Evlat annenin parçasıdır, evlat acısı ise acıların en büyüğüdür… Bu tartışılmaz…
Evlat acısının bir anneye neler yaptırabileceğini hayal bile edemezsiniz, öğrenmek ister misiniz? Türk Tarihinin ilk kadın hükümdarı Tomris Hatun'un öyküsü.
Tarihin sayfalarında gerilere gidelim, çok gerilere
“Tomris” Bu kelimenin Türkçe’de karşılığı “Demir” anlamına geliyor. Bir kadın düşünün adının hakkını veren demir kadar güçlü bir kişiliğe sahip olan bir kadın. İşte bu kadın sizlere anlatmak istediğim Tomris Hatun; M.Ö. VII.yüzyılda yaşadığı düşünülen “Saka” veya literatürde “İskitler” olarak da bildiğimiz bu hükümdarlığın kraliçesidir.
Saka (İskitler) Devleti M.Ö. VII ve III yüzyıllar arasında, batıda Trakya'dan başlayıp Orta Asya bozkırlarına, doğuda Moğolistan'ın Altay Dağları'na kadar uzanan coğrafyada yaşayan göçebe bir halktı.
Büyük hükümdar Alp Er Tunga’nın da torunu olarak bilinen bu Tomris Hatun, çocukluğundan beri at kullanmasını çok iyi bilen, kılıç ve okçulukta usta olan bir kadın figürüdür. Tomris Hatun eşini kaybettikten sonra kaderinden kaçamaz ve Saka Devletinin ilk kadın hükümdarı olarak başa geçer.
Sakaların baş düşmanı Pers Ordusuydu.
Pers Ordusu Babil’i ele geçirdikten sonra yeni topraklar kazanmak için Saka topraklarını fethetmek üzere sefere çıkmıştı.
Tomris Hatun barışçıl bir politika izlemesine rağmen, Pers İmparatoru Büyük Kiros durmaksızın akınlar düzenliyor ancak yenilgiye uğrayıp, askerlerini geri döndürmek zorunda kalıyordu.
Saka’ların yıldırma taktiği olarak görülen bu hareket, Pers’leri epeyce yordu başka bir yol denemek isteyen Büyük Kiros kurnazca bir fikirle Tomris Hatun’un karşısına çıktı ve kendisiyle evlendiği takdirde daha fazla savaş olmayacağını vaad etti ama oldukça akıllı olan Tomris Hatun’u kandıramadı.
Bu teklifinin reddedilmesini bir türlü hazmedemeyen Pers İmparatoru Büyük Kiros hileyle Saka’lara boyun eğdiremeyince asıl niyeti ortaya çıktı ve Aras Nehri üzerine ordularını getirdi. Nehrin geçilebilmesi için köprü inşa ettirmekten bile kaçınmayan bu hırs küpü İmparator aynı zamanda ilginç bir silah da kullanmaktan çekinmedi.
Bu silah eğitilmiş köpeklerdi ve savaş mevzilerine yerleştirildiler. Bir müddet sonra Tomris Hatun, Büyük Kiros’a elçi gönderdi ve ona kendilerine saldırmaktan vazgeçmelerini , eğer vazgeçmezse Saka ordusunu üzerlerine doğru yola çıkaracağını bildirdi.
Bu sefer geri çekilerek yıldırma taktiğinin sonuç vermeyeceğini düşünen Tomris Hatun, büyük bir mevzi seçip ordunun gelmesini bekledi.
İki düşman ordu arasına eğlence çadırı yerleştiren Büyük Kiros, Pers ordusunun zayıf güçteki askerlerini bu ziyafet çadırında bırakıp çadırın içerisine güzel kadınlar, yiyecekler ve şarap yerleştirmişti. Bu tuzaktan haberi olmayan Sakalar
çadıra saldırı düzenleyerek birkaç Pers askerini öldürür ve eğlenceye devam ederler. Büyük Kiros’un, yaptığı bu şeytanca taktik başarı sağlar ve o çadırın içinde olan Tomris Hatun’un oğlu Spargapises’i İçki hilesiyle rehin alıp, daha sonra serbest bırakır, fakat çadırdan ayrıldıktan sonra Spargapises yaşadığı onursuzluk nedeniyle yaşamına son vermiştir.
Oğlunun ölüm haberi sonucu yıkılan ancak mücadeleye devam eden Tomris Hatun ünlü tehditiyle tarihe geçer ;
“Kana susamış Büyük Kiros! Sen oğlumu mertlikle değil ona içirdikçe sarhoş ettiğin şarapla öldürdün. Güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!”.
Pers İmparatoru Büyük Kiros bu tehdidi umursamayınca bu kez Sakalar tarafından savaş hazırlıkları başladı. Amcasını da katleden Perslere kini oğlunun öldürülmesiyle daha da güçlenen Tomris Hatun, ertesi gün sert bir savaşa girdi.
Tomris Hatun, atlarını ölüme sürecek olan askerlerinin önünde durarak yürekleri titreten bir ses ile haykırdı:
“Geride sadece bizler kaldık birçoğu kadınlardan, tıpkı erkeği kadar yiğit kadınlardan oluşan halk ve ordu”.
Perslerin esareti altına girmemekte kararlı olan Tomris Hatun ve Saka ordusu hepsi aynı anda coşkuyla haykırarak ant içtiler.
Savaş başlamıştı, her yerde kahraman kadınların çığlıkları yankılanıyordu ve önde Tomris Hatun, arkada cesur askerleri, savaşa doğru gidiyorlardı.
“Yeryüzü daha önce böylesine bir ölüm, arzulu at süren millete tanık olmamıştı” diye anlatmaya başlamıştı tarihin babası Heradot ve şöyle devam etmişti.
“Bir tarafta 9 bin kadın olmak üzere 13 bin askerlik Saka Ordusu, diğer tarafta 100 bin askerli Pers ordusu, her iki orduda uzun bir süre birbirleri üzerinde üstünlük sağlayamamıştı. Perslerin en çevik askeri birliği olan “Ölümsüzlere” karşı Sakaların ok atmakta ustaca maharetleri olan askerleri, onları savaş köpeklerine rağmen bozguna uğratmıştı.
Tomris Hatun sözünde durdu ve Büyük Kiros'un kesilmiş kafasını kan dolu bir fıçıya atarak şu sözleri söyledi ;
“Sağ salim savaştan zaferle çıktım ama sen oğlumu hileyle öldürdün şimdi sana verdiğim sözü tutuyorum hayatında kan içmeye asla doymadın, şimdi benim elimden kana doyuyorsun”
Günümüzde Türk kadınına ne denilirse densin, hala kadınlarımızda Tomris Hatun içgüdüsü, vatan sevgisi ve analık duygusu çok kuvvetlidir! Bir kadın olarak Tomris Hatunla gurur duyuyorum.
Toplumumuzda her ne kadar kadın ikinci plana atılsa da, kadınları eşit kabul edip onlara “Seçme ve Seçilme Hakkı”nı tanıyan Ata’mı ve Tomris Hatunu saygı ile anıyorum…
Hoşçakalın, hoş kalın
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ






















Yorum Yazın