Çocukluğumuz ne güzel geçmişti bizim onun için her zaman söylerim bizler “X Kuşağı” çocuklarıyız ve bizim kuşak en şanslı kuşaktır diye… Çizgi filmlerini hatırlasınız mesela özellikle bir tanesi hala hafızalarımızdadır.
Disney’in ünlü karakteri Donald Duck bizler için Varyemez Amca . İsmini duyunca şimdi hatırladınız mı bu sevimli ördeği? Tabiki Varyemez Amca bir hayal ürünüydü ama gerçek hayatta bu karakterin bir benzeri vardı. İşte bu yazımda da bu gerçek karakteri anlatmak istiyorum.
Toplumumuzda, cimrilik davranışı gösteren kişilere genellikle “Kefenin cebi yok” diyerek ölüm diye bir gerçek olduğu hatırlatılır. Amaç tutumluluktan öteye geçen kişiye yanlış yolda olabileceğini hatırlatmaktır. Cimrilik, pek çok toplumda ayıplanan bir davranıştır nitekim tutumlu olmak ile cimrilik arasında büyük bir fark vardır.
Dünyanın en cimri insanı olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi başaran, öldüğünde ikiyüz bin dolar miras bırakan Hetty Green…
Henrietta Howland Robinson ya da bilinen adıyla Hetty 1834 yılında Amerika’nın New Bedford şehrinde dünyaya geldi. Edward ve Abby çiftinin iki çocuğundan biri olan Hetty, henüz iki yaşında kardeşinin vefatıyla ailenin tek çocuğu konumuna düştü.
Hetty, dünyaya gözlerini açtığı anda varlıklı bir aile ile tanışmıştı. Annesi, önemli bir balıkçı ailesinin tek kızıydı ve babası ekonomi ile ilgileniyordu. Beraber yaşadığı dedesinin, yaşlandığı için gözleri iyi görmüyor, ekonomi ile ilgili haberleri 6 yaşındaki Hetty’e okutuyordu.
Hetty, 13 yaşına kadar çok ekonomi ve finans ile ilgili belgelerle haşır neşir olmuştu ki bu durum ona ister istemez bir bilgi birikimi sağladı ve henüz 13 yaşındayken ailesinin muhasebe sorumluluğunu üstlendi.
Yıllar akıp gidiyordu. Hetty 26 yaşındayken annesini kaybetti varlıklı bir ailenin kızı olan anne Abby, kızı ve eşine 120 bin dolarlık bir miras bıraktı. Abby’nin mirası ile hem baba hem de hala, Hetty’nin yönlendirmeleri ile çeşitli yatırımlar yaptı fakat Hetty, 5 yıl içerisinde hala ve babasını da kaybetti. Bu ikiliden Hetty’e yaklaşık 11 milyon dolarlık bir miras kaldı.
Akıllı adımlar, Hetty’i daha da zengin yaptı, 31 yaşına geldiğinde tamamen kendisine ait olan çok büyük bir serveti kontrol ediyordu. Bir yandan önemli kuruluşlara ve yatırımcılara faizle kredi verirken, bir yandan da garanti olarak gördüğü işletmelere yatırımlar yaptı.
Hetty, Edward Green adında zengin biri ile tanışmıştı fakat evlilik için pek emin değildi. Edward ile evlenirse, servetine zarar gelir miydi? Edward, Hetty’nin servetinin peşinde olabilir miydi? Tüm bu sorular Hetty’nin aklını kurcalarken; belki de günümüzde de kullanılan Evlilik Sözleşmesi’nin ilkini Hetty yaptı. Edward’ın, Hetty’nin serveti üzerinde hak iddia etmeyeceği hususunda resmî bir sözleşme imzalamasının ardından Hetty ve Edward evlendiler. Hetty, hayatında belki de ilk ve son kez evlilik için para harcadı.
Aralarındaki sözleşmeye rağmen Hetty’nin içi rahat etmemiş olacak ki evliliklerinin 18. yılında Edward ve Hetty resmi olarak ayrıldılar fakat beraber yaşamaya devam ettiler. Bu ayrılığın ardından Edward’ın işleri pek yolunda gitmedi ve iflas etti. İflastan sonra bankaya ödemesi gereken 500 bin doları Hetty ödemiş olsa da; Edward’ı iflastan ötürü asla affetmedi ve evi terk etti.
Edward’dan ayrılan Hetty’nin, kendisi ve iki çocuğu için kalacak bir yer bulması gerekiyordu fakat Hetty, vergi ödememek için bugüne kadar hiçbir gayrimenkul satın almamıştı. Kalacak bir yeri olmamasına rağmen almaya da niyeti yoktu Hetty'e göre en mantıklı çözüm, ucuz bir pansiyon bulmaktı. Dünyanın sayılı zenginlerinden biriydi fakat ölene kadar ömrünü ucuz pansiyonlarda geçirdi.
Hetty’i gözünüzde ucuz pansiyonlarda yaşayan bir zengin olarak canlandırırsanız, çok büyük bir hata etmiş olursunuz çünkü kendisinin daha pek çok tuhaf tercihleri vardı. Örneğin, genellikle daha az leke tuttuğu için siyah giyinmeyi tercih ederdi, siyah renk onun simgesi halindeydi sanki öyleki çevresi tarafından “Wall Street Cadısı” olarak anılmaya başladı.
Devasa servetine rağmen eski bir araba kullanır, en ucuz restoranlarda yemek yer, her yerde sıkı pazarlıklar yapar, asla marka ürünler kullanmazdı. Kısacası Hetty, ne kadar az para harcarsa o kadar kendini mutlu hissederdi cimrilikte sınır tanımıyordu.
Hetty, iki çocuğu ile beraber pansiyonda yaşarken bir gün, oğlu bacağından yaralandı. Özel hastaneye sırf para ödememek için ücretsiz sağlık hizmeti veren hastanelere gitmek istedi ancak kaldığı pansiyonun yakınlarındaki hastanelerin tamamı ücretliydi, biraz daha uzakta ücretsiz bir sağlık merkezi buldu fakat bu arama uzun sürmüştü, iş işten geçmiş ve bacak kangren olmuştu. Hetty’nin ücretsiz hastane arayışı talihsiz çocuğun bacağının kesilmesine sebep oldu.
Güzel bir söz vardır “yaradan yarına bırakır ama yanına bırakmaz” diye, bu olaydan kısa bir süre sonra Hetty’e fıtık teşhisi kondu fakat ameliyat parasını ödemek istemeyen Hetty, hayatı boyunca değnek kullandı.
Öylesine cimriydi ki, evinde asla kalorifer ve fırın kullanmadı, en ucuz yemekleri yedi, kıyafeti eskimesin diye sadece kirlenen yerlerini yıkadı, vergi ödememek için ev almadı ve ucuz pansiyonlarda ömrünü geçirdi.. Cimriliği ile rekor kırdı ve adını Guinness Rekorlar Kitabı'na yazdırdı...
Ömrünü cimrilik ile geçiren dünyanın en zengin kadını Hetty; 81 yaşındayken süt almak için gittiği bir markette, sütün pahalı olmasından ötürü kasiyerle pazarlık yaparken tartışma çıkardı, bu tartışma sırasında kalp krizi geçirdi ve yaşamını yitirdi.
Ölümü ile birlikte iki çocuğuna toplamda 200 milyon dolarlık (günümüzde yaklaşık 6 milyar dolar) bir servet bıraktı. Her iki çocuğu ise, kendilerine kalan serveti ölmeden önce hayır kurumları, okul ve kiliselere bağışladılar.
Başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ























Yorum Yazın