MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

BEYOĞLU – KARAKÖY TÜNELİ

Ana SayfaYazarlarCELAL KODAMANOĞLU
25 Ocak, 2026, Pazar 19:07
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
BEYOĞLU – KARAKÖY TÜNELİ

 

İstanbul’a arkadaşım ilk kez gelmişti… Bana İstanbul’u gezdirir misin? deyince… Tabi ki, Sultanahmet’ten başlamış, tarihi bilgilerimin yardımıyla bir rehber gibi adım adım anlatmıştım, Eminönü’nden başlamıştık gezmeye tabiki olmazsa olmazlarımızdan biri olan Köprüaltı’nda balık-ekmekle karnımızı doyurduktan sonra köprünün diğer ucuna Karaköy’e doğru yola çıkmıştık…

 Arkadaşım Beyoğlu’na çıkmak istiyordu, ona tünel ile çıkacağımızı söylediğimde, alaycı bir ses tonuyla:

-Celal, yanlış söylüyorsun, tünel değil metro olması daha uygun olurdu demez mi, güldüm.

-Hayır metro değil tünel… Karaköy’e varmıştık. 

İşletmenin altından girerken, durdum, kapı üzerinde yazan koca (Tünel) yazıyı gösterdim, yaptığım ukalalıktı, ama olsun arkadaşım nazımı çekerdi…

-Sesli okur musun, orada ne yazıyor? Gülüştük…

Turnikeden geçtiğimizde vagon sanırsınız bizi bekliyordu girdik, oturduk, çın çın zil çaldı, kapılar kapandı ve vagon hareket etti, dik bir tünelden çıktık, uzun değil kısa bir yolculuktu. İndiğimizde Beyoğlu ayaklarımızın altındaydı arkadaşıma espri yapmıştım, aslında Metro ile Tünel arasındaki farkı elbetteki çok çok iyi bilirdim, ukalalık etmek istemem ama ben uzun yıllar bulmacalara hayat vermiş biriyim, elbetteki, teknikte metroydu, ama eski adıyla TÜNEL olarak anılırdı.

Bu kısa tünelin hikayesi ise oldukça ilginçti, bilinen adı ile Beyoğlu – Karaköy Tüneli, eski adı ile Pera - Galata Tüneli… Kısaca “Tünel” olarak da bahsedilen, Londra Metrosundan sonra dünyanın en eski ikinci metrosu olan Beyoğlu – Karaköy Tüneli’nin hikayesi çok eskilere 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. 

Ve biz bugün Karaköy’den Beyoğlu’na çıkmak için Yüksek Kaldırım yokuşunu kullanmadan sadece iki dakika içerisinde Beyoğlu’na ulaşabiliyorsak, bunu Fransız Mühendis Eugène Gavan’a borçluyuz… Nasıl yani diyenlerinizi duyar gibiyim, yıl 1867 yaz mevsiminde İstanbul’a gelen Eugène Gavan, Napolyon’un bile “Dünya bir ülke olsaydı, İstanbul’u başkent yapardım” sözünün doğruluğunu kanıtlarcasına , doğunun en ihtişamlı kenti İstanbul’a adım attığında, altına imzasını atacağı bir tünelden henüz habersizdi. 

Geldiği 19. yüzyılın, özellikle ikinci yarısında ise İstanbul’da belirgin olarak iki farklı yaka bulunuyordu. Haliç’in doğu ile batı arasında bir geçit teşkil ettiği o dönemde, İstanbul’un Müslüman kesimi daha çok, “İstanbul Yakası” olarak da tarif edilen Haliç’in sol yakasında yaşıyordu. Avrupalılar ve Hristiyanlarsa genellikle Haliç’in sağ yakasında, yani “Galata” ve “Beyoğlu” denilen bölgede oturuyorlardı. Şehrin en görkemli otelleri de, Avrupalıların “Pera” olarak adlandırdıkları Beyoğlu taraflarında bulunuyorlardı.

Fransız mühendis Gavan, Beyoğlu’nda o zamanlarda meşhur olan Pera Oteli’nde kalıyordu, ne var ki mühendisin hayran kaldığı yaka, Müslümanların ağırlıklı bulunduğu İstanbul Yakası’ydı. Bu nedenle yalnızca bulunduğu bölgede dolanmıyor, hemen her sabah Beyoğlu’ndan kalkıp yürüyerek Yüksekkaldırım yokuşunun başına geliyordu. Karaköy ile Bankalar Caddesi’nin kesiştiği noktadan başlayıp Galata’ya çıkan Yüksekkaldırım’dan Karaköy’e doğru uzanan mühendis, her seferinde bu dimdik ve nefes kesen yokuşu yürüyerek geçmek zorunda kalıyordu. Ayrıca bu yokuştan her geçişinde kah aşağı inen kah yukarı çıkan insanlara rastlıyordu. İşte Tünel fikride bu telaş içinde bir yerlere yetişmeye çalışan insanları görünce aklına geldi.

Hergün in çık, Yüksekkaldırım yokuşu kendisini hayli yoruyordu, düşündü taşındı, buraya bir yeraltı asansörünün inşa edilmesi fikri, onun tüm benliğini kaplamıştı. Böylesine işlek bir bölgenin arazisinin de, bir yeraltı asansörüne çok uygun olduğunu düşünüyordu. Rol model olarak ta dünyanın ilk metrosu olan Londra Metrosu’nu seçmişti, sadece bir aylık tatile geldiği İstanbul’da tam iki yıl kaldı. İstanbul’a 1867’de gelen Eugène Gavan 1869’a kadar, Yüksekkaldırım adıyla anılan yokuşun hemen yanındaki bölgeye bir yeraltı asansörü kurulmasıyla ilgili planlarını hazırlamıştı ancak iş bununla bitmiyor, hatta daha zor kısım şimdi başlıyordu, o günün teknik şartları göz önünde bulundurulduğunda, böylesine bir tünel kazmanın zorluğu ortadaydı o zamanlar öyle şimdiki gibi tünel açma makineleri yoktu ki, tabiki bu tüneli açmak için tümüyle insan gücüne ihtiyaç vardı, bunun sağlanması için de oldukça yüksek paralar gerekiyordu. Eugène Gavan, sanki aşık olduğu bu tünel fikrini hayata geçirmek adına var gücüyle çabalaması gerektiğini de biliyordu. 

İyi de, herşey paraya dayanıyordu, gerekli kaynak için ilk etapta, kendi memleketine yani Fransa’ya başvuran Eugène Gavan’ın talebi olumsuz sonuçlandı. İstanbul’da bir tünel açmak için onca paranın harcanması Fransa’ya pek cazip gelmemişti. Paris’ten red cevabı alan mühendisin ise vazgeçmeye hiç mi hiç niyeti yoktu bu defa soluğu İngiliz Hükümetinde aldı. Onlara Londra Metrosu’nu örnek olarak gösterip, İstanbul’da benzer bir tünel yapmak istediğini projeleri ile anlattı, Gavan’ın bu parlak ve aşkla bağlandığı projesi İngiltere’nin aklına yatmıştı. Böyle bir proje için 250.000 Sterlinlik yatırımı kabul eden İngilizler, Eugène Gavan’ın başarıya giden yoldaki ilk adımıydı. Önce derin bir nefes alan Gavan için şimdi de sıra belki de en zor aşamaya gelmişti. Kadim şehir İstanbul’un 15. yüzyıldan bu yana sahibi olan Osmanlı Devleti’nden de izin alınması gerekiyordu. Osmanlı Hükümetini ikna edip gerekli fermanın ve ruhsatın çıkartılması gerektiğini biliyordu genç mühendis bu nedenle, Osmanlı hükümetiyle de uzun uzun, çekişmeli, oldukça zahmetli konuşmalara giren Eugène Gavan sonunda istediğini kabul ettirmişti. Günümüzde bile eski adıyla Galata ile Pera, bugünkü ismiyle Karaköy ile Beyoğlu'nu en kısa yoldan birbirine bağlayan Karaköy Tüneli, dünyanın ilk yer altı füniküler sistemi olarak kabul ediliyor. 

O dönem padişahlığı yürüten Sultan Abdülaziz’den onay çıkmıştı! Tarihler 6 Kasım 1869’u gösterdiğinde Karaköy - Beyoğlu arasında kurulacak olan “Tünel” projesine dair kazı izni için 6 Kasım 1869 tarihinde Sultan Abdülaziz mühürlü ferman çıkmıştı bile yani günümüzdeki adı ile “Kazı Ruhsatı” diyelim. 

 

Artık plan da para da ruhsat da tamamdı! Eugène Gavan hedefine emin adımlarla ilerliyordu. Bu heyecanla derhal faaliyetlerine başlayan genç mühendisin önderliğinde yüzlerce işçi hummalı bir çalışmaya koyulmuştu. Yüzlerce işçinin emekleriyle 5 yıl kadar bir sürede, yani 1874’te bitmiş olan inşaat sayesinde Karaköy’ü Beyoğlu’na bağlayan tünel artık hazırdı. Bu tünelin bir özelliği de Londra metrosundan sonra, dünyanın ikinci metro olma özelliğini taşımasında ve dünyada ilk “Yap-İşlet-Devret” sistemi olmasındaydı.…

 

Bu tünelin işletimi 36 yıllığına İngilizlere “The Metropolitan Railway Of Constantinople From Galata to Pera” Şirketine verildi. Tünel’in fikir babası Fransız mühendis Eugène Gavan 1869’da İstanbul’dan ayrılmıştı yani bu güzide insan, fikrinin hayata geçtiğini göremedi. Bir rivayete göre tünelin tamamlanmasını devralan İngiliz şirket Eugène Gavan’ı kasten uzaklaştırmıştı, bu iş için tam 170.000 sterlin harcanmıştı 1875’in Ocak ayında faaliyetlerine başlayan Tünel’de sıra yolcuları buraya çekmekteydi.

İstanbul halkı ilk başlarda, ilk kez karşılaştıkları yeraltında bulunduğundan bir mezarı andıran bu tuhaf taşıttan çekiniyordu, yepyeni bir nakliye aracı olan bu vasıta, o tarihlerde atlı tramvay ve at arabasından başka bir taşıt görmeyen insanlar için oldukça garipti, vagon garipliği çeşitli cazip uygulamalarla giderilebilirdi. Ancak halk, yeraltına inmeyi, bir tür “toprağın altına girmek” olarak algıladığından yukarıdan yani Pera’dan buhar gücüyle kayışlarla çekilen bu taşıttan korkuyordu. Öyle ki, yerin altında yılan gibi gidip gelen bu taşıta İstanbul halkı ilk başta pek rağbet göstermemişti. Elektrik elbette icat edilmişti ama o tarihte henüz Türkiye’ye gelmemişti, yangın çıkar korkusuyla bu vagonlarda gaz lambası da yakılması yasaklanınca, işler duracak noktadaydı öyle ya, kimse karanlıkla üstelik yerin altında seyahat etmek istemiyordu Tünel’in çeşitli uygulamalarla cazip hale getirilmesi gerekiyordu. 

Ahalinin bu “garip” taşıttan çekindiğini gören, önce yasağı kaldırıp daha emniyetli olan “Gemici lambaları” kullanılmasına izin verdiler İngiliz uyruklu “The Metropolitan Railway Of Constantinople From Galata to Pera” Şirketi Tünel’in vagonlarına bir de Furgon (Yük vagonu) ilave etmeyi düşünmüştü, bu sayede insanlar sığır, katır, at, küçük baş hayvanlarını, yüklü arabalarını da nakledebilecekti. Beş yaşından küçük çocuklardan da bilet kesilmemesi ile İstanbul ahalisinin, Tünel’e olan ilgisinin arttırılması hedefleniyordu. Yavaş yavaş korkusunu geride bırakan halk, sunulan cazip uygulamaların da etkisiyle Tünel’i kullanmaya başladı.

İngiliz uyruklu “The Metropolitan Railway Of Constantinople From Galata to Pera Şirketi” Tünel’i 1911 yılına dek işletmişti, 1911’e gelindiğinde ise Osmanlı uyruğuna geçmiş olan Tünel artık “Dersaadet Mülhakatından Galata ve Beyoğlu Beyninde Tahtel’arz Demiryolu” unvanını almıştı. Ancak bu durum, Tünel’in yeni sahibinin Osmanlı olduğu anlamına da pek gelmiyordu. İngilizlerin bu para basan tüneli kaybetmeye hiçte niyetleri yoktu, 31 Temmuz 1911’de Londra’da yapılan genel kurul toplantısında alınan tavsiye kararına göre; kendini fesheden İngiliz şirketi, imtiyazını 125.000 sterlin karşılığında, yeni oluşan Osmanlı Anonim Şirketi’ne devretmekteydi. Bundan sonra 1911 yılı Eylül ayında Tünel, Tramvay ve Osmanlı Anonim Elektrik şirketlerini bünyesinde barındırmak üzere Union Ottoman Société d’Intrepises Electriques à Constantinople (İstanbul Konsorsiyumu) ismi altında bir konsorsiyum oluşturulmuştu. Konsorsiyum ise 6 Alman, 7 Fransız, 6 Belçikalı, 6 Belçika – Macaristan ortaklığı ve 1 İsviçreli gruptan meydana gelmekteydi, bu durumda Tünelin işletiminin Osmanlıya geçtiği sadece kağıt üzerindeydi, işte Tünel’in tam olarak el değiştirmesi, Türklere geçmesi ise Türkiye Cumhuriyet’inin kurulmasıyla beraber gerçekleşmiştir. 1939’da, siyasetçi Kel Ali lakabıyla da tanınan Milletvekili Ali Çetinkaya‘nın girişimleri ile millileştirilen Beyoğlu – Karaköy Tüneli, artık Türkiye’nin işletmesine geçti ve günümüze kadar geldi… 

Beyoğlu’nda bir cafede bu hikayeyi benden dinleyen arkadaşımın şaşkınlığı bir kat daha artmış, hatta dönüşte, 

-Ben Tünel ile dönmek istiyorum demişti. 

Haftaya başka bir yazımda buluşmak üzere Hoşçakalın ama hep dostça kalın …. 

CELAL KODAMANOĞLU

GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ

Yorum Yazın

CELAL KODAMANOĞLU

    iletişime geç

    CELAL KODAMANOĞLU

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU BEYOĞLU – KARAKÖY TÜNELİ
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ GÜLE GÜLE ŞEKERİM
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER KOÇ VE SABANCILARDAN ÖNCE ONLAR VARDI ! İPAR AİLESİ
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR GERÇEK DOST KİM?
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU 2.5 LİRA BÜYÜK PARAYDI
    Fatoş ACAR
    Fatoş ACAR RENKLER DİLE GELİRSE
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL GENÇLER K-POP’UN ETKİSİNDE Mİ?
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ HAKKINI HELAL ET’ HELALLEŞMEK
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU “Sessizce Örülen Duvarlar.”
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR ETİ SENİN, KEMİĞİ BİZİM
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER HAYVANLARA KALKAN ELLER KIRILSIN
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN MİLLET SAVAŞSIZ NASIL ÇÖKER ?
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle