MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

SABAHATTİN ALİ

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
25 Şubat, 2026, Çarşamba 20:10
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
SABAHATTİN ALİ

“Başın öne eğilmesin

Aldırma gönül aldırma

Ağladığın duyulmasın

Aldırma gönül aldırma” Sabahattin Ali 

Ne zaman hüzünlensek, ne zaman kendinimizi yalnız hissetsek, hemen mırıldanırız, rahmetli Edip Akbayram’ın buğulu sesiyle kalbimize yerleşen bu şiiri… 

Aldırma Gönül dedik ya, Sabahattin Ali’yi anlatmak istedim, bu şiir Sabahattin Ali’nin Konya'da iken Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ü yeren “Memleketten Haber” adlı bir şiiri dost meclisinde okuduğu iddiasıyla Ondört ay hüküm giyerek Sinop Cezaevi’ndeyken yazdığı şiirdir. Sinop cezaevindeyken yazmış olduğu şiirlere isim vermek yerine numaralandırmıştır onun içindeki bu “Hapishane Şarkısı” adını taşıyan beş şiirin sonuncusu olarak bilinir. 

Sabahattin Ali edebiyatımızın mihenk taşlarından biridir diyebiliriz 25 Şubat 1907 tarihinde Bulgaristan'da doğdu. 

Babasının mesleğinden dolayı ilköğretimi eğitimini ülkenin çeşitli şehirlerinde tamamlamıştı, Edremit’te yaşadıkları süre içinde Yunan işgalinden ötürü aile, maddi ve manevi zor günler geçirmiştir. Daha sonra Sabahattin Ali, parasız yatılı olarak Balıkesir Muallim Mektebine başladı. 

 Küçük yaştan itibaren aile içinde mutsuz ve iletişim sorunları ile büyüyen Sabahattin Ali için Muallim Mektebi bir kurtuluş yolu olmuştur. 

Bu yıllarda usta yazar, yaşadıklarını kimi zaman şiir kimi zaman da öykü ve denemeleri ile kaleme almıştır. Gazete ve dergilere şiirlerini gönderen Sabahattin Ali, arkadaşlarıyla bir okul gazetesi de çıkarır. Onun için Muallim Mektebinde geçirdiği bu yıllar büyük bir öneme sahiptir. 

Bu sürede kendisini keşfeden ve bunu da kaleme alan Sabahattin Ali, zamanla okulun düzeninden sıkılmaya başlar ve çeşitli olaylar başından geçer.Bir olay neticesinde ise okul yönetimi Sabahattin Ali’yi İstanbul’a naklederek orada eğitimine devam etmesini sağlar. 

1926 yılında İstanbul’da ki okula yerleşen Sabahattin Ali, burada büyük bir şans yakalar çünkü o yıllarda Ali Canip Yöntem, Muallim Mektebinde Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Ondaki cevheri fark eden Ali Canip Yöntem’in yardımıyla şiirleri, öyküleri ve denemeleri birçok önemli dergide yayımlanmaya başlar. 

1927 yılında ise Sabahattin Ali, kendisini çok etkileyecek olan babasının ölüm haberi gelir. Babasının ölümü üzerine “Babam İçin” adlı şiiri kaleme alır şiir 15 Ocak 1927 tarihinde “Güneş Dergisi”nde yayımlanır. 

Söz konusu şiiri henüz 19 yaşında kaleme alan Sabahattin Ali, aynı yıl okuldan da mezun olur. Artık bir öğretmen olan Ali, Yozgat Merkez Cumhuriyet Okulun’a dayısının yardımı ile tayin edilir. 

Aile, Yozgat'a yerleşir ve burada Sabahattin Ali, kısa zaman da kendisini sevdirir. Ancak onun çocukluktan beri sahip olduğu mutsuzluk ve yalnızlık duygusu peşini bırakmaz. Sabahattin Ali, bu günlerde edebiyatı, sanatı konuşabileceği insanların yokluğundan şikayet etmektedir. 

Öyle ki Nahit Hanım adındaki bir arkadaşına 24 Kasım 1927 tarihinde yani Yozgat’a gittiği ilk zamanlara ait bir mektubunda şu şekilde yazmıştır; 

“Burası beni muhakkak çıldırtacak. Ne basit muhit Yarabbi… Düşün kardeşim konuşacak bir insan bile yok. Hepsi alelade, hepsi dümdüz. (…) Konuşacak dert yanacak bir adam diye kendi kendime haykırdım… Yoktu.. Malumat sahibi, derin, muğlak bir kimseye rast gelmek mümkün değildi. Müthiş bir surette yalnız kaldığımı hissetim. Ah… bilhassa bu kadar kalabalığın içinde yalnızlık ne acı oluyor Yarabbi.. ” 

Sabahattin Ali, yalnızlık hissini ağır bir şekilde hissettiği o günleri yine büyük bir içtenlikle bu şekilde kaleme almıştır. Yine bu zamanlarda Sabahattin Ali, yazdıklarının kendisinden oldukça küçük olan dayısının oğluna okumaktadır. 

His dünyası bu derece geniş olan Sabahattin Ali, İstanbul'da staj döneminde tanıştığı ve Yozgat'ta da sürekli mektuplaştığı Nahit hanıma aşık olur. Ancak aşkına karşılık bulamaz ve bu duruma karşı duyduğu üzüntüyü de her zaman yaptığı gibi yine kâğıda aktarır. 

Bu şekilde hem aşk hem de üzüntü duygularının hâkimiyetinde olan usta kalem, bir yandan da İstanbul'u özlemektedir. Ancak Yozgat'taki bu günleri onun yazım hayatı için büyük bir önem arz edecektir. Sabahattin Ali, burada Anadolu insanını ve hayatını gözlemleyecek, tanıyacak ve ileride romanında bu durumu kaleme alacaktır. 

Daha sonra Almanya'da iki yıl eğitim alır. Ardından ülkeye geri dönerek Sabahattin Ali, Konya'da öğretmenliğe devam eder. Bu yıllarda Atatürk'ü hiciv ettiği iddiasıyla tutuklanan Sabahattin Ali, bir süre hapis yatar ve af nedeniyle tahliye olur. 

1944 yılında Nihat Atsız ile ilgili yazdığı yazıdan dolayı Sabahattin Ali’ye dava açılır. Açılan davayı kazanan Sabahattin Ali, yine de bu dönemde büyük sıkıntılar yaşamıştır. Daha sonra bir süre fıkralarını yayımlamaya başlayan Sabahattin Ali’nin yazıları engellenir ve bunun üzerine usta kalem Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile “Marko Paşa “ adlı mizah dergisini çıkarmaya başlarlar. 

 “Marko Paşa” dergisi çok zor şartlar altında çıkmış bir dergiydi, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin önderliğinde çıkmıştı. Karikatürleri Mim Uykusuz çizmiş, daha sonra Rıfat Ilgaz da kadroya katılmıştı. Fakat “Marko Paşa” daha ilk sayısında engellerle karşılaşır. Altıbin basılan dört sayfalık ilk sayısının dağıtım evleri tarafından, dağıtımı reddedilince bütün sayılar Aziz Nesin’in elinde kalır. Ne yapacağını bilmez. Sonra iki bin tanesini alır ve Eminönü tarafında utana sıkıla bağırarak satmaya başlar. Bir anda elindeki dergiler biter. Hemen yayın evine döner diğer iki binide alıp dağıtır. Kalan iki bini de taşra ya gönderir. İnanılmaz bir şekilde üç günde dergi biter ve karaborsaya düşer. .

2. sayı on bin, 

3. sayı onbeş bin, 

5. sayı altmış bini geçer. O dönemde dönemin en iyi gazetesi olan Cumhuriyet Gazetesi Yirmi bin satarken Marko Paşa’nın bu sayıya ulaşması çok büyük bir başarıydı. 

Ancak burada yazdığı yazılarda İsmet İnönü ile alay edildiği iddiası ile Sabahattin Ali 3 ay hapis cezası ile cezalandırılır, Ancak bu dönemde Sabahattin Ali bir süre daha cezaevinde yatmıştır ve bu durum onun için giderek dayanılmaz bir hal alır. 

Tek parti yıllarında yazıları hiçbir yerde yayımlanmaz ve işsiz kalır. Bu olumsuzluklar üzerine ülkeden gitmek ister ancak bu günlerde pasaport talepleri onaylanmaz, bunun üzerine usta kalem, Bulgaristan’a kaçmaya karar verir, asıl amacı Bulgaristan sınırını aşarak Avrupa'ya ulaşmaktır 

Kendisine yasal yollardan pasaport verilmediği için kaçak yollarla bu amacına ulaşmaya çalıştı. Bulgaristan sınırını denemeden önce de Suriye sınırından kaçmak istemiş ama başarılı olamamıştı. Ali'nin Avrupa'ya kaçışı için kendisine yardım edecek kişi Üsküdar Paşa Kapısı Cezaevi'nden koğuş arkadaşı Berber Hasan'dı. 

Berber Hasan, Sabahattin Ali'yi Ali Ertekin'le tanıştırdı ona rehberlik edecek Ali Ertekin, eski bir subaydı ve silah çalmak suçundan ordudan ihraç edilmişti.

Sabahattin Ali ile Ali Ertekin tanıştıktan bir süre sonra Kırklareli'ne doğru kamyonla yola çıktı, kamyonda ilk başta üç kişi olsalar da daha sonradan birlikte yolculuk ettikleri Salim'i bırakıp yola beraber devam ettiler. Ali Ertekin'in iddiasına göre; yol boyunca sohbetleri sırasında Sabahattin Ali, kendisine sınırı geçtikten sonra Bulgaristan ve Rusya'da çalışmalar yaparak Türkiye'de komünist bir ihtilal çıkaracağını söyledi. Ali Ertekin, buna kızarak Sabahattin Ali'yi sopayla başına defalarca vurarak öldürdü.   

Cesedi, Kırklareli’ne bağlı Sazara Köyü yakınlarında ormanlık alanında bir çoban tarafından bulundu. Acıdır ki, Otopsiye gitmesi için ormanlık alandan alınan cesedi, maalesef yetkili mercilere ulaşamadan kaybolmuştur, yani bugün Sabahattin Ali’nin Mezarı yoktur. 

Sabahattin Ali’yi kendisinin öldürdüğünü itiraf eden Ali Ertekin, 4 yıl ceza almış ancak birkaç hafta sonra ülkede ilan edilen aftan faydalanarak cezasını çekmemiştir. 

Ve bugün benim kütüphanemde, Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kuyucaklı Yusuf” “İçimizdeki Şeytan” ve “Kürk Mantolu Madonna” adlı romanları vardır. 

Bugünkü yazımı , yine Sabahattin Ali’nin yazdığı, Zülfü Livaneli’nin bestelediği dillerden düşmeyen mısraları ile bitireyim.. 

Başka bir yazımda buluşmak üzere Hoşçakalın, Hoş kalın. 

“Leylim Ley

Döndüm daldan düşen kuru yaprağa

Seher yeli dağıt beni kır beni

Götür tozlarımı burdan uzağa

Yarin çıplak ayağına sür beni

Aldım sazı çıktım gurbet görmeye

Dönüp yare geldim yüzüm sürmeye

Ne lüzum var şuna buna sormaya

Senden ayrı ne hal oldum gör beni

Ayın şavkı vurur sazım üstüne

Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne

Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne

Ay bir yandan sen bir yandan sar beni

Yedi yıldır uğramadım yurduma

Dert ortağı aramadım derdime

Geleceksen bir gün düşüp ardıma

Kula değil yüreğine sor beni” 

ESRA SONGÜLER

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER SABAHATTİN ALİ
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL NERDE O ESKİ RAMAZANLAR?
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR GAZETELER DİJİTAL DÜNYAYA YENİLİYOR
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU VAZGEÇMEYENLER HEP KAZANIR
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ’NİN GİZEMİ
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU YARDIMLAŞMAK İNSANİ BİR DUYGUDUR
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ HİSSETMENİN GERİ ÇEKİLDİĞİ YER
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR HAYVAN SEVGİSİ GERÇEK Mİ ?
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ BU BİR SKANDAL DEĞİL, İNSANLIĞIN ÇÖKÜŞÜDÜR
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle