Ramazan Bayramı… ya da kalbimizin en saf yerinde hâlâ aynı sıcaklıkla duran adıyla Şeker Bayramı…
İnsan büyüdükçe anlıyor ki bazı günler sadece takvimde yazan bir tarih değildir. Bazı günler vardır; bir kokudur, bir sestir, bir dokunuştur… Ve en çok da bir hatıradır. Bayram işte tam olarak budur; hatırladıkça içimizi ısıtan, özledikçe gözlerimizi nemlendiren bir zamanın adı…
Çocukken bayram sabahları bir başka doğardı. Sanki güneş bile o gün daha erken uyanır, ışığını daha cömert saçar, evlerin içine usulca süzülürdü. O sabahın bir telaşı olurdu ama bu telaş yormazdı; aksine kalbi heyecanla doldururdu. Anneler mutfakta, babalar hazırlıkta, evin içinde bir bayram koşuşturması… Ama o koşuşturmanın içinde bile bir huzur, bir düzen, bir sevgi vardı. Çünkü herkes bilirdi; bugün kırgınlıkların unutulacağı, kalplerin yumuşayacağı, kapıların sadece eve değil, gönüllere de açılacağı bir gündü.
Yeni alınan bayramlık kıyafetlerin kokusu hâlâ burnumuzdadır belki… O kıyafetler sadece birer giysi değildi; sanki mutluluğun üzerimize giyilmiş hâliydi. Aynaya bakarken sadece kendimizi değil, sevinçlerimizi görürdük. Küçücük kalbimiz, o gün dünyaya sığmayacak kadar büyürdü.Ve o şekerler…
Sadece tatlı değildi onlar. Her biri bir gülümsemeydi, bir “iyi ki geldin”di, bir “unutmadım seni”ydi. Büyüklerin ellerini öperken aldığımız o şekerler, aslında sevginin en sade hâliydi. Belki de bu yüzden adı Şeker Bayramıydı; çünkü hayatın en tatlı anıları o gün birikirdi.
Kapı kapı dolaşmalar… Tanıdık ya da tanımadık herkesin yüzünde aynı sıcaklık… O gün kimse yabancı değildi aslında. Herkes birbiriyle aynı duygunun içinde buluşurdu. Bir çocuğun kahkahasıyla bir yaşlının duası aynı evin içinde yankılanırdı. İşte bayramın en güzel yanı da buydu; yaşları, mesafeleri, kırgınlıkları yok sayan o görünmez bağ…
Ama insan büyüyor…
Ve büyüdükçe bayramlar da değişiyor gibi geliyor. O eski telaşlar yerini daha sakin sabahlara bırakıyor. Şeker toplama heyecanı yerini hatıra toplama duygusuna bırakıyor. Artık kapı kapı dolaşmak yerine, kalp kalp dolaşıyoruz. Ve fark ediyoruz ki aslında bayram hiç değişmemiş… Sadece biz değişmişiz.
Çünkü bayram hâlâ aynı bayram…
Hâlâ bir annenin hazırladığı sofrada, bir babanın sessiz gururunda, bir çocuğun gözlerindeki ışıltıda yaşıyor. Hâlâ bir telefonun ucunda “iyi bayramlar” diyen bir seste, hâlâ uzakta olan birine duyulan özlemde saklı. Hâlâ affetmenin hafifliğinde, sarılmanın sıcaklığında, “gel” demenin içtenliğinde var.
Belki artık eskisi kadar şeker toplamıyoruz…
Ama kalbimiz hâlâ o çocuk gibi sevinmek istiyor. Belki artık bayramlıklarımız yok…
Ama içimiz hâlâ güzel hissetmek istiyor. Belki artık kalabalık sofralar kurulamıyor her zaman…
Ama bir kişinin bile içten “iyi ki varsın” demesi yetiyor bazen bir bayramı bayram yapmaya.
Ve aslında en büyük gerçek şu ki…
Bayram, dışarıda kurulan bir şey değil; içeride büyüyen bir şeydir. Kalbinde sevgi varsa bayramdır. İçinde umut varsa bayramdır. Birini affedebiliyorsan, birine sarılabiliyorsan, birine “seni önemsiyorum” diyebiliyorsan… işte o gün bayramdır.
Belki de bu yüzden çocukluğumuzdaki bayramları özlüyoruz. Çünkü o zamanlar kalbimiz daha sadeydi. Daha az kırılmış, daha az yorulmuş, daha çok inanmıştı. Ama bu, o duygunun kaybolduğu anlamına gelmez. Sadece hatırlamamız gerekir… O çocuğun hâlâ içimizde olduğunu, hâlâ aynı heyecanla bir bayram sabahını beklediğini…
Bu bayram…
Belki bir kapıyı çal, belki bir gönlü…
Belki bir mesaj yaz, belki bir el tut…
Belki bir özrü dile getir, belki bir affı kabul et…
Çünkü bayram dediğin şey, aslında bir fırsattır.
Yeniden başlamak için…
Yeniden sevmek için…
Yeniden hatırlamak için…
Ve en önemlisi…
İnsan kalabilmek için. Şeker Bayramı…
Adı gibi tatlı, hatırası gibi derin, duygusu gibi sonsuz…
Geçmişten bugüne taşınan bir sevgi mirasıdır aslında. Ve her bayram, bize şunu fısıldar:
“Ne yaşarsan yaşa… Kalbini sertleştirme. Çünkü en güzel bayramlar, en yumuşak kalplerde yaşar…”
İşte bu yüzden…
Bayram geldiğinde sadece kapılarınızı değil, kalbinizi de açın.
Çünkü gerçek bayram, içeri gireni değil… içeride yaşananı güzelleştirir. Hepimize Mutlu bayramlar Diliyorum✨
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZTECİ-YAZAR






















Yorum Yazın