Eskiden en çok söylenen sözdü
“Her genç kızın rüyası Singer Dikiş Makinası “ Evlenecek kızlar bunun hayalini mi kuruyordu ki bu reklam sıklıkla duyulurdu. Beni de hiç ilgilendirmemiş ki anacığım bana dikiş makinası almadan evlendim.
Bu reklam çoktan mazide kaldı değil mi? Kızım evlendikten sonra bizim evde böyle olmadı ne yazık ki bu sözün gereğini yerine getirtti kızımız. Evliliğinin üçüncü yılıydı, doğum gününe yakın telefon açtı ve
“Benim çeyizimde neden dikiş makinam yoktu” diye sordu ,
“Derhal dikiş makinamı istiyorum artık doğum günüme hediye mi olur, ne olur ben bilmem ve markası Singer olsun”
Şaka da değildi üstelik, babayı hemen harekete geçirdik, makinasını aldık , kızımıza teslim ettik o gün bugün kızım ailesindeki tüm fertlerinin etek ya da pantolon boyunu kısaltmak, daraltmak gibi işlerini ara terzilere vermeden kendi dikiyor.
Evinin ihtiyacı minder , örtü vs yi de zaten yurt dışında yaşadığı için terzi bulma imkanı da biraz sınırlı aslında o bir Bilgisayar Mühendisi ama mesleği bu tür işleri yapmasına engel olmuyor . Üstelik zevkle yaptığı bir şey makinasının başına geçtiğinde yaratıcılığını konuşturup böylelikle dinlendiğini de düşünüyorum.
Gelelim başka markalara okullar bir marka mesela dersaneler hatta bazı öğretmenler bile. Ah zavallı çocuklar sırf anne-babalarının hırsları, iddiaları uğruna küçücük yaşlarından itibaren o kadar yorgun o kadar bitkinler ki at yarışı gibi koşturuyorlar oradan oraya.
Şu araba markalarına hiç aklım ermez marka peşinde koşan erkekler için hız bir tutku oysa ben kullanmayı hiç sevmedim , bir arabam oldu yıllar önce markası da aman aman değil , gayet uygun ama yağmuru karlı havayı bahane edip hiç sahiplenmedim bile ehliyetin var mı diye sorarsanız kırk yıllık bir ehliyete sahibim, ikinci kimlik vazifesi görür diye çekmecemde durmaya mahkum o ehliyet.
Bazı mesleklerde de mesela doktorlarda isim yapanlara muayene olmak isterseniz randevu almak için günlerce bekleyip oldukça yüksek bir ücret ödemelisiniz.
Neticesi nasıldır ben bilmem çünkü özel hastane bile tercih etmem tam teşekküllü bir hastanede sıra beklemeyi tercih ederim.
Cep telefonları en son model , en iyi marka olmalı
Kılık kıyafet markalarında bir kaç modacının kreasyonlarının peşinde dolanıp durmak gerekiyor, sosyete bu konuda oldukça iddialı , onlar dünyanın en ünlü markalarını kullanarak birbirileriyle yarışa giriyorlar dudak uçuklatan kıyafetler bazılarının bir kere giyip bir köşeye attığı servet değerinde milyonluk elbiseler.
Mücevherler zengin hastalığı, onların da markası var öyle randevu almadan girmenizin imkansız olduğu dükkanlarda satılıyor .
Saatler neticede hepsi aynı zamanı gösterse de markalarıyla ayrıcalıklı oluyorsunuz ben de seviyorum, hem mücevher niteliği taşısın , hem de zamanımı göstersin.
Çanta ve ayakkabılar:
Vallahi ne yalan söyleyeyim , çanta ve ayakkabı denince akan suları durdururum, elbisem çuvalda olsa çantam marka olmalı , hem de gayet ciddiyim ayakkabı anneden geçen lüksümüz annem otuz beş liralık kira evimizde otururken yüz yirmi beş liralık ayakkabı giyerdim derdi ya, hep kulağımızın küpesi oldu , ayak sağlığı için ayakkabı kaliteli olmalı, iyi bir mağazadan alınmalıydı .
İyi bir deri , krokodil ya da yılan derisi, kösele tabanlı ve çelik ökçeli annemin şık ayakkabıları hala gözlerimin önündedir biz de öyle devam etti . Ayakkabıyı da ne yazık ki topuksuz , çok az dolgu tabanlı giymek zorundayım , ayak bileklerim de yirmi çiviyle topuklu ayakkabılara veda ettim nerdeyse otuz yıldır.
Tek lüksüm geriye çantalarım kaldı ama şu Hermes denen çantayı hiç sevemedim nedense kalıp gibi bir şey nesini severler bilmem ki bu arada yazılışı Hermes söylenişi “Ermes” neden “H” harfi okunmuyor onu da anlamış değilim ben “Hermes” demeyi tercih ederim doğrusu. Gucci ya da Dior ya da Fendi bütün harfleriyle okunuyor hiç onlara Ucci , İor ya da Endi diyor muyuz bana saçma geldi, iyi ki de sevmemişim.
Markalar böyle bitmiyor tabi oturulan lüks siteler de ayrı bir hava teneffüs ediliyor ,mobilya mağazalarından ,ünlü porselenlerden tutunda kuaförlere, çeşitli cilt bakımı ve makyaj ürünlerine kadar her şey ayrı bir marka.
Ne diyeyim kim ne istiyorsa onu yaşasın , alsın kullansın .
Kaliteli insan olmak da bir marka olmalı , güzel giyinmek kadar güzel konuşmak , dinlemeyi ve dinletmeyi bilmek , oturup , kalkmaya dikkat etmek hitap edebilmek, takdir edilmek, cemiyet içerisinde saygınlığı olmak da bana göre güzel bir isimdir o isim de bir marka kişidir.
Yolumuz böyle insanları tanımaktan geçsin dileğiyle bu haftalık ta bu kadar olsun . Sevgiyle Hoşçakalın.
FATOŞ ACAR
GAZETECİ YAZAR























Yorum Yazın