Tarihin bazı günleri vardır; üzerinden yıllar geçse de unutulmaz. Takvim yapraklarında sıradan bir tarih gibi görünse de taşıdığı anlam nesiller boyunca hafızalarda yaşamaya devam eder. İşte 15 Temmuz da Türk milletinin hafızasına yalnızca bir tarih olarak değil, demokrasiye, bağımsızlığa ve milli iradeye sahip çıkma kararlılığının sembolü olarak kazınmıştır.
Bir ülkenin gücü sadece sahip olduğu ekonomik kaynaklarla, teknolojik yatırımlarla ya da askeri imkanlarla ölçülmez. Asıl güç, zor zamanlarda milletin ortaya koyduğu birlik ve beraberlik ruhunda saklıdır. Çünkü devletleri ayakta tutan yalnızca kurumlar değildir; gerektiğinde o kurumların arkasında duran milletin kendisidir. 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye tam da böyle bir sınavla karşı karşıya kaldı. O gece yaşananlar yalnızca bir darbe girişimi değildi. Aynı zamanda milletin iradesine, demokratik düzene ve ülkenin geleceğine yönelik bir müdahale girişimiydi. Ancak o gece tarihin akışını değiştiren şey, tankların gücü ya da silahların etkisi olmadı. Tarihin yönünü değiştiren, milletin ortaya koyduğu irade oldu. Bazı geceler vardır ki sabahı yalnızca güneş getirmez; milletin kararlılığı getirir. 15 Temmuz'u anlamak için yalnızca yaşanan olaylara değil, o gece ortaya çıkan toplumsal duruşa bakmak gerekir. Çünkü o gece farklı siyasi görüşlere sahip insanlar, farklı yaşam tarzlarından vatandaşlar, farklı yaş gruplarından bireyler ortak bir noktada buluştu: Demokrasiye sahip çıkmak. Demokrasinin değeri çoğu zaman günlük hayatın akışı içinde fark edilmez. Sabah işe giderken, çocuklarımızı okula bırakırken, market alışverişi yaparken ya da bir kafede oturup sohbet ederken demokrasiyi düşünmeyiz. Çünkü özgürlüklerin varlığı çoğu zaman yoklukları hissedilene kadar fark edilmez. Ancak tarihe baktığımızda görüyoruz ki demokratik haklar kolay kazanılmış değerler değildir. Dünyanın birçok ülkesinde insanlar özgürlükleri, seçme ve seçilme haklarını, düşüncelerini ifade edebilme imkanlarını uzun mücadeleler sonucunda elde etmiştir.
Bu nedenle demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi aynı zamanda farklı düşüncelerin bir arada yaşayabilmesi, insanların fikirlerini özgürce ifade edebilmesi ve milletin geleceğine yine milletin karar verebilmesidir. Demokrasi kusursuz olmayabilir; ancak millet iradesinin üzerinde hiçbir güç kabul etmeyen en güçlü yönetim anlayışıdır. 15 Temmuz'un en önemli mesajlarından biri de budur. Bir ülkenin geleceğine yalnızca o ülkenin vatandaşları karar verir. Hiçbir güç, milletin iradesinin yerine geçemez. O gece yaşananlar aynı zamanda birlik olmanın önemini de gösterdi. Çünkü toplumlar zor zamanlarda gerçek karakterlerini ortaya koyarlar. Günlük hayatın içinde farklı düşünebiliriz, farklı tercihlerimiz olabilir, farklı yaşam tarzlarına sahip olabiliriz. Bu son derece doğaldır. Ancak konu ülkenin ortak değerleri olduğunda, birlik duygusunun ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün sosyal hayata baktığımızda da benzer bir gerçeği görebiliriz. Bir apartmanda yaşayan insanlar her konuda aynı düşünmeyebilir. Bir mahallede yaşayan komşuların farklı görüşleri olabilir. Aynı iş yerinde çalışan insanların dünya görüşleri birbirinden farklı olabilir. Ancak önemli olan farklılıkların çatışma nedeni değil, zenginlik kaynağı olarak görülmesidir. 15 Temmuz'un hatırlattığı en önemli değerlerden biri de ortak paydalarda buluşabilme kültürüdür. Bir milleti güçlü yapan, herkesin aynı düşünmesi değil; farklı düşüncelere rağmen aynı vatan sevgisinde buluşabilmesidir. Aradan yıllar geçmiş olsa da 15 Temmuz'un bıraktığı dersler güncelliğini korumaktadır. Çünkü demokrasi sadece belirli günlerde hatırlanacak bir kavram değildir. Demokrasi her gün korunması gereken bir değerdir. Hukuka saygı göstermek, farklı fikirlere tahammül etmek, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmek ve milli birlik ruhunu yaşatmak demokrasinin günlük hayattaki karşılığıdır. Bugün genç nesiller için 15 Temmuz aynı zamanda önemli bir toplumsal hafıza konusudur. Geçmişte yaşanan olayların unutulmaması, gelecekte benzer tehditlere karşı daha bilinçli olunmasını sağlar. Çünkü tarih yalnızca geçmişi anlatmaz; geleceğe de yön verir. Unutulmamalıdır ki özgürlük, güvenlik ve demokrasi kendiliğinden varlığını sürdüren değerler değildir. Bunlar korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gereken ortak emanetlerdir.
Bazı emanetler vardır ki para ile ölçülmez. Demokrasi de onlardan biridir. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, yalnızca geçmişte yaşanan bir olayın yıldönümü değildir. Aynı zamanda birlik olmanın, ortak değerlere sahip çıkmanın ve millet iradesinin önemini hatırlama günüdür. Bugün bu günü anarken, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, gazilerimizi minnetle hatırlıyoruz. Ancak en önemlisi, o geceden çıkarılması gereken dersleri unutmamamız gerekiyor. Çünkü güçlü bir gelecek inşa etmenin yolu, geçmişte yaşananları doğru okumaktan geçer. Çünkü birlik, yalnızca zor günlerde hatırlanacak bir kavram değildir. Çünkü demokrasi, yalnızca bir yönetim biçimi değil; aynı zamanda bir yaşam kültürüdür. Ve çünkü bir milletin en büyük gücü sahip olduğu silahlar değil, ortak değerlerine sahip çıkabilme iradesidir.
15 Temmuz bize bir kez daha göstermiştir ki; milletin sesi susturulmak istendiğinde, tarih bazen en güçlü cevabı yine milletten alır.
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere sevgili okurlarım.
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR























Yorum Yazın