MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

SESSİZLİĞİN İÇİNDE BİR DÜNYA SWARTZENTRUBER AMİSH TARİKATI

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
10 Ağustos, 2026, Pazartesi 19:06
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
SESSİZLİĞİN İÇİNDE BİR DÜNYA SWARTZENTRUBER AMİSH TARİKATI

 

Modern dünya hızla ilerliyor, bizler bu hıza ayak uydurmaya çalışıyoruz, kimimiz koşuyor, kimimiz, yoruluyor, gölge bir ağacın altında dinleniyoruz ama zaman hiç durmuyor, akıp gidiyor… 

Yeni bir telefon çıkıyor, bir başka uygulama hayatımıza giriyor, ekranlar biraz daha büyüyor, şehirler biraz daha kalabalıklaşıyor. İnsanlık ilerlediğini söylüyor ama aynı anda yalnızlık da büyüyor. Belki de bu yüzden, dünyanın bir köşesinde zamanı neredeyse iki yüz yıl önce durdurmuş insanların hikâyesi bize bu kadar ilginç geliyor.

Sevgili Habercaddesi okurlarım sizlere bu yazımda sessizlikler çağında bir topluluktan bahsedeceğim aslında buna tarikatta diyebiliriz “Swartzentruber Amishler” 

Yazdıklarımı okuyunca onlar hakkında bilgileri ilk kez duyanların aklına genellikle aynı sorular gelir:

"Neden?"

Neden elektriği istemiyorlar?

Neden otomobil kullanmıyorlar?

Neden çocuklarını modern dünyanın içine bırakmıyorlar?

Neden teknolojiye sırt çeviriyorlar?

Bu soruların cevabı aslında sandığımız kadar karmaşık değil çünkü onların derdi teknoloji olmadı hiçbir zaman.

Onların derdi ruhlarını kaybetmemekti. O yüzden böyle bir yaşam kurdular kendilerine, sizleri daha fazla merakta bırakmak istemiyorum anlatayım kimdir bu Amishler?

Bugün hala varlığını devam ettiren Amishlerin çoğu Amerika Birleşik Devletleri Pensilvanya Eyaletinin Lancaster kentinde Ortaçağ’dan kalma münzevi bir hayat sürüyorlar.

Amerika’ya vergi ödemiyorlar, askerlik yapmıyorlar, oy kullanmıyorlar, savaşa katılmıyorlar, siyasetle ilgilenmiyorlar, “Kimse bize dokunmasın yeter” arzusundalar.

Vergi ödemediklerinden herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı değiller. Biri hasta veya bakıma muhtaç olsa ya da bir çift evlense, imece usulü ile köyde para toplanıp bir fon oluşturuluyor ve ihtiyaç sahibi kimseler geçimini bu paradan sağlıyorlar. Cemaat anlayışı ve birbirine hep destek olmak, onlar için temel koşuldur.

Bir Amish köyüne gidecek olsanız göreceksiniz ki sabah güneş doğarken motor sesi yerine “Buggie” adını verdikleri at arabalarının tekerleklerin sesleri duyulur. Elektrik direkleri yerine gökyüzünü örten ağaçlar vardır. Akşam olduğunda ekranların mavi ışığı değil, gaz lambalarının sıcak aydınlığı evleri sarar. Çocuklar tablet ekranlarına değil, toprağa, ahşaba dokunarak ve aile büyüklerinin anlattığı hikâyeleri dinleyerek büyürler.

Çünkü onlar inançları gereği teknolojiyi bütünüyle reddetmişlerdir. Elektrik, internet, bilgisayar, televizyon, sosyal medya yoktur.

Herkes bulaşığını ve çamaşırını elinde yıkar. Telefon da yoktur, köyde sadece acil durumlar için kullanılan bir adet telefon vardır ayrıca dini müzik dışında bir müzik veya şarkı dinlemek, bir enstrüman çalmak ta yasaktır. Motorlu taşıtlara karşı oldukları için buna yerine “Buggie” adını verdikleri at arabalarını kullanırlar. 

Bütün bunların yanı sıra modaya da yer olmayan köyde, her şey el ile dokunmak zorunda. Fermuar, spor ayakkabı, kemer, eldiven kullanımı yasak. Kadınlar hala XVII.yüzyılın modasından kalma, eski model kıyafetler giyiyorlar. Makyaj yapmak, aksesuar kullanmak, alyans takmak bile yasak… Erkeklerin kıyafetleri ise renkli bir gömlek, yakasız bir pardösü ve bir şapkadan ibaret. Öyle evlerinde sıcak su, soğuk su vs. yok kısacası su hattı yok, ancak haftada bir gün yıkanıyorlar, ama o da aynı suda en az on kişinin yıkanması şartıyla. 

Oldukça sade bir giyim tarzı olan Amishler belki de Minimalizm felsefesini benimsemişlerdir. Hegel’in Minimalizm’i tanımlarken dediği gibi: ‘Sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan’. 

Herkes bu sade hayatı yaşamak için türlü fedakarlıklar yapsa da, Amishlerin hayatının amacı zaten budur.

Günümüze baktığımızda ise yeryüzündeki bütün Amishlerin Amerika’da toplandığını biliyoruz. Pensilvanya ve Ortabatı eyaletlerinde yoğunlukta olduklarını söyleyebilirim. Nüfusları 1920’lerde 5 bin olan bu topluluk, çocuk sayısına verdikleri önem ve gösterdikleri saygı sebebiyle şu anki sayıları 300 bin kadardır.

Yaşadıkları köylere gelen turistler Amishler ile fotoğraf ve video çektirmek istiyorlar ama Amishler buna asla izin vermezler çünkü onlar için fotoğraf çektirmenin gurur ve kibri arttıracağına inanırlar.

Erkekler tarla, hayvancılık ve bilhassa Hz. İsa’nın mesleği olduğu için önemsenen marangozluk ile uğraşırlar. Tarlalarını traktörlerle değil at arabaları ile sürerler. Toplanan mahsul tamamen organiktir, Amerika’da bu ürünlere ayrı bir kıymet verilir. 

Marangozlukta ise tutkalsız ve çivisiz ahşap ürünler ürettikleri için bu el emeği ürünler Amerika’da çok yüksek fiyatlara alıcı buluyor. Kadınlar ise, ev işleri ve çocuk bakımı ile ilgileniyorlar. 

Amishler için çocuk çok önemlidir. Topluluklarının kalabalık olmasına son derece önem veren Amishlerde, aile başına düşen çocuk sayısı ortalama yedidir.

Çocukların eğitimine son derece önem veren tarikat, eğitimi kendi kilise okullarında veriyor.

Öğretmenleri ise yine bu okullardan mezun olmuş 17-18 yaşındaki kızlar. Amishlere göre devlet okulları dünyevi düşünceleri zerk ettiğinden, lise ve üniversite eğitimi de yasaklanmış durumda.

Amishler de 17-21 yaşlarındaki her genç “Rumspringa” denen bir döneme, yaşam stilinde yasak olan her şeyi yapmaya izinleri oluyor. İstedikleri yerlere yaşamaya giden gençler alkol, uyuşturucu ve seks de dahil olmak üzere istedikleri her şeyi sınırsızca deneyimleyebilirler. Rumspringa döneminin sonunda bu gençlerin ömürlerinin sonuna kadar Amish yaşam tarzına bağlı kalmayı kendi hür iradeleriyle seçmeleri beklenir. Gözlerini kamaştıran bu hayattan geri dönmek istemeyen gençlerse topluluktan dışlanırlar. Rumspringa sonrası topluluğa bağlılığına yemin edenlerin oranı ise %90 olduğu iddia edilmektedir.

Modern dünyanın bu eski halkı hakkında bilinen yanlışların başında evlilik meselesi geliyor.

Hiçbir Amish'in evlilik konusunda hür iradesine ipotek konulmaz ve akrabalar arası evliliğe hoş bakılmaz.

Tek ölçü; bir Amish'in, Amish olarak kalabilmesi için yine bir Amish ile evlenmesidir. 

 Kadın ve erkeğin kesin hatlarla ayrıldığı bir haremlik-selamlık söz konusu değildir. Birçok kadın ve erkek Amish; sayısız organizasyonda bir arada bulunur ve kendi aralarında konuşmalarını engelleyecek bir yasak da yoktur. Evlilik yaşı da yine hiç düşük değildir. Bugünün ortalaması dikkate alındığında bir yetişkin Amish'in evlilik yaşı yirminin üzerinde olmalıdır.

Evlilik öncesi bekaret hem erkek hem de kadın için hayati konulardan birisidir, bu kuralın çiğnenmesi durumunda bu çift toplum tarafından kınanır ve düğünleri gösterişsiz yapılır. 

Amish kadınları iffetine son derece önem verir. Başlarını siyah bir kep ve beyaz bir bone ile kapatırlar.

Bacakları ve göğüsleri mahrem olarak kabul edilir, yabancı bir erkeğin görmesine müsaade etmezler.

Düşündüm de, onların sessizliği, bizim gürültümüzü daha görünür hâle getiriyor.  

Belki de bu yüzden hikâyeleri hâlâ dünyanın dört bir yanında merak ediliyor.

Onlar teknolojiye savaş açmış insanlar değiller.

Onlar yalnızca, inançlarının ve topluluklarının zarar göreceğine inandıkları değişimlere karşı duran insanlar.

Kabul edelim ya da etmeyelim...

Onların yaşamı bize tek bir gerçeği fısıldıyor:

İnsan bazen ilerlemek için değil, kaybetmemek için de durabilir.

Ve belki de dünyanın en derin sessizliği, konuşmayı reddeden insanların değil; gürültünün içinde kendi sesini artık duyamayan insanların sessizliğidir.

Ne dersiniz? Bu denli dünyalık yaşamdan uzak bir tarikatta, hayat standartlarını hiç değiştirmeden sürdürmeleri ve bu ilkelliğe rağmen oldukça mutlu ve huzurlu olmalarını nasıl açıklamalıyız?

Dünyanın artık çok kötüye doğru gitmesinden kendilerini muhafaza etmeleri olması gereken mi? Ya da kısıtlı imkanların insan ilişkilerini daha fazla kamçılamasından mı böyle mutlular? Bilemedim… Karar sizin. 

Bu günlükte bu kadar, başka bir yazımda, başka bir konuda buluşmak üzere hoşçakalın, hoş kalın.

ESRA SONGÜLER

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU GAZOZ
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER SESSİZLİĞİN İÇİNDE BİR DÜNYA SWARTZENTRUBER AMİSH TARİKATI
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR BU DÜNYADAN BİR CANSEVER GEÇTİ
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BEN O SETLERİ ÖZLEDİM
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU DÜŞÜNEN İNSANLAR…
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ BELKİ DE BU KUŞAK İLİŞKİ İSTEMİYOR DEĞİL. YARALANMAKTAN YORULDU.
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL KENDİNDEN KAÇAN İNSAN
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR GENÇLİK NEREYE GİDİYOR.
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU NEDEN ARTIK KİMSE UZUN SÜRE AYNI İŞTE KALMAK İSTEMİYOR?
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ GAZETECİNİN SERVETİ KALEMİDİR
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle