Bazı özel günler vardır herkes için aynı görünür ama herkesin içinde aynı yankıyı bırakmaz. İşte bu günlerden biride her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanan “Babalar Günü”dür.
Bugün kimileri için kahkahalarla dolu bir kahvaltı sofrasıdır, kimileri için ise aslında sadece bir ses, evet telefonun ucunda kendi evlatlarından gelecek bir ses
“Babacığım işlerim dolayısı ile gelemiyorum, “Babalar Günün kutlu olsun, ellerinden öperim.”
Benimde aralarında olduğum babalarını kaybetmiş insanlar için, bu gün sessizliğin en derin hâlidir.
Henüz hayatı yeni tanıyacak bir yaşta babasını kaybetmiş bir erkek çocuğu için Babalar Günü, eksik bir cümlenin ortasında durmak gibidir. Söylenecek çok şey vardır ama hitap edecek bir babası yoktur karşısında. İnsan büyür, boyu uzar, sesi kalınlaşır, omuzları genişler, evlenir, çocuk hatta torun sahibi olur ama içinde babasızlığın verdiği bir yer, hep o günkü gibi küçük kalır. O bıyığı yeni terlemiş delikanlı , babasını kaybettiği yaşta biraz da kendini kaybeder.
İşte o gün geldiğinde, sokaklarda babasının elini tutan çocuklara bakarken yüzünde hüzünlü bir ifade olur ne tam bir kıskançlık ne de sadece bir özlem daha çok
“Benim de babam hayatta olabilirdi” duygusunun burukluğu ve çokları farketmez ama belki bugün babasız yürümüş, bir yerlere gelmiş, güçlü görünmeye çalışanlar, inanın ki en çok yorulanlardır.
Ben babasını erken yaşta kaybetmiş biri olarak çok iyi bilirim ki, babasız büyüyen erkek çocukları, hayatı biraz daha erken öğrenirler düşmeyi de kalkmayı da kendileri keşfederler ama her başarı anında içinden geçen ilk cümle hep aynıdır: “Keşke babam da görebilseydi “ çünkü tüm alkışların içinde tek bir kişinin alkışı gelmediğinde o başarı eksik kalır.
Babalar Günü’nde sosyal medya fotoğrafları arasında gezinirken gördüğüm eski bir fotoğraf sararmış bir anı belki bir babanın çocuğunu omuzunda taşındığı belki bir parkta çekilmiş bulanık bir kare. O fotoğraflara bakarken, aslında sadece bir babayı değil, yarım kalmış bir çocukluğu izlerim.
Buna rağmen yine de hayat devam eder çünkü insan, babasız da büyümeyi öğrenir. Babasız geçen yıllar bir boşluk değil, sessiz bir dayanıklılık öğretir insana. Kimseye anlatılmaz belki anlatsanda anlaşılmaz ama o adam her Babalar Günü’nde içinden babasına bir cümle kurar:
“Ben hâlâ buradayım baba senin yokluğunla büyüdüm ama senin hatıranla ayakta kaldım.”
İşte bu yüzden benim için “Babalar Günü “ kutlanacak bir gün değildir sadece hatırlanacak, biraz da susulacak bir gündür.
Bugün Babalar Günü, eminim herkesin içinde farklı bir duygu büyür kimileri sarılacak bir omuz bulur, kimisi ise benim gibi hatıralarına sarılır.
Bugün benim için yokluğunun en çok hissedildiği gün baba.
Seninle geçen o küçük anların aslında ne kadar büyük olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Sesini duyamamak, bir şey danışamamak, sadece “Yanımda olduğunu bilmek” hissini bile özlüyorum. Bunlar insanın içinde sessiz ama derin bir boşluk bırakıyor.
Bugün herkes babasına hediye alırken, sarılıp elini, yanaklarını öperken , ben sana dualar gönderiyorum o soğuk mezarındaki toprağını öpüyorum baba. Herkes bir telefon açarken, ben gözlerimi kapatıp seninle konuşuyorum çünkü biliyorum ki sen artık başka bir yerdesin ama kalbimin en derinlerinde hâlâ benimlesin. Benim kalbimdesin canım babam.
Çok genç yaşta bırakıp gittiğin oğlun büyüdü, ihtiyarladı, çocukları, torunları oldu ama bir yanı hep eksik kaldı sana doyamadan, senden hayat dersi alamadan ayrıldın aramızdan.
Baba, senin yokluğun alışılacak bir şey değil sadece insan zamanla bu duyguyla yaşamayı öğreniyor. Senin bende olan sevgin, öğrettiklerin ve bana bıraktığın izler her zaman yolumu aydınlatıyor.
Birgün seninle buluştuğumuzda söyleyecek çok şeyim olacak o sözlerimi buluşacağımız güne saklıyorum bugün için sadece şunu söylemek istiyorum:
“İyi ki benim babamsın, seni çok özledim canım babacığım Babalar Günün kutlu olsun.”
OĞLUN
CELAL KODAMANOĞLU
GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ























Yorum Yazın