MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

İLK TÜRK PLAĞI İLE NASIL TANIŞTIK

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
11 Mart, 2026, Çarşamba 20:30
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
İLK TÜRK PLAĞI İLE NASIL TANIŞTIK

 

Günümüzde Teknoloji o kadar ilerledi ki, onun hızına yetişmekte zorlanıyoruz. Cep telefonlarımızdan bile istediğimiz her tür müziği amfi ile yükseltip geniş bir salona yayabiliriz… Biz yine ilklere gidelim… İlk Plaklar… 

Kitap kurdu olduğumu her zaman söylemişimdir, geçenlerde bir kitap evine gitmiştim, kitaplar arasında dolaşırken dikkatimi çeken bir şey şey oldu, salonda masa üzerine yığılı bir sürü eski “Taş Plak” dediğimiz 78’lik plaklar vardı işte bu yazıma da bu plaklar ilham oldu. 

Geçmiş ve günümüz arasında adeta köprü kuran, pikabın iğnesi plağa değdiği anda dinleyicisine zamanda yolculuk yaptıran, nostalji tutkunlarının göz bebeği plağın Türkiye’deki serüveninde tarihi bir yolculuk yapalım, şimdiki gençlerin bir çoğu plak nedir bilmez ama orta yaş grubu eminim iyi bilir . 

Plak, Teknik yollarla üzerine ses kaydedilen, her iki yüzünde de analog bir ses kaydı bulunan disktir. Plaklar şarkı kaydetme sayısına göre üçe ayrılır: 33’lük Long-Play , 45’lik ve Taş Plak. 

Long-Play’in her iki yüzüne de 9 parçaya kadar şarkı kaydedilebilir, bütün bir albümü bünyesinde barındırabilir. 45’lik plakların ise her bir yüzeyinde birer şarkı bulunur, pikap üzerinde bir dakikada 45 devir döndüğünden ismini de burdan alır. 

Taş plaklar ise en eski plak türü olup 78 devire sahiptir ve sadece gramofonda çalınır. Yapımında ebonit maddesi kullanıldığı için taş plak olarak bilinir.

Ülkemizde plakçılık sektörüne damga vuran, birçok değerli sanatçıyı Türk musikisine kazandıran ve tanıtan ilk Türk plak fabrikası “Orfeon Records” ’tur. Orfeon Records’a değinirken “Çiçek Vadisi” anlamına gelen Bluementhal ailesinin adını anmadan olmaz. Taş plakları ilk etapta Almanya’da bastıran Bluementhaller, 1912 yılında İstanbul’un Feriköy semtinde Orfeon Records’u kurmuştur. 1926 yılına dek faaliyet gösterip Tanburi Cemil Bey gibi birçok değerli sanatçıyı piyasaya kazandıran bu plak fabrikası ve stüdyosu daha sonra Columbia tarafından satın alınmıştır. 

Bir süre daha bu şekilde üretim yaptıktan sonra Yeşilköy’de Gramofon Fabrikası’nın kuruluşuyla kapanmıştır… Bugün ne oldu derseniz, Pangaltı’yı bilenler Şetat İş Hanı’nı mutlaka bilirler “Dormen Tiyatrosu” nun hemen altındadır işte bu hanın bulunduğu yerde eskiden Türkiye’nin ilk plağının çıktığı Orfeon Records plak fabrikası vardı. 

Orfeon Records her ne kadar Türkiye’de müzik sektöründe çığır açsa da bu döneme damgasını vuran bir diğer fabrika Yeşilköy’deki plak fabrikasıydı. 

O zamanlar The Gramophone Company, Türkiye’de plak şirketi kurmaya karar verince Sahibinin Sesi firmasıyla ortak olup Nobert Şor ve Aram Gesaryan ile beraber Gramofon Türk Limited Şirketi’ni kurdular . 

Bugün Yeşilköy - Florya arasındaki İBB Sosyal Tesislerinin hemen yanındaki boş arazide, Çarşamba günleri kurulan ve halk arasında “Sosyete Pazarı” olarak da bilinen Yeşilköy Pazarını sanırım İstanbul’lular iyi bilir, işte hafızalarımızdan silinmeyen Gramofon önünde duran bir köpek simgesiyle tanıdığımız “Sahibinin Sesi” plak şirketinin yeri burasıydı. 

Bu fabrika plak üretmenin yanında müzik, saz ve şarkıların plağa kaydedilmesindeki teknik işlerle de ilgilenmiştir. Burada ortaya çıkan plaklar Türkiye’de satılmasının yanısıra aynı zamanda Musul, Beyrut, Kıbrıs, Arnavutluk, Yunanistan, Avrupa ve Amerika’ya da gönderilmişti. Ne var ki o dönemde teknolojik imkanların yetersizliği kayıt almayı epey güçleştiriyordu. Fabrika uçakların Yeşilköy Havaalanı’na iniş rotası üstünde bulunduğundan, uçakların inerken çıkardığı gürültüden dolayı yapılan kayıtlar hep bozuk çıkıyordu. 

Kaydı dinlemekte mümkün değildi çünkü dinlenilirse kayıt yine bozuluyordu. Türlü zorluklara rağmen Yeşilköy Plak Fabrikası 1963 yılına dek 78 devirli Taş plaklar bastı. Bu tarihten sonra taş plak üretimini bırakarak 45’lik ve 33’lük üretimine başladılar. 1973 yılında üretim durana dek sektörü domine ettiler ve ülkenin en etkili firması oldular. Gramofon Türk Limited Şirketi’nin plak üretimi 1971 yılında bir milyonun üzerindeydi.

Sanat dünyasına adeta bir güneş gibi doğan, 7’den 70’e herkesin gönlünde taht kuran Zeki Müren’le Sahibinin Sesi firması anlaşmış ve “Zehretme Hayatı”, “Bu Aşkın Izdırabı Bilmem Ne Zaman Biter?” taş plaklarını piyasaya sürmüştü. Zeki Müren’in yanı sıra bir döneme altın harflerle imzasını atan, Perihan Altındağ Sözeri’nin “Bir İhtimal Daha Var”, “Estergon Kalesi” plakları da o dönem çok sevilmişti. Onu Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar, Behiye Aksoy, Mediha Demirkıran gibi değerli sanatçılar izledi 1965 yılında taş plak üretimi tamamiyle son buldu. 

1970’li yılların sonlarına dek en şatafatlı günlerini yaşayan plak endüstrisi ancak 80’li yıllarda gurbetçi işçilerin Türkiye’ye teyp ve kaset getirmesiyle beraber hem ses kayıt sistemi hem de müzik dinleme alışkanlığını bir hayli değiştirdi.  

“Kasetçilik” adıyla yeni bir piyasa oluşmuş ve birçok firma bu piyasaya yönelmeye başlamıştı. 

Ve böylece Türkiye’de bir döneme damgasını vuran plak teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte artık yavaş yavaş piyasadan çekilerek adı Nostaljiye çıkmış oldu. 

Ama ne olursa olsun… O taş plakta Makber’i Hamiyet Yüceses’ten dinlemekten daha da güzel birşey olamazdı. 

Başka bir yazımda buluşmak üzere 

Hoşçakalın, hoş kalın.

ESRA SONGÜLER

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER İLK TÜRK PLAĞI İLE NASIL TANIŞTIK
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL KADIN, EMEK VE 8 MART
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR ÇOK GEZEN Mi BİLİR? ÇOK YAŞAYAN MI?
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU Kadın: Hayatın En Güçlü Hikâyesi
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR YEŞİLÇAM ŞİMDİ HÜZÜN SOKAĞI
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ KADIN: HAYATIN VİCDANI VE UMUDU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU SAVAŞ VE İNSANLAR
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ GÜÇ, GROOMİNG VE SESSİZLİK: ÇOCUK İSTİSMARININ GERÇEK ANATOMİSİ
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle