İnsanoğlu, belki de yeryüzünde doğup kuşlara bakarak gökyüzüne en çok özenen canlıdır. Kuşların kanat çırpışını izleyen ilk insanın içinden geçen hayreti bugün tam olarak bilemesek de, o an başlayan “uçma sevdası” hâlâ devam ediyor. Çünkü uçmak, yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değildir; sınırları aşma, özgürleşme ve imkânsızı mümkün kılma arzusudur.
Mesela Hezarfen Ahmet Çelebi, Leonardo da Vinci'nin kuşlar üzerinde yaptığı çalışmalarından ilham alarak tarihi uçuşuna İstanbul'daki Galata Kulesi'nden başlamış ve İstanbul Boğazı'nı uçarak Üsküdar’a inmeyi başarmıştır böylece kıtadan kıtaya uçarak bir ilke daha imza atmıştı.
İşte Hazerfan örneğinde olduğu gibi tarih boyunca insanlar göğe bakarak hayal kurdu. Kimi zaman efsanelerde kanatlar taktı kendine, kimi zaman yüksek tepelerden atlayarak gökyüzünü denedi.
Nice başarısızlıklar yaşandı, nice cesur denemeler hüsranla sonuçlandı, ama insanın içinde bir kez filizlenen merak kolay kolay ölmedi. Çünkü insan yürümekle yetinen bir varlık olmadı hiçbir zaman. Hep daha yükseği, daha uzağı istedi.
Ve Zeplin…
Zeplin; içi gazla doldurulan ve motorlarla yönlendirilebilen büyük hava gemilerinin en bilinen türüydü. Adını Alman mucit ve asker Ferdinand Von Zeppelin’den aldı. 1900 yılının başında icat edilen Zeplin hava taşımacılığında adeta çığır açtı çünkü uçaklar henüz yeni icat olmuştu ve güvenilirlik bakımından Zeplinler hep ön sıralarda yer almıştı, kısa sürede büyük önem kazandılar çünkü yolcu taşımacılığı, posta taşımacılığı ve askeri keşif gibi hizmetlerde oldukça hızlı ve başarılıydılar.
1920-1930 lu yıllarda taşımacılığın zirversinde yer aldılar öyleki bunlardan en meşhuru “LZ 127 Graf Zeppelin” di, dünya çevresinde uçuşlar yaptı…
Ama kader ağlarını örmüştü bir kere…
6 Mayıs günü New Jersey’de insanlığın umudu ve gururu gökyüzünde süzülüyordu. Lakehurst Donanma Hava Üssü’nde, yağmurun ardından gelen nemli ve gergin bir sükunet hâkimdi, gökyüzü gri ve ağırdı ama ufukta bir heyecanın soluk ışığı vardı. Kalabalık bir gazeteci ve fotoğrafçı ordusu o anın tanığı olmak için kulelerin loş ışığı altında toplandılar Herkesin gözü, bulutların arasından süzülüp gelmesi beklenen, insanlığın teknolojiye duyduğu sarsılmaz inancın görkemli icadındaydı.
LZ 129 Hindenburg dönemin mühendislik harikasıydı. Yaklaşık 245 metre uzunluğundaki bu dev Zeplin, Atlantik’i birkaç gün içinde geçebiliyor, lüks salonları, yemek alanları ve kabinleriyle adeta gökyüzündeki bir oteli andırıyordu. Almanya için yalnızca teknolojik bir başarı değil aynı zamanda ulusal gururun ve propaganda gücünün de sembolüydü. İnsanlar ona hayranlıkla bakıyor, geleceğin ulaşımının hava gemileri Zeplinler olacağına inanıyorlardı.
Ancak tarihin akışı bazen tek bir kıvılcımla değişebiliyordu.
Hindenburg, Amerika’nın New Jersey eyaletindeki Naval Air Station Lakehurst Havaalanı’na iniş yapmak üzereyken aniden alev aldı saniyeler içinde dev zeplin büyük bir ateş topuna dönüştü.
Olayın canlı yayın sırasında kaydedilen görüntüleri ve özellikle spiker Herbert Morrison’ın dehşet dolu “Oh My God, the humanity!” “ Aman Tanrım, ne büyük bir felaket” çığlığı, insanlığın hafızasına kazındı, yaklaşık yarım dakika içinde dünyanın en görkemli hava aracı olarak kabul edilen dev Zeplin saniyeler içinde kül olmuştu.
Patlama sırasında otuz altı kişi hayatını kaybetmişti. Yolculardan bazıları büyük alevler arasında kalarak diri diri yanmış, bazıları ise çıkan zehirli gazı solumaktan dolayı hayatını kaybetmişti. Yaşanan bu büyük faciadan sağ olarak çıkan tek tanık o dönem on dört yaşında olan Werner Franz’dı. Zeplinde bulaşıkları tutmak için ayrılan odada suyla dolu yıkama hücresine düşen Franz, şans eseri hayatta kalmayı başarmıştır.
Altyapı yetersizliği, mürettebat maliyetleri, yolcu güvenliğinin tam sağlanamaması gibi soru işaretleri sebebiyle güven konusunda kafa karıştıran Zeplinler, “Hinderburg Felaketi”‘nin yaşanmasıyla beraber popülerliğini tamamen yitirmiştir. Tüm gösterişi ve romantizmiyle beraber dönemin en popüler hava araçlarından olan bu devasa icat, halkın gözünden düşmüştür. Böylelikle bu “Zeplin devri” tamamen kapanmıştır.
Tabiki günümüzde Zeplinler nostaljik bir anı olarak kalsada her uçak ile bulutların üstüne çıktığımda aklıma hep Zeplinler de gelecektir.
Bu haftalıkta bu kadar, haftaya başka bir konuda buluşmak üzere hoşça kalın ama hep dostça kalın.
CELAL KODAMANOĞLU
GAZETECİ - YAZAR























Yorum Yazın