MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

TÜRKİYE’DE EVSİZLİK: GÖRÜNMEYEN YOKSULLUK, PSİKOSOSYAL KIRILGANLIK VE BARINMA HAKKI ( I )

Ana SayfaYazarlarSOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
26 Ekim, 2026, Pazartesi 21:20
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
TÜRKİYE’DE EVSİZLİK: GÖRÜNMEYEN YOKSULLUK, PSİKOSOSYAL KIRILGANLIK VE BARINMA HAKKI ( I )

 

Evsizlik, yalnızca bir barınma alanının bulunmaması değil, güvenlik, mahremiyet, aidiyet ve toplumsal yaşama katılım olanaklarının da zayıflaması anlamına gelen çok boyutlu bir toplumsal sorundur. Ekonomik güvencesizlik, konut maliyetleri, aile ilişkilerindeki kopuşlar, şiddet, sağlık sorunları ve sosyal destek ağlarının kaybı, farklı yaşam öykülerinde bir araya gelerek evsizlik riskini artırabilir. Bununla birlikte evsizliği yalnızca bireysel tercihler veya kişisel yetersizlikler üzerinden açıklamak, sorunun ortaya çıktığı toplumsal ve ekonomik koşulları gözden kaçırır.

Türkiye’de evsizliğin kapsamını belirlemeye yönelik verilerin sınırlı olması, sorunun gerçek boyutunun anlaşılmasını ve hizmetlerin ihtiyaçlara göre planlanmasını güçleştirmektedir. Mevcut veriler, evsizliğin yalnızca sokakta yaşayan kişilerle sınırlı olmadığını ve barınma hizmetlerinden yararlananların sayısının bütün evsiz nüfusu temsil etmediğini göstermektedir. Bu makalede evsizlik, yapısal eşitsizlikler, psikososyal süreçler, toplumsal damgalanma ve sosyal hizmetlerin işlevi çerçevesinde ele alınmaktadır. Ayrıca evsizliğin önlenmesi, kalıcı konuta erişim ve bireyin kendi yaşamı üzerindeki söz hakkını güçlendiren müdahaleler tartışılmaktadır.

Bir Evin Yokluğu Neyi Değiştirir?

Bir insanın evi olmadığında kaybettiği şey yalnızca bir çatı değildir. Güvenle uyuyabileceği bir yer, kişisel eşyalarını koruyabileceği bir alan, mahremiyetini sürdürebileceği bir ortam ve ertesi güne ilişkin plan yapabilme olanağı da tehlikeye girer. Bu nedenle evsizlik, fiziksel barınma eksikliğinin ötesinde, insanın gündelik yaşamını düzenleme kapasitesini ve toplumla kurduğu ilişkiyi etkileyen bir deneyimdir.

Toplumda evsizlik çoğunlukla sokakta uyuyan veya kamusal alanlarda yardım isteyen insanlar üzerinden düşünülür. Oysa sokakta görünür olmamak, barınma sorununun bulunmadığı anlamına gelmez. Ailesinin yanında kalmasına izin verilmeyen, arkadaşlarının evinde geçici olarak yaşayan, şiddet nedeniyle evini terk eden veya her an konutunu kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunan kişiler de ciddi barınma güvencesizliği yaşayabilir.

Avrupa Evsizlik ve Konut Dışlanması Tipolojisi (ETHOS), evsizliği çatısızlık, barınaksızlık, güvencesiz konut ve yetersiz konut gibi farklı yaşam koşulları üzerinden ele alır. Bu yaklaşım, evsizliğin yalnızca sokakta yaşamakla sınırlandırılamayacağını ortaya koymaktadır.

Türkiye’de bu ayrım özellikle önemlidir. OECD’nin 2026 tarihli değerlendirmesine göre ülkede evsizliğin resmî bir istatistiksel tanımı bulunmamakta, evsizlik verilerinin toplanmasını zorunlu kılan bir yasal çerçeve yer almamakta ve ulusal bir evsizlik stratejisi bulunmamaktadır. Bu durum, evsizliğin kapsamının belirlenmesini ve farklı grupların ihtiyaçlarının sistematik biçimde değerlendirilmesini güçleştirmektedir (OECD, 2026).

Bu makalenin temel yaklaşımı, evsizliği yalnızca kişinin barınma imkânını kaybetmesi olarak değil, güvenli ve sürdürülebilir bir yaşam kurmasını sağlayan ekonomik, toplumsal ve kurumsal koşulların yetersizliğiyle ilişkili bir sorun olarak ele almaktır. Bu bakış açısı, çözümün de geçici barınma hizmetlerinin ötesine geçmesini gerektirir.

Türkiye’de Evsizliğin Görünürlüğü ve Veri Sorunu

Bir toplumsal sorunun boyutlarını belirlemek, yalnızca kaç kişinin bu sorunu yaşadığını öğrenmek için değil, hangi ihtiyaçların kamu politikalarında dikkate alınacağını saptamak için de önemlidir.

OECD’nin 2026 tarihli Türkiye değerlendirmesinde, Evsizlere Konaklama Projesi kapsamında 2025 yılı için 3.974 kişilik bir sayı bildirilmiştir. Ancak bu sayı, proje aracılığıyla barınma hizmeti alan kişileri ifade etmektedir. Sokakta yaşayanlar, alışılmadık mekânlarda barınanlar ve yakınlarının yanında geçici olarak kalanlar bu verinin kapsamına bütünüyle dâhil değildir. Ayrıca raporda 2022 ve 2025 verilerinin yöntemsel açıdan karşılaştırılabilir olmadığı belirtilmektedir (OECD, 2026).

Dolayısıyla 3.974 kişilik sayı, Türkiye’de evsiz yaşayan herkesin toplamı olarak değerlendirilmemelidir. Bu veri, belirli bir kamu hizmetinin ulaştığı kişileri göstermesi bakımından anlamlıdır; ancak hizmetlere başvurmayan veya mevcut hizmetlerin kapsamı dışında kalan kişilerin sayısını ortaya koymaz.

Burada önemli bir ayrım vardır: Bir hizmetin kaç kişiye ulaştığını ölçmek ile bir toplumsal sorunun gerçek büyüklüğünü belirlemek aynı şey değildir.

Sokakta yaşayan bir kişi kamusal alanda görünür olabilirken arkadaşlarının yanında geçici olarak kalan veya evini kaybetme riski altında bulunan bir kişi aynı ölçüde görünür olmayabilir. Kayıtlarda bulunmamak, barınma sorunu yaşanmadığı anlamına gelmez.

Bu nedenle Türkiye’de evsizliğe ilişkin ortak bir tanımın geliştirilmesi, farklı barınma koşullarını kapsayan düzenli araştırmalar yapılması ve yerel verilerin birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Böyle bir sistem kurulurken kişisel mahremiyetin ve veri güvenliğinin korunması da temel bir ilke olmalıdır.

Evsizliğe Giden Süreçler: Tek Bir Neden, Tek Bir Yaşam Öyküsü Yok

Evsizlik çoğu zaman tek bir olayın sonucu değildir. İş kaybı, gelir yetersizliği, aile ilişkilerinin bozulması, sağlık sorunları veya sosyal destek ağlarının zayıflaması farklı kişilerde farklı biçimlerde bir araya gelebilir.

Ekonomik güvencesizlik ve konuta erişim

İşsizlik, düzensiz gelir, borçlanma ve konut maliyetlerinin karşılanamaması, kişinin mevcut barınma düzenini sürdürmesini zorlaştırabilir. Özellikle ekonomik kaynakları sınırlı olan kişiler için beklenmedik bir harcama veya gelir kaybı, kira ödemelerinin aksamasına ve konutun kaybedilmesi riskinin artmasına neden olabilir.

Bununla birlikte, yoksulluk ile evsizlik arasında kaçınılmaz bir ilişki bulunduğu varsayılmamalıdır. Benzer ekonomik koşullardaki kişilerin farklı sonuçlarla karşılaşmasında sosyal güvence, aile desteği, uygun fiyatlı konut seçenekleri ve kamu hizmetlerine erişim gibi etkenler rol oynayabilir.

Bu nedenle evsizliği yalnızca kişinin ekonomik kaynaklarının yetersizliği üzerinden açıklamak yerine, barınma ihtiyacı ile kişinin erişebildiği kaynaklar arasındaki ilişkiyi incelemek gerekir. Gelir kaybının barınma kaybına dönüşüp dönüşmemesinde, kişinin başvurabileceği destek mekanizmalarının varlığı da belirleyicidir.

Aile ilişkileri, şiddet ve sosyal destek kaybı

Aile, birçok insan için önemli bir destek kaynağıdır. Ancak her aile ilişkisi güvenli değildir. Şiddet, istismar, yoğun çatışma veya ilişkilerin sona ermesi, kişinin yaşadığı ortamı terk etmesine ya da barınma imkânını kaybetmesine neden olabilir.

Acar ve arkadaşlarının 2022 yılında İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde 20 evsiz erkekle gerçekleştirdiği nitel araştırmada, evsizliğe giden süreçlerde olumsuz aile ilişkileri, ekonomik güçlükler, alkol ve madde kullanımı, psikolojik sorunlar ve cezaevi geçmişi gibi farklı etkenler belirlenmiştir. Katılımcılar ayrıca güvenlik, gıda, giyim, hijyen ve toplumsal damgalanma alanlarında çeşitli güçlüklerle karşılaşmıştır.

Bu araştırmanın sınırlı bir örnekleme dayanması, bulgularının Türkiye’deki bütün evsiz bireylere genellenmesini engeller. Bununla birlikte çalışma, evsizliğin farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğini ve sokakta yaşamaya başlamanın ardından yeni güçlüklerin oluşabildiğini göstermektedir.

Bu çerçevede, evsiz bir kişiye yalnızca ailesinin yanına dönmesini önermek yeterli değildir. Aile ilişkilerinin güvenliği, kişinin kendi tercihleri ve mevcut destek seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle şiddet veya istismar riski bulunan durumlarda, aileye dönüşü varsayılan çözüm olarak görmek yeni riskler yaratabilir.

Sağlık sorunları ve karşılıklı kırılganlık

Fiziksel hastalıklar, engellilik ve ruhsal zorlanmalar kişinin çalışma yaşamına katılımını veya gündelik ihtiyaçlarını karşılamasını güçleştirebilir. Ancak sağlık sorunlarını evsizliğin tek yönlü nedeni olarak değerlendirmek, sorunun toplumsal boyutunu gözden kaçırır.

İlişki karşılıklıdır: Sağlık sorunları barınma güvencesini zayıflatabilir; evsizlik de sağlık hizmetlerine erişimi güçleştirerek mevcut sorunların ağırlaşmasına yol açabilir.

Düzenli uyuyamamak, kişisel hijyeni sürdürememek, ilaçları uygun koşullarda saklayamamak veya sağlık kontrollerine devam edememek kişinin fiziksel ve psikolojik iyilik hâlini etkileyebilir. Güvenli bir yaşam alanının bulunmaması, gündelik işleri planlamayı ve sürdürülebilir bir rutin oluşturmayı da zorlaştırabilir.

Bu nedenle evsiz bireylerin sağlık ihtiyaçları değerlendirilirken yalnızca kişisel özelliklere değil, hizmetlere erişim koşullarına ve yaşam ortamına da bakılmalıdır.

Evsizliğin Psikososyal Boyutu: Güvenlik, Aidiyet ve Kişisel Özerklik

Ev, insanın fiziksel ihtiyaçlarını karşıladığı bir mekân olmanın ötesinde, dinlenebildiği, mahremiyetini koruyabildiği ve gündelik yaşamını düzenleyebildiği bir ortamdır. Bu ortamın kaybı, yaşamın sürekli belirsizlik içinde sürdürülmesine neden olabilir.

Nerede uyuyacağını bilmemek, eşyalarının güvende olup olmadığından emin olamamak veya ertesi gün temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını düşünmek, kişinin enerjisini ve dikkatini tüketebilir. Bu koşullarda uzun vadeli planlar yapmak, iş başvurularını takip etmek veya karmaşık bürokratik süreçleri yürütmek daha zor hâle gelebilir.

Bu güçlükleri doğrudan motivasyon eksikliği olarak yorumlamak doğru değildir. İnsanların karar verme, sorun çözme ve gelecek planı yapma kapasiteleri, içinde bulundukları koşullardan bağımsız değildir.

Örneğin bir iş görüşmesine hazırlanmak, belgeleri saklamak, temiz kıyafet bulmak ve görüşme yerine zamanında ulaşmak, güvenli bir konutu olan kişi için sıradan olan işlerken evsizlik yaşayan kişi için ciddi engellere dönüşebilir. Bu durum, barınma sorununun istihdam ve toplumsal yaşama katılım gibi başka alanlarda da fırsat kaybına yol açabileceğini gösterir.

Evsizliğin psikososyal etkileri herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Bazı kişiler yardım ararken aktif davranabilirken bazıları önceki olumsuz deneyimleri nedeniyle temkinli yaklaşabilir. Bu farklılıkları yalnızca kişilik özellikleriyle açıklamak yerine, kişinin yaşam öyküsü ve içinde bulunduğu koşullar dikkate alınmalıdır.

Psikososyal desteğin amacı yalnızca bireyin duygularını veya davranışlarını değiştirmek olmamalıdır. Güvenliğin sağlanması, hizmetlere erişimin kolaylaştırılması ve kişinin kendi yaşamı üzerinde yeniden söz sahibi olabilmesi de müdahalenin parçasıdır.

HANIM DEMİRBAŞ

SOSYAL PEDAGOG

BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI

Yorum Yazın

SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    iletişime geç

    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ TÜRKİYE’DE EVSİZLİK: GÖRÜNMEYEN YOKSULLUK, PSİKOSOSYAL KIRILGANLIK VE BARINMA HAKKI ( I )
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ CUMHURİYET BENİM EN BÜYÜK SEVDAMDIR
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU Audi’ye hayat veren adam AUGUST HORCH.
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR ÖDÜL GECELERİ ÇOĞALDI, PEKİ GERÇEK HAK EDENLER NEREDE?
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER JULİANE KOEPCKE’NİN İNANILMAZ HAYATTA KALMA MÜCADELESİ.
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU İYİ ŞEYLER OLSUN DÜNYADA
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR AMAN DİKKAT SAKIN DÜŞMEYİN!
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL ÇOCUKLARI KİM YETİŞTİRİYOR: AİLELER Mİ, SOKAKLAR MI, EKRANLAR MI?
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN DEVLET ANA ? BÜYÜK İNSAN ?
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR KEDİ NANKÖR DERLER YA
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BİR CENAZEDE FOTOĞRAF YARIŞI
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle