MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

YAS VE KAYIP

Ana SayfaYazarlarÇİFT AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
15 Aralık, 2022, Perşembe 18:57
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

Bildiğimiz gerçek yıkıldığın da boşluğa düşeriz. 

Hayatımızı paylaştığımız bir insanı kaybettiğimiz de, sadece onu kaybetmeyiz, dünyamızın bir parçasını kaybederiz. Sevdiğimiz bir insanın kaybı sanki kendimizden bir parça kaybettiğimiz hissini verir. Sadece o insanı özlemeyiz, onunla paylaştığımız alışkanlıklarımızı özleriz, günlük hayatın görevlerini, sorumluluklarını, güzelliklerini paylaşmak üzere 

birinin hep yanımızda olduğu hissini özleriz, onunla sohbetlerimizi özleriz, kısaca o bağı özleriz, sevildiğimiz ve sevdiğimiz hissini özleriz.

Ayrılık nedeni bu ara önemli değildir. O gitmiş olabilir, biz gitmiş olabiliriz ya da ölüm bizi ayırmıştır. Acı dolu bir kayıp yaşarız.

 

Birden hayatımızda bir boşluk olur. Bu, nasıl dolduracağımızı bilemediğimiz kocaman kara deliği önce yas, korku, acı, öfke, güçsüzlük, çaresizlik gibi duygular sarar.

 

Ancak duygular ve yoğunluğu kişilik yapsına

göre değişmektedir. Kimilerinde öfke, kimilerinde 

acı, kimilerinde suçluluk duygusu ön plandadır.

 

Bu duyguların bir anlamı var ve yaşanmaları gerekmektedir. Yüzeye çıkmaları gereklidir. Bastırıldığın da ise kronik melankoliğe, depresyonlara ve hayatta oryantasyon sorunlarına yol açmaktadır. 

 

Her yasa arayışla tepki gösteririz. Yasın acısıyla kaybettiğimiz insanı ararız, birlikte yaşanan hayatı ararız, anılarda ararız, birlikte gittiğimiz yerlerde ararız, yabancıların yüzlerinde ararız, destek sağladığı alışkanlıkları devam ettirmelerimizde ararız, onları da kaybetmek istemeyiz çünkü.  

Arama, bulma ve tekrar ayrılma sürecinde bir an gelir yas tutan kişi hayata ve yaşamaya karar verir. 

Eğer bu an gelmiyor ise yasta inat ederiz. Bırakamayız. Bizi ona bağlayan ipleri bırakmayız. Geri döndüremeyeceğimiz geçmişimize bağlı kalırız. Şu anımız durur, sekteye uğrar. Duygusal olarak donar kalırız. Böylece acı,

acı çekmeye dönüşür. Her bir şey kaybettiğimiz de acı çekeriz ve istediğimiz bir şey olmadığın da acı çekeriz. Yani acı çekmenin kökleri arzulamaya dayanmaktadır. 

 

Hiç bir arzunun olmaması çok zordur. Tamamen vedalaşmak eskinin/geçmişin geri dönmesini arzulamamak demektir.

Acı çekmenin sonu: bu arzuyu, bu isteği gömmek demektir. Olanı kabul etmek, artık olmayandan vazgeçmek, yeni gerçeği olduğu gibi kabul etmek demektir. ‘Durum bu’ demek kabullenmektir. Bu cümleyi sürekli tekrar etmek - özellikle geçmişin geri gelmesini arzuladığımız da- kabullenmeyi kolaylaştıracaktır.

 

Olana evet demek daha az acı, daha az kötü anlamına gelmemektedir. Olana evet demek: ‘evet, kötü, ama acıyı kabulleniyorum, acıyı yok etmekte istemiyorum. Acıyı kendi akışına bırakıyorum, acıyı hissettiğim sürece bastırmayacağım’ demektir.

 

Evet, acıyı tolere edilir hale getirmektedir, çünkü direnç ve mevcut durumdan farklı bir şeyin olması arzusu ortadan kalkmaktadır. 

 

Arzu etmemeye adım atmaya cesaret ettiğimizde daha az acı çekeriz. Ulaşılmaz olan bir şeyi arzulamanın bir anlamı yoktur. Bu, biz insanlar için oldukça büyük bir görev, çünkü arzularımız ve isteklerimiz var. Sadece insanız, ermiş değiliz, melek değiliz ki, sadece bu farkındalık ile acımızı dindirebilelim. Ama ayrıldığımız insana saplanıp bağlı kalmayarak kronik acıya dönüştürmemeyi öğrenebiliriz. 

 

Yani evet, kaybımıza saplanıp bağlı kalmak kaybın açtığı boşluğu doldurması cazip gelir. Boşluğu doldurabilecek yeni bir şey aramak zorunda kalmayız. 

Böylece farkında olmaksızın kendimize şunu empoze ederiz: boşluğun olduğu yerde aslında hala bir doluluk var: geçmişin doluluğu.  

Bağlı kalarak aslında artık olmayana evet dediğimizde belirecek olan o korkunç kara delikten kendimizi korumayı amaçlarız.

 

Yasın zamanı sınırlı

değildir. Er insanın kendisine göre zamana ihtiyaç duymaktadır. Kimisi uzun kimisi kısa süre içerisinde yasını tamamlar. Yas süreci kısaltılmaz veya hızlandırılmaz.

 

Her yas süreci haftalar, aylar ya da yıllar sürebilir ve evreleri kendi içinde değişebilir. 

Yas duyguların hız trenidir.

Yas sabır ve kayıpların hayatın bir parçası olduğunu anlamayı gerektirir.

Kayıplar her yerdedir ve engellenemezdir.

Kayıplar gereklidir, çünkü bizi büyütürler. Onlar sayesinde güçlü , olgun insanlara gelişiriz. 

Yas ve kayıp uyum süreçleridir.

Her sürecin seyrettiği farklı evreleri ve seviyeleri vardır. Biz insanlar bu süreci ne manipüle edebilir nede hızlandırabiliriz. Ama kendimizi ona teslim ederek iyilik yapmış oluruz. Bununla birlikte yavaş yavaş bırakmaya başlarız.  

 

Bıraktıkça kendimize ve dünyaya bağımız anlam kazanmaya başlar.

Acımızı, öfkemizi, çaresizliğimizi yaşadıktan, Allah’a isyanlarımızı, şikayetlerimizi, sitemlerimizi ettikten sonra zamanla ruhumuza, kalbimize huzur geri gelir.

Kalbimiz sakinleşir. Kayıbımıza rağmen hayat(ımız)ın devam ettiğini ve o boşluğu doldurma sorumluluğunun bize ait olduğunu tespit ederiz. 

Şimdi üstlenilmesi gereken zor sorumluk ile karşı karşıyayız: hayatımız yeniden şekillendirmek, çünkü eskiye göre her şey çok farklı ve yeni. 

Bu anda akla şu sorular gelir:

Ben kimim?

Ne istiyorum? 

Hangi yöne, nereye gitmek istiyorum? 

Hayatıma başka ne/ler anlam verir veya hayata başka hangi yeni bir şey anlam verir? 

Bunları cevaplamak için yine zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Bazen cevapları bulmak için yardıma da ihtiyaç duyarız. İlerlememiz için bize güç veren birine. Ve bir gün o kara delik o kadar tehlikeli gelmez bize, her ne kadar kayıp hala acıtsa da. 

 

Evet, böyle ve evet, acı! 

Ama orada sadece acı yok, orada tüm kayıplara rağmen bizi bekleyen bir hayat var…

 

HANIM DEMİRBAŞ

UZMAN SOSYAL PEDAGOG 

VE AİLE DANIŞMANI

 

 

Yorum Yazın

ÇİFT AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    iletişime geç

    ÇİFT AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER ORDULAR ! İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR… İLERİ !
    AV.MERAL KOÇHAN
    AV.MERAL KOÇHAN SOSYAL MEDYADA İZİNSİZ KİŞİSEL VERİLERİN PAYLAŞILMASI
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU FENOMEN NEDİR?..
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR ÇEŞME
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ KİTABIN HİKAYESİ TAM 1 YIL ÖNCE BAŞLADI
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL SESSİZ ÇIĞLIKLAR
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İNSAN KIRILDIKÇA İNSANDIR
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜRKEN !
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU HAYATA KARŞI DURUŞ
    SELMA ADIGÜZEL
    SELMA ADIGÜZEL BİR GRUP KIZ, BİR GRUP IŞIK: MANİFEST’LE GELEN MÜZİK ÇAĞI
    ÇİFT AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    ÇİFT AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ HAYATTA NE OLURSA OLSUN NASIL GERÇEKTEN MUTLU KALABİLİRİZ?
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR HEY GİDİ GAZİNOLAR HEY
    GENCO SABANCI
    GENCO SABANCI TURİSTİK DOĞU EKSPRESİ -9-
    EYLÜL AŞKIN
    EYLÜL AŞKIN KENDİ KÜLTÜRÜNE VE SANATINA SAHİP ÇIK
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER ONLAR İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle