Bazı felaketler vardır; yalnızca yaşandıkları günü değil, bir şehrin hafızasını da sonsuza kadar değiştirirler. Aradan yıllar geçse de insanlar o günü anlatırken gözleri uzaklara dalar, sesleri yavaşlar ve cümlelerinin arasına tarifsiz bir hüzün yerleşir. 15 Kasım 1979 sabaha karşı İstanbul'un yaşadığı “Independenta Faciası” da işte böyle bir olaydı.
İstanbul, tarih boyunca sayısız savaşa, yangına, depreme ve felakete tanıklık etti ancak o gecenin sabahla kavuştuğu saatlerde Boğaz'ın sularında yükselen alevler, sadece bir gemiyi değil, 43 insanın hayatını, yüzlerce ailenin umutlarını, hayallerini, Marmara denizinde yaşayan deniz canlıların tümünün hayatını ve bir şehrin huzurunu da yaktı, yıktı, yoketti…
İstanbul’un elit ilçelerinden biri olarak kabul edilen Kadıköy felaketin sesini önce dalgaların değişen ritminde hissetti. İstanbul Kasım ayındaydı artık kışa hazırlanıyordu, gecenin sabahla buluştuğu saatlerde müthiş bir patlama, devamında evlerin içini aydınlatan ateş ışığı, rüzgârın taşıdığı yanık kokusu ve dumanı, insanın içine işleyen bir huzursuzlukla karıştı. Evlerin pencereleri birer birer açıldı, ışıklar yandı, insanlar sustu çünkü bazen en büyük korku ne olduğunu tam anlayamamaktı.
Sahile koşanlar korkunç gerçekle karşı karşıya kaldılar, yüzlerce metre uzakta yanan geminin alevlerinin yüzlerinde sıcaklığını hissettiler.
O saatlerde balıktan yeni dönmüş bir balıkçı, Kadıköy sahilinde ağlarını toplamayı unuttu. Gençler, kahkahalarını yarıda bıraktı çünkü hayat, bir anda ciddileşmişti. İnsanlar, hiç tanımadıkları hayatlar için üzülmeyi öğrendi o gece.
Kadıköy sokaklarında dolaşan şey yalnızca korku değildi; aynı zamanda çaresizlikti, yapılabilecek hiçbir şey yoktu, beklemek… Sadece beklemek ve belki dua etmek. Denizle alakası olan herkes bilir; “Deniz bazen verir, bazen alır” ama o gece, deniz fazlasını almıştı.
Başına geleceklerlerden habersiz Romanya’nın gurur kaynağı Rahibe sınıfından 6 tankerden biri olan ‘Özgürlük Ateşi’ anlamına gelen devasa Independenta tankeri, Libya’dan yüklediği yaklaşıık 96.000 ton ham petrolu Libya’da ki petrol tesislerinden yüklemiş, Romanya’nın Köstence Limanı’na boşaltmak için yola çıkmıştı….
Akdeniz, Ege, Marmara derken Karadeniz’e çıkmak üzere son durak olan İstanbul Boğazı’na geldiklerinde saat gece yarısını çoktan geçmişti, hava soğuktu, sis vardı, 96 bin ton ham petrol yüklü, 150 bin tonluk dev Independenta tankeri İstanbul Boğazı girişinde Haydarpaşa yakınlarında demir atmış kılavuz kaptanın gelmesini bekliyordu. Saatler sabah 05.30’u gösterirken Karadeniz’den yola çıkıp İstanbul Boğazı’nı geçerek Haydarpaşa gümrüğüne yük boşaltmak için gelen Yunanistan bandıralı Evriali adlı kargo gemisiyle karşı karşıya kaldılar kaza kaçınılmazdı Evriali kargo gemisi dev tankere öylesine hızlı çarpmıştı ki, kulakları sağır edercesine müthiş bir patlamayla ham petrol yüklü tanker bir anda, alev topuna dönmüştü. Öyle ki, İndependenta’nın 43 personelinin tümü alevlerin içinde kalmış, hepsi bedenleri yanarak eridiği için cesetleri bulunamamıştı.
Romanya’nın göz bebeği dev petrol tankeri Independenta, gece karanlığında İstanbul Boğazı'nın girişinde Yunan bandıralı Evriali adlı kargo gemisiyle çarpıştığı anda henüz kimse birkaç dakika sonra yaşanacak korkunç felaketin boyutlarını tahmin bile edemiyordu. Çarpışmanın ardından milyonlarca litre ham petrolün tutuşmasıyla ortaya çıkan manzara, adeta cehennemin deniz üzerindeki yansımasıydı.
Kaza sonucu 43 kişi yaşamını yitirdi. Korkunç tablo bununla da sınırlı değildi. Independenta’daki yangın 27 gün boyunca söndürülemedi. Alevlerin üzerinde yükselen yoğun duman gökyüzünü siyaha boyadı. Tankerdeki 30 bin ton ham petrol yandı. Geriye kalan 66 bin tonluk kısım da Marmara’nın mavi sularına karıştı.
Deniz dibinde yaşayan canlıların büyük çoğunluğu yok oldu, İstanbul'da tutulan balıklar uzun süre yenilemedi, ağır petrol kirliliği nedeniyle deniz yüzeyinde sim siyah bir tabaka oluştu. Kaza, Dünya’da meydana gelen en büyük çevre felaketlerinin arasında yer aldı.
Neredeyse bir ay süren yangında Independenta tamamen kullanılamaz hale geldi. Koca gemiden geriye çelik yığınları kalmıştı. İstanbullular yıllarca o parçalara bakarak deniz yolculuklarını yaptılar. Geminin enkazı kazadan 8 yıl sonra yani 1987 yılında Tuzla tersanesine çekildi.
Günümüzde orta yaş gurubunda olup ve o günlerde İstanbul’da yaşayanlar olayı şöyle anlatırlar:
“Önce büyük bir gürültü duyuldu, ardından gökyüzünü yaran korkunç bir patlama... Evlerin camları sarsıldı, insanlar yataklarından fırladı. Birkaç dakika içinde ufuk çizgisini kaplayan dev alev sütunları geceyi gündüze çevirdi. Kadıköy'den Pendik’e, Sarayburnu’ndan K.Çekmece sahillerine, Boğazda ise Üsküdar'dan, Beşiktaş’a ve hatta kilometrelerce uzakta olan Tarabya’dan bile görülebilen o devasa yangın, sadece gözleri değil, yürekleri de dağladı..
Bugün Boğaz kıyısında elele yürüyen gençlerin çoğu belki Independenta adını hiç duymamıştır, oysa İstanbul'un hafızasında görünmez izler bırakan olaylardan biridir bu facia çünkü şehirler de insanlar gibidir; yaşadıkları acıları taşırlar bazı yaralar kapanır ama izleri ömür boyu silinmez.
Bence Independenta sadece bir tanker değildi.
O, İstanbul'un hafızasında ateşe dönüşen bir insanlık dramıydı,
Ve bazı hikâyeler, yıllar geçse de kül olup dağılmaz; Boğaz'ın rüzgârında yaşamaya devam ederler.
Başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ























Yorum Yazın