MENU
  • EĞİTİM
  • MEKAN
  • HABER
  • Basın Bülteni
  • SİNEMA
  • Kadın
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
Haber Caddesi
DOLAR6.8555
EURO7.7475
GR ALTIN390.45
ÇEYREK640.68
İstanbul
Haber Caddesi
Haber Caddesi
  • MAGAZİN
  • MÜZİK
  • YAŞAM
  • GÜNCEL
  • MODA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • KÜLTÜR & SANAT
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
Kapat

KIRMIZI PAZARTESİ

Ana SayfaYazarlarESRA SONGÜLER
29 Temmuz, 2026, Çarşamba 19:03
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
KIRMIZI PAZARTESİ

 

Gabriel García Márquez

Rahmetli babamdan kalan güzel bir alışkanlığım var… Kitap okumak…. Oralarda hayat bulurum. 

Kütüphanem zengindir, bir oda dolusu kitabım vardır desem abartmış olmam, okumak benim için vazgeçilmez bir alışkanlıktır. 

Kimi kitaplar okunur, biter ve kütüphanemin raflarında kalır ama bazıları vardır ki, son sayfası kapandıktan sonra bile ruhumun derinliklerinde yaşamaya devam eder. 

Sevgili Habercaddesi okurlarım, sizlere bu yazımda bir kitaptan bahsedeceğim, yıllar öncesinde okumuştum ama geçtiğimiz haftalarda kütüphanemden alıp yeniden okuduğum ve okurken ilk günkü heyecanı yaşadığım Gabriel García Márquez'in Kırmızı Pazartesi adlı romanını sizlerle birlikte incelemek istedim. 

Çoğunuzun bu romanı okuduğunu tahmin ediyorum, ilk cümlesinden itibaren okuyucuya cinayetin işleneceğini açıkça söyler, katilin kim olduğu da bellidir. Buna rağmen insan, kitabı büyük bir merakla okumaya devam eder çünkü asıl soru "Kim öldürdü?" değildir, asıl soru "Herkes biliyorken neden kimse engel olmadı?" sorusudur.

Kırmızı Pazartesi ya da İspanyonca adı ile (Gronica de una muerte anunciada) Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in hafızalara kazınan, dünyaca ün yapmış yedinci romanıdır. 

Sizlere kısaca ünlü yazar Gabriel García Márquez den bahsetmek isterim.

Gabriel García Márquez veya tam adıyla Gabriel José de la Conciliación García Márquez tüm Latin Amerika'da “Gabo” lakabıyla bilinen Nobel Edebiyat Ödüllü Kolombiyalı yazar, romancı, hikâyeci ve oyun yazarıydı. 6 Mart 1927'de Kolombiya'nın kuzeyindeki Aracataca kasabasında dünyaya geldi. Babası telgrafçıydı, maddi imkansızlıklar nedeniyle ilk yıllarını kendisine masallar ve aile efsaneleri anlatarak hayal gücünü şekillendiren anneannesi ve siyasi hikayeler anlatan dedesinin yanında geçirdi. Onlarla geçirdiği günler daha sonra kaleme alacağı eserlerin ana ilham kaynağı oldu. Edebiyat aşığı olana Gabriel, genç yaşında yazdığı romanlar ile çok okunan yazarlar arasına girmeyi başarmıştı.

Kırmızı Pazartesi’ye dönecek olursam, okuyanların da iyi hatırlayacağı gibi romanın merkezinde Santiago Nasar'ın öldürülmesi var fakat bu ölüm yalnızca bir insanın hayatını kaybetmesi değildi aynı zamanda vicdanın, adaletin, cesaretin ve insanlığın da yavaş yavaş ölmesiydi. Kasabada ki neredeyse herkes cinayetin işleneceğini bilir. Kimisi duyduğunu önemsemez, kimisi başkasının müdahale edeceğini düşünür, kimisi ise "Bana ne?" diyerek sessiz kalır sonunda ise herkes biraz suçludur.

İşte tam da bu yüzden bence Kırmızı Pazartesi sadece bir roman değil toplumun aynasıdır. O aynaya baktığımızda yalnızca romandaki insanlarla beraber bazen kendimizi de görürüz.

Hayatta çoğu zaman yanlışları görürüz ama konuşmayız. Bir çocuğun haksızlığa uğradığını biliriz, sessiz kalırız. Bir kadının şiddet gördüğünü duyarız, "Aile meselesidir." der geçeriz. Bir insanın iftiraya uğradığını fark ederiz ama doğruları söylemeye cesaret edemeyiz. Sonra da olanlar karşısında üzülürüz. Oysa bazen sessizlik de bir tercihtir. Bence sessizlikte bir cevaptır, ve bazı sessizlikler, yapılan kötülük kadar ağır sonuçlar doğurabilir.

Romanın en çarpıcı yönlerinden biri de "namus" kavramını sorgulamasıdır. İnsanların onurunu koruma adına işlenen cinayetler gerçekten onuru korur mu? Bir insanın canı, toplumun oluşturduğu geleneklerden daha mı değersizdir? Yıllarca insanlar "El âlem ne der?" korkusuyla nice yanlışlara göz yumdu oysa gerçek namus; dürüst olmak, vicdan sahibi olmak, adaletli davranmak ve insan hayatına değer vermektir. Bir insanı öldürmek hiçbir zaman onuru geri getirmez; yalnızca yeni acılar doğurur.

Kitap bize, insanların bazen düşünmeden kalabalığın peşinden gittiğini de gösteriyor. Bir kişi sustuğunda, diğerleri de susuyor. Bir kişi müdahale etmediğinde, başkaları da etmiyor. Böylece yanlışlar büyüyor oysa iyilik de kötülük de bulaşıcıdır. Cesaret gösteren tek bir insan bazen birçok hayatı değiştirebilir.

Romanı okurken en çok içimi acıtan şeylerden biri de pişmanlıktı. Cinayet işlendikten sonra herkes konuşmaya başlar. "Keşke söyleseydim", "Keşke uyarsaydım", "Keşke ciddiye alsaydım" derler ama artık çok geçtir. Günlük hayatımızda da bazı pişmanlıkların telafisi yoktur. Söylenmeyen bir söz, uzatılmayan bir el, yapılmayan bir iyilik bazen bir ömür vicdan yükü olur.

Kırmızı Pazartesi, bize kader ile insanın seçimi arasındaki ince çizgiyi de düşündürür. Olay sanki kaçınılmazmış gibi anlatılır ancak roman boyunca fark ederiz ki aslında onlarca küçük fırsat vardır. Bir kişi daha cesur davransa, biri gerçekten görevini yapsa, biri sadece birkaç dakika önce harekete geçse belki de Santiago yaşayacaktı. Demek ki bazen kader dediğimiz şey, insanların aldığı ya da almadığı kararların sonucudur.

Bu eser günümüzde de güncelliğini koruyor çünkü teknoloji değişse de insanın korkuları, önyargıları, dedikoduları ve sessizliği çok değişmiyor. Sosyal medyada bir haksızlık gördüğümüzde, okulda bir arkadaşımız dışlandığında, iş yerinde birine adaletsizlik yapıldığında çoğu zaman seyirci kalıyoruz oysa seyirci olmak, bazen olayın dışında kalmak değildir; olayın bir parçası hâline gelmektir.

Gabriel García Márquez bu romanla bize yüksek sesle bağırmıyor, sessizce anlatıyor ama anlattıkları insanın yüreğinde derin bir iz bırakıyor çünkü romandaki asıl suçlu tek bir kişi değildir. Suç, korkunun, önyargının, geleneklerin yanlış yorumlanmasının ve en önemlisi sessiz kalmanın ortak sonucudur.

Bu kitabı bitirdiğimizde aklımızda bir tek cinayet kalmaz. Vicdanın sesi kalır. İnsan olmanın sorumluluğu kalır. Haksızlık karşısında susmamanın önemi kalır. Çünkü bazen tek bir cümle, tek bir uyarı, tek bir cesur adım bir hayat kurtarabilir.

Belki de Kırmızı Pazartesi bize şu gerçeği hatırlatmalıdır. 

Bir toplumu ayakta tutan sadece yasalar değildir. Vicdan, merhamet, adalet ve cesaret de en az yasalar kadar gereklidir. İnsanlar birbirlerinin acılarına kayıtsız kaldığında, kaybeden yalnızca bir kişi olmaz; bütün bir toplum olur.

Bu yüzden bu roman yalnızca Santiago Nasar'ın hikâyesi değildir. Her dönemde, her toplumda yaşanabilecek bir insanlık sınavının hikâyesidir. Ve romanı bitirdiğimde kafamda şu soru kaldı: Eğer o kasabada ben yaşasaydım, gerçekten sessiz kalmayacak mıydım ? İşte bu soru, romanın en ağır ve en unutulmaz mirasıydı… Cevabım ne olacaktı derseniz, bırakın o da benim özelimde kalsın olur mu?

Bu günlükte bu kadar, başka bir yazımda, başka bir konuda buluşmak üzere hoşçakalın, hoş kalın.

ESRA SONGÜLER

HABER CADDESİ EDİTÖRÜ

Yorum Yazın

ESRA SONGÜLER

    iletişime geç

    ESRA SONGÜLER

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    ESRA SONGÜLER
    ESRA SONGÜLER KIRMIZI PAZARTESİ
    AV.ONUR YAĞIŞAN
    AV.ONUR YAĞIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLİĞİ BOŞANMA NEDENİ Mİ?
    LEYLA SOMER
    LEYLA SOMER BİR KAP SU, BİR GÖLGE, BİR VİCDAN
    ŞEHNAZ DİLAN
    ŞEHNAZ DİLAN BU İFADELERİ DOĞRU BULMUYORUM
    SABİHA ÜNAL
    SABİHA ÜNAL SINAV BİTTİ, KARAR BAŞLIYOR
    HABİB BABAR
    HABİB BABAR YAPAY ZEKA YAZARLARI
    FATOŞ ACAR
    FATOŞ ACAR ALTIN YUNUS
    SEÇİL ESKİOĞLU
    SEÇİL ESKİOĞLU Su Krizi Kapıda mı?
    CELAL KODAMANOĞLU
    CELAL KODAMANOĞLU WİLHELM GUSTLOFF DENİZİN ALTINA GÖMÜLEN ÇIĞLIKLAR
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU
    MUSTAFA ÇOLAKOĞLU KALBİMİZDEKİ GEÇMİŞ
    BURHAN AKDAĞ
    BURHAN AKDAĞ 43 YILLIK BİR MUHABİRİN KALEMİNDEN
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ
    SOSYAL PEDAGOG, BİREYSEL ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI HANIM DEMİRBAŞ BAZEN SORUN SİZİ SEVMEMESİ DEĞİLDİR.
    MEHMET ALİ BABAR
    MEHMET ALİ BABAR İFTİRA DEĞİL DUA ZAMANI
    ZAFER DİNÇER
    ZAFER DİNÇER VEFA SADECE BİR SEMT ADIYMIŞ
    NAZLI ARMAN
    NAZLI ARMAN SEVMEK
    FUNDA AKOSMAN
    FUNDA AKOSMAN YENİ YIL
    MERAL KONRAT
    MERAL KONRAT KİME GÖRE DÜŞMAN!
    Haber Caddesi
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Caddesi 2021 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle