Kalite denilince akla gelen ilk isimlerdendir ROLEX ….
Ben Rolex ile tanıştığımda çok küçüktüm, rahmetli babacığım Rolex kullanırdı, onun içindir ki, evdeki duvar saatlerine hiç bakmaz, sadece kol saati ile zamanı öğrenirdi.
Oysa günümüzdeki dijital saatlerin tansiyon ölçümünden EKG ye kadar her tür işlevi yaparken bile yine de bu saatler Rolex’in tahtına oturamadı… Rolex günümüzde dahi fiyatı çok yüksek olan bir saattir. Nedir bu saati bu kadar pahalı yapan hiç düşündünüz mü? …
Tabiki bende merak ediyordum, araştırdım, karşıma öylesine ilginç bir hikaye çıktı ki, bazen inanamıyordum, ama daha da derin araştırınca anladım ki, rahmetli babacığım, Rolex saati kullanmakta çok haklıymış…
Anlatmaya nereden başlasam diye düşünüyorumda, karşıma başka sorular çıkıyor. Tarihin en ünlü saat markasının arkasındaki adam kimdi? 1800'lerin sonlarında doğan ve küçük yaşta yetim kalan Hans Wilsdorf, 1905'te saat şirketini kurduğunda saatçiliğin çehresini sonsuza dek değiştirecekti. Bu şirket daha sonra “Rolex” olarak tanınacaktı.
Dünya çapında prestij ve kalitenin sembolü olan Rolex, Hans Wilsdorf'un azim ve kararlıkla dolu çalışma hayatındaki başarısının zaferiydi…
Gerçek adı Hans Eberhard Wilhelm Wilsdorf olan efsane insan Hans Wilhelm, 1881 yılında Bavyera'da (şimdiki Almanya'nın bir parçası) Anna ve Ferdinand Wilsdorf'un ikinci oğlu olarak dünyaya geldi. Hayatın zorlu yüzüyle erken yaşta tanışan Wilsdorf, önce annesini sonra babasını kaybetmiş ve amcası tarafından yatılı bir okula gönderilmişti. Yatılı okul, onun azmini ve mücadeleci ruhunu güçlendirdi. Burada arkadaşlık ettiği İsviçreli çocuk, Hans Wilsdorf'un saatler konusundaki merakını pekiştirdi. Ayrıca Wilsdorf, yatılı okulda kısa zamanda kendi kendine yeten bir kişi haline geldi. Burada sağlam bir eğitim aldı, dil konusundaki ilgisi çok önemliydi ve anadili Almancanın yanı sıra Fransızca ve İngilizce konuşabilme yeteneği olan Hans Wilsdorf’un saatlere olan aşkı onu 19 yaşında İsviçre’ye gitmesine sebep oldu ve buranın La Chaux-de-Fonds şehrinde Cuno Korten şirketinde çalışmaya başladı. Cuno Korten, İsviçre cep saatleri ihraç ediyordu ve Hans Wilsdorf üç dilde yazışmalardan sorumluydu.
Uluslararası saat satışlarıyla ilgili bu erken deneyim, Hans Wilsdorf'un kariyerinde çok önemli bir rol oynayacaktı. O yıllarda kol saatleri henüz icat edilmemişti, cep saatleri vardı, ve bunlarda bayağı kaba ve hantal saatlerdi.
Hans Wilsdorf, İsviçre'de bulunduğu süre boyunca, yakınlardaki Bienne kasabasında bulunan saat mekanizması üreticisi Aegler'i fark etti.
Aegler, kaldıraçlı eşapmanlı küçük ébauche'lar (bitmemiş temel mekanizmalar) üretiyordu; bunlar, erkekler arasında o dönemdeki küçümsemeye rağmen, Hans Wilsdorf'un geleceğin kol saatleri olarak gördüğü saatler için idealdi.
1903'te Hans Wilsdorf, başka bir saat şirketinde çalışmak üzere İngiltere'nin Londra şehrine taşındı.
Daha sonra kayınbiraderi Alfred James Davis ile güçlerini birleştirerek 1905 yılında Wilsdorf & Davis şirketini kurdu. Şirketleri, İngiliz İmparatorluğu genelinde hem cep hem de kol saatleri ihracatında uzmanlaşmıştı.
Hans Wilsdorf' yıllar sonra hayat hikayesini anlatırken, şu ayrıntı herkesin dikkatini çekmişti O günlerde kol saati ciddiye alınmıyordu, onu takan az sayıdaki kişiyle alay ediliyordu.
İnsanlar, bu kadar küçük ve hassas bir mekanizmaya sahip bir saatin el ve kolun şiddetli hareketlerine asla dayanamayacağını söylüyorlardı. Ve elbette, doğru zaman gösteremeyecek kadar da küçüktü.
