birlikte seyahat etmesine izin vermesi için onu ikna etti; Daha sonra bu çocuklar da onun kurbanları olacaktı.
Dr. Holmes davasını inceleyen dedektifler onun ölüm malikanesini keşfettiklerinde büyük bir dehşetle karşılaşmışlardı. Kayıp raporlarına göre 250 kişinin katili olduğu iddiasıyla hakkında yürütülen soruşturmada Holmes; 27 kişiyi öldürdüğünü itiraf etti. Bu cinayetlerden dolayı “Devil Holmes" adıyla da nam salmıştı , hala çok daha fazla sayıda insanın katili olduğuna inanılmaktadır. Dr. H. H. Holmes yani gerçek adıyla Herman Webster Mudgett, 7 Mayıs 1896'da Philedelphia'da asılmak suretiyle idam edildiğinde henüz 34 yaşındaydı .
Başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ


























Yorum Yazın