Hans ileriye dönük hayallerini gerçekleştirme çabasındaydı fakat kısa bir süre sonra Almanya'ya dönüp askerliğini yapmak zorunda kaldı.
Askerliğinin ardından Londra’ya taşındı ve saat sektöründe kendini geliştirmeye devam etti.
İki yıl boyunca bir saat şirketinde çalışarak, kendi saat işini kurma hayalini gerçeğe dönüştürmek için gereken deneyimi kazanmıştı.
Bu dönemde, eşi Florence Frances Mae Crotty ile tanıştı ve evlendi. Wilsdorf, kayınbiraderi Alfred James Davis ile birlikte 1905 yılında, birkaç yıl sonra “Rolex” olacak olan Wilsdorf & Davis Limited şirketini kurdu.
Kurdukları şirket, İsviçre’den İngiltere’ye saat parçalarını ithal ederek kaliteli saatler üretmeye başladı. Wilsdorf, kol saatlerinin gelecekte çok daha popüler olacağına inanıyordu.
İşte bu hayali saat dünyasında bir devrim yaratmasının önünü açtı.
Wilsdorf 'Rolex' kelimesinin her dilde kolayca telaffuz edilebilir ve akılda kalıcı olduğuna inandığı için seçti.
Rolex yüksek kaliteli kol saatleriyle adını duyurdu ve o dönemde zenginler tarafından tercih edildi. Birinci Dünya Savaşı patlak verdi ancak Rolex bu durumdan etkilenmedi ve başarısını artırmaya devam etti.
Birinci Dünya Savaşı, Rolex'i daha da ünlü hale getirdi!
Marka, birçok askere kullanışsız cep saatleri yerine çok daha kullanışlı olan Rolex kol saatleri veriyordu.
Fakat Rolex'in karşısında iki sorun vardı!
Bunlardan biri İngiltere’nin uluslararası sınırlar ötesine mal ihraç eden tüm şirketlere yüksek vergi uygulaması.
Diğeri ise, insanların Almanya’ya karşı olumsuz bir tutum takınmasıydı. Fakat Wilsdorf'un bunun için de bir çözümü vardı!
Wilsdorf 1915 yılında şirketin ismini “Rolex Watch Corporation Limited” olarak değiştirdi.
2000’li yıllarda ise Hans, Rolex'i kaşiflerin, sporcuların, yarışçıların, pilotların ve sayısız başarılı insanın kolunda dünyaya tanıtıyordu. Bu sayede başarı, güvenilirlik ve kaliteyle Rolex markası arasında sarsılmaz bir bağ kurulmaya başlandı.
Wilsdorf, 1926'da tarihin ilk su geçirmez kol saati olan “Rolex Oyster”ı piyasaya sürdü.
Markanın su geçirmez “Oyster” modeli ile atılan bu adım, Rolex'in uluslararası üne kavuşmasını sağladı.
Çünkü 1927 yılında Oyster'ın tanıtımı için İngiltere ile Fransa’yı ayıran Manş Denizi'ni yüzerek geçmeye çalışan Mercedes Gleitze'ye sponsor oldu. Rolex, üstün kalitesiyle yenilikçi saatler üretiyordu.
Savaş dönemindeki zorluklara sabırla göğüs geren Rolex savaşın bitmesinin ardından tekrar yükselişe geçti ve saat sektörünü şekillendirmeye devam etti.
1944 yılında, Hans Wilsdorf çok sevdiği eşi Florence'ın vefatıyla büyük bir üzüntü yaşadı. Ertesi yıl Hans Wilsdorf Vakfı'nı kurdu ve Rolex'teki %100 hissesini vakfa devretti.
Hans Wilsdorf Vakfı, Rolex'in mülkiyetini ve kontrolünü günümüze kadar elinde bulundurmakta ve gelirinin büyük bir kısmını çeşitli hayır kurumlarına gizlice bağışlamaktadır.
Daha sonra Betty Mettler ile evlendi ve ikinci eşinin, kadran üzerindeki küçük tarih penceresini okumakta zorlandığı için Cyclops büyütme merceğini icat etti.
Cyclops, 1953 yılında “Datejust” modeline eklendi ve o zamandan beri tarih penceresi olan neredeyse tüm Rolex saatlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
Savaşların ve yaşanan kişisel acıların ardından Rolex, büyümeye devam ediyordu. 1953 yılında tarihinin en efsane saati olan “Rolex Submariner” üretildi.
Ve maalesef 1960 yılında Hans Wilsdorf hayatını kaybetti!
Rolex saat kendi kulvarında adeta devrim yaratmıştı, hep ilklere imzasını attı..
İşte saatte kalite denilince akla ilk gelen marka Rolex’ti, pahalıydı ama eğer ki zaman sizin için önemliyse, saatimizde bir o kadar önemli olmalıydı.
Bu günlükte bu kadar, başka bir yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, Hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın